- Kategori
- Siyaset
Avrupa Birliğine
İnanın adınız nedir bilmiyorum, eminim sizin için benim de adımın ne olduğu önemli değildir. Zaten adımın kimliğimin dinimin ve mezhebimin de çok önemli olmaması lazım…
Çünkü ben dünyanın hemen her yerinde yaşamını seçme hakkı verilmeyen bir canlıyım yani “insanım…”
***
Bakın biz “Türk Milleti” olarak yukarıda saydıklarım ile ilgili bir takım odakların yarattığı sorunların en berbatını yaşadık,
Ekonomik olarak sosyal olarak yıllarca hatta asırlarca dışlandık itildik, birçok ilke halkları bizleri tanımadan görmeden “barbar” bile ilan ettiler.
Bir toplum ise geçmişte yaşanan talihsiz bir olayı tüm ülke halkının üzerine yıkıp hepimizi “ırkçı” ilan etti ve halen bu konuda uluslararası ortak bir tavır almanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Ne ilginçtir ki şimdi bir çok ülke de bu küllenmiş ateşin üzerine benzinle gitmeye çalışıyor. Amacınız ne Türk ulusunu “ırkçı” ilan edip dışlamak mı?
Sizce bunun adı da açıkça “Irkçılık” değilse nedir?
***
Aynı hataları bizde yaptık, ama asla ırkçılık yapmadık, yaptığımız sadece; gördüğümüz her Alman kızını pornocu her sarışın Rus’u Nataşa diye adlandırdık. Misafirperver bir millet olduğumuzu unutup ülkemizi gezmeye gelenleri taciz etmeye, aptal hesap kitap bilmezler diye soymaya kalktık…
Haklısınız ama bunları yapanlar “cahil” kesimdi cehaleti yendik. Bunları yapanlar milyonda değil yetmiş altı milyon nüfusumuzda sadece üç beş kişidir...
Bunlara bakarak, bir başka toplumun dayatmaya kalktığı tarihin tozlu sayfalarında kalmış olayları cımbızla ayıklayıp önünüze koyduğuna bakmaksızın koskoca bir Türk Milletini suçlayamaz, gördüğünüzü değil sadece size anlatılanları yorumlayarak dünyada ne kadar olumsuzluk varsa hepsini üzerimize yamayamazsınız…
***
Yarım asrı geçen süredir kurucu üye olmasına rağmen ülkemizi çağdaşlığın demokrasinin özgürlüğün ve refahın temel kaynağı ve insanlığın ortak yapımı diye düşündüğümüz “Avrupa Birliği” ne katılma talebimizi dünyada bir örneği daha bulunmayan bir araştırma dayatma ve dışlama güdünüzle sonuçlandırmaksınız hala kapıda tutuyorsunuz.
Görünen o ki neredeyse kapılar sadece “dini farklılığımız” nedeniyle yüzümüze kapanmak üzere…
“İnsanlık “ adına bunun cevabını veremeden; tıpkı AB vatandaşlarının yaşam biçimini yaşamak daha özgür daha demokratik bir ülke oluşturma hayalini kuran ve bunun için demokratik ve anayasal haklarını kullanarak barışçıl bir yolla “halk hareketini” başlatan Türk gençlerine “iktidarın” gösterdiği basiretsizliği, bencilliği kibri, despotizmi öne sürerek;
Başbakan ve ekibini cezalandırmak ya da devletin tümünü uyarmak amacıyla, tıpkı kendi vatandaşlarınız gibi demokratik barışçıl haklarını kullanan “tüm gençliği” cezalandırmak ve dışlamak anlamına gelen “Türkiye’yi birliğin içinde görmek istemiyoruz” diyemezsiniz…
***
AKP nin seçim kazanmasından sonra Rize de bir yerel gazetede; Kurucularının neredeyse tamamı dini referans alanlardan kurulu AKP nin uzun bir süre AB ülkeleriyle ABD işbirliği ile iktidara özel olarak hazırlandığını,
Seçim sonrasında AKP nin hem siyasi hem de ekonomik açıdan beslenerek ileride ülkede sağlanacak fason ve sınırlı güzellikler sonrasında;
Birlik üyelerinin tamamının “gayrimüslim” Türkiye nin ise “Müslüman” bir ülke olduğunu öne sürerek “üyeliğimizi” reddedemeyecekler, mutlaka daha geçerli başka bir kaynak yaratarak birliğe almak istemeyecekler, diye yazmıştım.
