​ Meydan mukabilinde inleyen mırıldanmalar / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '07

 
Kategori
Sosyoloji
 

Meydan mukabilinde inleyen mırıldanmalar

Meydan mukabilinde inleyen mırıldanmalar
 

Hoppaca yaklaşımlar, Hoppaca çıkarımlar. Ne kadarımız gerçek? Hangi yanımız gerçek?

Tümüyle zavallı olan halimize bakarak bir an yüzümü, gökyüzüne çevirdim ve bekledim. Tüm travmalara karşılık gelecek bir hareketlenme göremiyorum onda. O her zamanki gibi dingin ve de sakin. Ancak altındakiler o dinginliği onunla paylaşmaya yanaşmıyor. İnsanlığın yıllar öncesinden terk ettiği veyasın da feragat ettiklerini sandıkları huzur ve sükunet kavramları gerisin geriye insanlık tarafından tekrar tekrar büyük puntolarla “RET” ediliyor. İnsanoğlu büyük bir yanılgıyla aynı aymazlıkla bildik açmazlarda diretmeye devam ediyor. Mutsuz, sevgisiz huzur nedir bilmeyen , özlerinden koparılmış halklara, toplumlara ait bireyler sürekli savrulup sürükleniyorlar ve ardından da karanlıkta yitip gidiyorlar. Bu koca dünya; sevgisiz, mutsuz, yalnız ve de huzursuz. Aymazların aynı aymazlıkla ürettikleri politikalara karşı koyacak dur diyebilecek birileri yok. Mırıldanmalar var ama sessiz. Bu sessizlik sağır edici türden bir sessizlik. Bisiklet pedalında jokey edasıyla 100 km hızda havada fulesiz, en leziz dondurmayı yerken tatsız ve keyifsiz. En kederli filmi seyrederken bile hissiz tepkisiz ve duygusuz.

Orada olduklarını bildiğimiz ancak kim olduklarını göremediğimiz birileri var. Ancak yaptıklarını meşrulaştırma gayretinde bile değiller. Çünkü onlar tüm insani değerleri alaşağı ederek kendilerini bu coğrafyanın “derin korumaları” ilan etmişler. Buna karşılık gelen büyük çoğunluğu oluşturan”AHALİ” ise sessiz. Bir çokları gayet iyi biliyor ki o kabul görmemiş, tanınmamış bir “sözde derin korumadır”, hem de reddedilesi “sözde derin bir korumadır”. En dramatik müziğin eşliğinde o bir cellattır. İradesi ipotekli, bakışları ölü çomarın bakışıyla eşdeğer. Şoven kültürünün aymaz gar(i)beleri. İnsanlığın yüzünden asla çıkarılamayacak türden yüzkaraları. Nasıl bir derdest etme serkeşliği ise bu, tüm lanetli nefretleri kazanarak bu sevgiden arındırılarak sevgisizleştirilmiş, gerginliğin ve huzursuzluğun hüküm sürdüğü, unutulduğu dünyada, vicdan sahibi bireyleri asimile ederek sindiren zihniyeti şunu iyi anlamalıdır ki giriştikleri aymaz ve vicdansızca eylemin set çekici çetin cevizleri, sökülmeyecek inatçı düğmeleri mevcuttur. Yeri ve zamanı geldiğinde bu sessiz dinamikler o meydanlara çıkarak bağırırlar. Hepimiz Hrant Dinkiz, Hepimiz Ermeniyiz. Her şeyden önce biz insanız.

Bir insana, bir canlıya zarar verilirse “İNSANLIK” adına ayağa kalkar ve de bağırırız. Bu durum birilerinin zoruna gidiyorsa bu onların sorunudur der ve de geçeriz. Çünkü sorun Hrant Dink olup olmama sorunu değildir. Sorun İnsan olup Vicdan sahibi olup olamama, acıyı paylaşıp paylaşamama sorunudur.

 
Toplam blog
: 40
: 1069
Kayıt tarihi
: 25.07.06
 
 

İzmirli'yim. Felsefe mezunuyum. İlgi alanlarım Felsefe, edebiyat, sosyoloji, tarih, toplum ve kültü..