​ Mevlana ve hoşgörü yılı / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Mevlana ve hoşgörü yılı

Mevlana ve hoşgörü yılı
 



Hollanda'da kültür ve sanat alanında etkin olan onüç sivil toplum kuruluşu, bu yıl UNESCO tarafından," Mevlana Yılı " ilan edilmesi vesilesiyle bir araya gelip,Hollanda’da Mevlana Celaleddin Rumi’yi en etkin bir şekilde tanıtabilmek amacıyla çalışma programı hazırladılar.

UNESCO'nun, biraraya geliş sebebi olarak,2007 yılının Mevlana Hoşgörü Yılı olarak ilan edilmesinin, ülkemizin,kültürümüzün tanıtılması ,insanlık gündemini etkileyen Mevlana’nın evrensel düşüncelerinin idrak edilip,yorumlanması açısından çok önemli bir fırsat olduğu, kanısındayım.

Hoşgörünün eksik olduğu birey ve toplumlarda,yaşamın sürekli karmaşa içinde sürdüğünü hepimiz görmekteyiz.Hoşgörüyü algılamak ve yaşatabilmek için,sevgi ve gayret gereklidir.

Hoşgörü,çevremizde bulunan insanlarla davranış ve fikir karmaşası yaşayıp,onları algılamakta güçlük çektiğimiz durumlarda,hemen ön yargılı davranıp,herhangi bir olumsuz tepki göstermeden önce,bize farklı ve ters gelen davranış modellerinin nedenlerini düşünüp,duyarlı, anlayışlı ve olumlu düşünce kalıplarına yönelerek, hareket etmemizi sağlar.

Hoşgörü kavramını, pek çok şekilde tanımlayabiliriz.Yetiştiğimiz çevrenin,içinde karşılaştığımız kişilerin bazıları ,düşünce ve eylemlerini ,akıl ve mantık süzgecinden geçirmeden uygulamaya koyabilirler.Sonuç olarak, hoş görülmemesi gereken bir takım davranışlar,ileride ortaya çıkabilecek olumsuzluklara rağmen hoş görülecek olursa,bu durumu ancak akılsızlık olarak nitelendirebiliriz.

Çocuk sahibi ailelerin de, çocuklarına verdikleri aile içi eğitim süreci içerisinde,hoşgörü kavramını, yoğun bir biçimde görebiliriz.Bilinçli ve ölçülü olarak gösterdiğimiz hoşgörünün,çocuklarımızın kişilik kazanmasına yardımcı olabileceği kadar,aşırısı onların kişiliksiz ve bencil bireyler olmasına da sebep olabilir.Hoşgörüden yoksun yetişen çocuklar ise,ileride hırçın ve sert mizaçlı olabilirler.Dolayısıyla çocuklarımıza belirli ölçüler dahilinde hoşgörülü davranmanın,zorunlu olduğu inancındayım.

Gerek iş yerlerimizde,gerekse yaşadığımız beraberlikler çerçevesinde,karşımızdaki bireyin düşünce ve davranışları kimi zaman,bizim inanç ve düşüncelerimize ters bile gelse,onlara karşı olan sosyal ve ekonomik bağımlılığımızdan ötürü,olup,bitenleri hoşgörüyle karşılamak zorunda kalabiliriz.Gerçi bu durum,hoşgörüden çok,karşımızdaki bireye karşı hoş görünmek durumunda kalmak olarak da değerlendirebilir.Böylesi hoş görünmek adına,yaşanan olaylar karşısında sindirilmiş bireyler olarak kalmak,ekonomik ve kültürel düzeyi düşük olan ülkelerde,daha yoğun gözlemlenmektedir.

Bana göre hoşgörülü olabilmek adına söylenebilecek en doğru şey,empati kurabilmektir.Empati , başkalarının duygularını anlayabilmek,kısaca kendini karşındakinin yerine koyabilmektir.Öğretmen iken öğrencinin,patron iken çalışanının,savcı iken sanığın ,içinde bulunduğu duruma, kendini koyabilmektir.Böylece hoşgörünün ne olduğunu veya ne olması gerektiğini daha net görebiliriz.

Makalemi,Mevlana’nın anlamlı bir vecizesiyle noktalamak istiyorum.

"Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır." (Mevlana)

 
Toplam blog
: 60
: 1987
Kayıt tarihi
: 14.06.07
 
 

22.06.1970, İstanbul doğumluyum. Finans sektöründe çalışıyorum. Sanata ve edebiyata büyük ilgi duyuy..