Şimdi ne kadar haklı olduğumu görüyorum ama hala haklı çıkmak istemiyorum…
***
Bu ülke halkı çok çekti çok zorluklar gördü, yine batı ülkeleri ile ABD nin ayak oyunlarıyla seçtirdikleri iktidarların tarih boyunca yaptıkları hataların ceremesini çekti, cehaletle yoksullukla yobazlıkla boğuştu. Ama halk hiç yılmadı hiç isyan etmedi hiç başkaldırmadı, hakaretlerinizin tamamına sessiz kaldı, boyun eğdi; sadece daha medeni daha çağdaş daha refah yaşayabilmek yaşıtları gibi modern bir ülkede ilim irfan görmek eğitim alabilmek için…
Ancak şimdi siz çıkmış ülkeyi “diktatörlüğe” taşıdıklarının farkında olmayan iş adamları ve iktidar üyeleri ile yandaşları yüzünden tüm Türk toplumunu cezalandırmak istiyorsunuz…
Kusura bakmayın bunun adı ne çağdaşlıktır ne hukuka dayalı bir yorumdur ne de “İnsanlıktır”
***
Şimdi sizlerden beklediğimiz şudur, öncelikle şunu yapmayın; ülkemizi iktidardaki “üç beş zevzeğin” lafına bakarak değerlendirmeyin. Hiç kimse sizden sadaka istemiyor istediği ortada…
Bu ülkenin ekonomik verileriyle istediğiniz gibi oynayarak çıkar çevrelerinin amaçlarına hizmet ederek; gerçekten çok güzel insanlarının hayat standartları ile yaşam kaliteleri ile ve eğitimi, geleceği ile oynamaktan vazgeçin.
Ülkede siyaset ve siyasetçi kimliği gerçekten Avrupa standartlarında değil ama sırf onlar kişiliksiz kimliksiz ve akılsız oldukları için tüm halka uğraşmaktan,
Ve iktidardakilerin kibirleri kabadayılıkları yüzünden koskoca Türkiye Cumhuriyetini cezalandırmaya kalkma anlayışınızdan vazgeçin…
Ülke zor döneme daha girdi ama yaşları 14 ile 28 yaş aralığında olan “gençliğin” demokrasiye özgürlüğe ve insanlığa sahip çıkmasını yadırgamaktan ziyade taktir etmelisiniz. Türkiye eski Türkiye gençlik ise eski gençlik değil bunu görün artık. Ve onları benzetmeye kalktığınız Arap toplumları ile asla kıyaslamayınız.
Eğer birliğe almamak veya hala kapıda tutmak isterseniz inanın işte bu muhteşem gençliği bu oluşumların yani Arap alemin kucağına ellerinizle atmış olursunuz…
Yaşananlar ülkemizin iç işleridir belki iktidardakiler çözemeyebilir ama inanın ülkemiz çok güçlüdür ve bu sorunları rahatlıkla çözecek sayısız kişi ve kurumları vardır.
***
Bunları körü körüne Avrupa Birliği sevdalısı biri olarak yazmıyorum; bu olayların bir sebebin de geçen çok uzun zamana rağmen AB ne almamanız olduğuna, bu halkın sosyal açıdan bazı değerleri doya doya vaktinin geldiğine ve en doğal hakkı olduğuna inandığım için yazıyorum.
Alınırız veya alınmayız önemli değil bu dünya yıkılsa yeniden kurulsa Türkiye iyi ya da kötü dünyadaki yerini mutlaka alır bunu da sakın unutmayın…
Bu ülkenin çok büyük bölümü sadece “insan” olarak dünya vatandaşlığını çağdaş modern insan yaşamını, rahatı huzuru mutluluğu ve zenginliği ve bütün bunları sizler paylaşmayı çoktan hak etti…
***
Umarım kararlarınızı ve bazı üyelerinizin yaptıkları haksızlıkları birkaç kez daha gözden geçirirsiniz…
Birliğinizi ve üye ülkelerin tüm halklarını selamlıyor, saygı ve sevgiyle kucaklıyorum…
Erdoğan ÖZGENÇ
Emekli Bankacı, Akademisyen
Yazar, Ekonomi ve İnsan Kaynakları uzmanı
Her şeyden önce de
“İNSAN…”