- Kategori
- Güncel
Meydan havaları
Oldum olası “miting” meydanlarından hoşlanmam, orada dikil saatlerce şu saatte gelecek konuşma yapacak diye bildiğiniz Başbakan ya da Genel başkanların daha “şu saatte” dedikleri zamanda “miting alanlarında” olmayı başardıklarına hiç şahit olmadım ben…
THY gibi en az bir saat rötarlıdır…
***
Geldi diyelim saatlerce ayakta dur çişin gelir bacaklarını sıkar durursun, konuşasının bitmesini beklersin.
Ve beklenen an gelir konuşma biter, kazık gibi dikilenler affedersiniz ahırdan boşanır gibi ne sağındakine ne solundakine bakmadan ayaklarına basa basa bir kısmı da omuza ata ata gider. Meydan boşalır yerde tonlarca kâğıt ve plastik su şişesi kalır yadigâr…
Eğer gitmişsem en arkadan izlerim, biter bitmez de ön tarafa yürürüm çünkü önde konuşmacıya çaktırmadan atılan bol bozuk para vardır toplarım çaktırmadan…(Şaka tabi…)
***
O yüzden miting meydanlarını değil eylem meydanlarını daha çok severim. İnsanlar birbirini tanısın tanımasın el ele tutuşur halay çekerler horon teperler, şarkılar türküler sazlar alır başını gider…
Yemin ediyorum verin her iki ellerine birer tahta kaşık Konya’nın kaşık havasını şakır şakır oynamazlarsa namerdim…
Adana da eylemleri görseniz bayırlısınız, halay tamam da halayın en zoru, gerçekten son derece zoru olan “üçayak” oyunu oynanır. Davul zurna kaptırdı mı oyunculara keyfine doyum olmaz…
Dünyanın hiç biri yerinde polis zoruyla biber gazı ve TOMA larla dağıtılan böyle bir “terör” göremezsiniz…
***
Size bir şey söyleyeyim mi; siyasetçilerin miting meydanlarında kazık gibi durmak yerine vatandaşının “kaşık havası” oynamasına izin verseler vatandaşlarıyla daha iyi kaynaşırlar.
Ne yazık ki bizim memleketli Adanalı vekil Ümit Özgümüş dışında adam gibi halay çekmesini bilen de yok mecliste, çakma Adanalı Ömer Çelik hayatında halay çekmemiş birine benziyor…
O yüzden buz gibidir meclis koridorları park ve meydanları…
***
Aslında meclisteki tüm vekiller ve bakanlar “kaşık havasını” bir öğrenseler inanın bu ülkede demokrasiyi kavramamız ve uygulamamız daha hızlı olurdu…
Hatta Yeni Anayasa bile çoktan hazırlanır, mecliste oylanır ve bizden “Cumbaba” tarafından da Kayseri havasıyla imzalanırdı…
***
Şimdi Adana da öyle bir sıcak var ki kafanızı dışarı çıkarmanız mümkün değil. Şu saatte yani 22.34 de balkonda esen sıcak tokat gibi geliyor insana…
21 gündür sokaklardaki sıcaklık yerini galiba yavaş yavaş mevsim sıcaklarına terk ediyor yerini…
Arabamın da kliması bozulacak zamanı buldu, malum bizim emektar yaşlı, parçasını bulamadık tamircim Adana otodaki Paşa Ankara’ya sipariş geçti bulurlarsa gönderecekler yoksa arabaya binmek cehenneme balıklama atlamak gibi olur…
Evde klimalarla serinlemek benim için tam bir intihar; burnumda et var klima eti şişince benim yamuk yumuk burun oluyor dolma burun, nefes alamıyorum…
***
Birkaç ulusal kanal yandaşlıkları belli olmasın diye, saçma sapan yarışma ve dizilerle kafa ütülüyorlar. Üç kanalın dışında eylemcileri hele hele “duran adamların eylemlerini” vermemeleri kıpkırmızı olmaya başlayan içten içe kaynayan siyaset arenasının kızarmaya başladığının resmi değil de nedir acaba?
***
Yandaş kanalların verdiği haberleri dinlerken insan ister istemez havalara giriyor, ne muhteşem bir ülkede yaşıyormuşuz meğer diyor.
Sanki 21 gündür bu ülkede hiçbir şey olmamış sokaklar mevsim sıcaklarından daha sıcak değilmiş gibi…
***
Bütün halkı kucaklamak önce tüm televizyonların siyaset ve iktidar açısından aynı şekilde yayın yapmasına bağlıdır, yoksa herkesi kucakladığınıza inandıramazsınız…
Televizyonun birinin canlı yayınında kırmızı elbiseli bir kadına polis panzerlerinden tazyikli su sıkılıyor kadın dimdik ayakta duruyor, o kadın direnişin simgesi oluyor dünyanın hemen her ülkesinde…
Yandaş medya ve televizyonlar anında bir kulp buluyorlar; O kadın mankenmiş ve eylem sahneleri de stüdyoda çekilmişmiş…
Koskoca TOMA’yı nasıl soktular oraya merak ediyorum…
***
Demek ki fırınlara sıcaklık vermek için ocağa odun atmak önemli, eylemleri kötülemek için ise iktidarın yaşlakası ve bol para sahibi olmak gerekiyormuş ki ısınan meydanlar soğusun…
***
Diş işler bakanı bugün yandaş bir televizyonda konuşurlarken bir kot reklamına atıfta bulunarak “halk hareketi” eylemlerini düzenleyenleri tanımlamış aklınca; “Çok mu olduk acaba?” diyerek…
Bektaşi Babasına sormuşlar:
“Baba erenler, sence apteshanede sakız çiğnemek günah mıdır, değil midir?”
Bektaşi Babası:
“Günah olmasına günah değildir ama demiş; bir gören olursa bok yediğini sanır.”
***
Onu bunu bilmem çok mu oldular az mı kaldılar bildiğim bir şey var hem havalar ısınıyor hem de siyaset yani bu yaz işimiz gerçekten çok zor…
Sıcak gündem serin hava; nasıl olacaksa olsun artık…
Erdoğan ÖZGENÇ