- Kategori
- Siyaset
Fren ve gaz ( Hukuk Fakültelerinde dersler farklı mı?)
Bu arada kaynayıp giden çok şey var, Gezi Parkı aşağı Gezi Parkı yukarı olunca…
Bir de üzerine üstlük “Duran Adam” protestosu var ki ortalığı allak bulak eden, evlere şenlik.
***
Bizim anlı şanlı yağdanlık oldukları için gazetecilikten meclise atlayan politikacılarımız utanmasalar bugünkü borsanın düşüşünü ve doların tavan yapmasını buna “ Duran adam” eylemlerine bağlayacaklar…
***
Dün Anayasa Mahkemesi hem meclisten oy çoğunluğu ile geçen hem Cumhurbaşkanının ülkenin en iyi hukukçularından oluştuğu söylenen heyetinden geçip imzalanan ve resmi gazetede yayınlanan üç yasanın bazı maddelerini “iptal” etti…
***
Bendeniz geçen günler bir yazım da “Cumhurbaşkanınız AKP nin oy çoğunluğuyla kabul ettiği bir tek yasayı “veto” etsin hatta geri çevirsin Taksim meydanında kendimi yakarım demiştim.
Hatırladığım kadarıyla “şike yasası” ile ilgili olanı iade etmiş meclisten de aynen geri gönderilmişti. Ondan sonra da unutuldu gitti zaten…
İddiamı hala yineliyorum ama artı Taksim meydanında kolay kolay “ateş” yakılamayacağı için kendimiz yakmam söz konusu olamayacağı için söz siz ne isterseniz onu yapacağım…
***
Oğluma hukukun üstünlüğünü neden çok önemli olduğunu anlatırken önümde Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği üç yasa duruyordu. Oğlum dedi ki;
“Babacığım hukukun üstünlüğü diyorsun ama meclisten çıkan, Cumhurbaşkanının hukuk birimlerinden geçen yasaları iptal eden Anayasa Mahkemesindeki hukukçularla o yasayı hazırlayan ve denetleyen hukukçular arasında fark var demek ki, hangisinin hukuku üstün acaba?” dedi…
***
Şaşırdım tabi, henüz cevap vermeye kalkıyordum ki devam etti, sen bana hukuk fakültelerinde dünya ülkelerinin kabul ettiği çağdaş yasalar öğretiliyor, insanlık adına yapılan her türlü yasa neredeyse bir birinin aynısıdır, demiştin…
Ancak anlaşılıyor ki hukuk fakültelerinde öğretilen “hukuk” aynı değilmiş zira eğer aynı olsaydı bu yasalar iptal edilmezdi…
***
Hadi buyurun bakalım ne diyeceksiniz, haktan hukuktan bahsederken dipsiz bir kuyuya atıverdi kerata beni, diyorum ki üniversiteye göndermesem mi?
Zaten geçen gün “Ergenekon ve Balyoz sanıklarına” reva görülen “uzun tutukluluk süresinin” nedeni sormuştu, o gün işi laf kalabalığına getirmiş yanıtlamamıştım…
Neyse ki unuttu bir daha sormadı, ya da bana öyle geldi belki de cevabı buldu…
***
Araba aynı araba marka aynı marka sadece renk ve motor gücü farkı olan bir araç gibi düşünecek olursanız “hukuku” bazen frenin fren gazın gaz olmadığını nasıl söyleyebilirsiniz ki?
Araba frene basarsanız durur gaza basarsanız gider…
Biz de böyle olmamalı ki demokrasimiz defalarca aniden stop etti, yeniden çalışması da çok uzun zamanları aldı…
İnsanın aklına şu soru gelmiyor da değil, cevabı yıllarca yanıt bulmayan;
Acaba bu arabanın “sürücüsü” kim?
***
Şimdi konu hukuktan ve yasalardan açılınca kaçıyorum; eğer sorarsa “halk eylemlerine” yapılan hukuksuzluğu anlatamam mümkün değil çünkü…
Keşke yasa koyucular da benim kadar utansa…
***
Beyler bayanlar şu gençlerimizi artık hafife almaktan vazgeçelim, onlar sizi aşmışlar ve gerçekten bizden çok daha ilerideler. İşte bir fıkra ve ispatı…
***
Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı. Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını fark etti.
Üzerinde "Babama" yazıyordu.
Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu.
Sevgili baba;
Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum. Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben Sibel'le buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam...
Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olması da bir sorundu. Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk...
Baba Sibel hamile!
Sibel’in dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.
Sibel benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız.
Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDS'in çaresi bulunsun ve Sibel sağlığına kavuşsun diye... O kesinlikle iyileşmeyi hak ediyor.
Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim. Eminim bir gün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak, seveceksin.
Oğlun Çağdaş
NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Sevim ablalardayım.
Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim
***
İyi akşamlar
Erdoğan ÖZGENÇ