- Kategori
- Gündelik Yaşam
Milletvekili adayları beni üzüyor

Ülkem adına kaygılıyım, çok üzülüyorum... Bu politik sistem mutlaka değişmelidir, ama nasıl, ne zaman? Bu politikacılarla ülkemiz refaha kavuşabilir mi? Yoksa ömrümüz güzel günleri beklemekle mi geçecek? Objektif analizimi, ülkesini ve milletini çok seven bir insan olarak düşüncelerimi dikkatlice okumanızı rica ediyorum.
Partiler milletvekili adaylarının listelerini Yüksek Seçim Kurulu'na verdiler. Tüm TV kanallarında, yazılı basında gündemi takip ediyorum ve kahroluyorum.
Hocamız 81 yaşında ve Allah uzun ömür versin ama yürüyemiyor. Niye Konya 1. sıradan Milletvekili adayı oluyor acaba? Ne yapmak için? Dokunulmazlık zırhına bürünüp hakkında yürütülen davalardan korunmak için mi? Onun mazeretlerini biliyorum, yazmam. Peki vatandaşın mazereti ne?
''Mücahit Erbakan! Cumhurun başı Erbakan!'' diye bağırıyorlar. Şöyle bir sallıyorum kafamı, hafif el kol hareketleri yapıyorum, uyumuş kalmış mıyım diye? Hayır bilgisayarım açık TV'ye de bakıyorum. Uyumamışım! Zihnim de açık ve TV'de gördüklerim rüya değil gerçek...
Kanal değiştiriyorum; Devlet Bahçeli, önündeki kâğıda bakarak ve her zamanki gibi bağırarak, kurulmuş gibi aynı tempoyla konuşuyor:
''Ya ötekileri seçeceksiniz ya da Milliyetçi Hareket diyeceksiniz.'' MHP bildim bileli bir slogan partisi oldu. Bu sloganları üreten çok elemanı vardır. Devam ediyor Devlet Bahçeli,
''Değerli dava arkadaşlarım, baskıları reddeden tek başına MHP'dir.''
Koskoca bir devleti yönetmeye talip olan, milliyetçiliğiyle övünen bir partinin başkanı, benim başbakanım olmaya talip değil. Milyonlarca diğer vatandaşlarımızı da umursamıyor. Konuşmalarında dava arkadaşlarına hitap ediyor.
İstanbul'da parti mitinginin yapıldığı alana bakıyorum bir tane Türk bayrağı yok. Bayrakların hepsi üç hilâlli, bozkurtlu. Bunlar tek başlarına iktidar olurlarsa ilk işleri şanlı Türk Bayrağı'nın şeklini değiştirmek mi olacak acaba?
Recai Kutan bir başka kanalda, ''Erbakan Hoca'nın bir sıkıntısı yok. İstediği her yere gidebilir. Bir kısıtlama yok vs...'' İyi de hocamız yürüyemiyor. 81 yaşında. Rahat bırakın da ömrünün son yıllarını huzurlu bir şekilde geçirsin. Bu yaşta ve sağlık durumu böyle bozuk bir vatandaşın imza yetkisi bile elinden alınır. Doktor raporu gerekir, düşünme eylemini doğru yapabildiğine dair.
Lâ havle ve lâ kuvvete...
Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu sağda birleşme sağlanıyor diye milyonlarca insanı sevindirdiler ve sevinçlerini kursaklarında bıraktılar. Mesut Yılmaz hâlâ yılmamış, soyadından dolayı, Rize'den bağımsız aday oluyor. Şimdiye kadar neden başarısız bir parti lideri olduğuna dair bir sıkıntısı yok. Özal'ın çakı gibi ANAP'ını yer halısı şekline getirmesinin ezikliği de yok üzerinde. Vardır bir düşüncesi, o da siyasete devam edecek.
Sedat Bucak'a ne demeli? Bu eski milletvekili vatandaşımız hakkında çeşitli mafya tipi olaylardan dolayı şaibeler var. Aşiret reisi, yöresinde astığı astık kestiği kestik gibi bir şey. Susurluk skandalı başrol oyuncusu. Ölen rahmetli polis şefi ve Abdullah Çatlı ile aynı arabadaydı. Mahkemede ifade vermedi. Sebep:
''Kazanın şokuyla konuşma yeteneğini yitirmişti. Konuşamıyordu.'' Şimdi düzelmiş ki tekrar milletvekili olacak. Bari gitsin veremediği ifadesini versin de Susurluk olayı aydınlansın!
''Hooop Mumcu, sen zaten bu BLOG'da da her b... karışıyorsun. Kurcalamasana bilader! Zaman aşımı maşımı duymadıysan patlatayım kaşını!'' diyenler yoktur aranızda inşallah!
Birçok eski milletvekili, aday olamadıkları için küskünler yine. Birçoğu da iyi bir yerden aday olabilmek için parti farkı gözetmiyor. Önemli olan milletvekilliği. Bu arada gizli transferler de devam ediyor. Adaylığı kabul edilmiş birçok kimseyle TV muhabirleri söyleşi yapıyorlar ayaküstü. Bakıyorum,
''Hah işte, bu adam bizim milletimizi her platformda temsil edebilecek bir aday...'' diyebileceğim bir kişiye rastlayamıyorum.
Çoğu Türkçe'yi düzgün konuşamıyorlar. Kafamda canlandırıyorum bu insanları. Milletvekili olmuşlar ve yurt dışında diğer ülkelerin milletvekilleriyle ve bakanlarıyla, yetkili organlarıyla görüşecekler. Karizma? Yok gibi görünüyor. Eğitim, kültür, çağdaşlık, idealizm vs gibi birçok özelliklere de sahip olması gereken bu insanların ayrıca politikadan da anlaması, dünyanın nasıl yönetildiğini bilmesi gerekir.
Ama benim gördüğüm milletvekili adaylarında böyle bir intiba uyandıranına rastlamadım. Benim ömrüm yetmez, göremem... Ama ülkemin genç nesli, ömrünü benim gibi güzel günleri beklemekle geçirmemeli. Bu ülkeyi yönetecek kadrolarda çalışabilecek birikimi olmayan kimseler, milletvekili adayı olmamalı.
Sistem değişmeli. Siyasal Bilgiler Eğitimi almamış kimselere bu güzel ülkeyi yönetme, dünya siyaset arenasında temsil etme görevi verilmemeli.
Çoban özellikleri olduğu halde ille de milletvekili olmakta ısrar eden aday adaylarına FAK-FUK FON'dan 500'er koyun ve 2-3 kaval hediye etmeli, koyunlarını otlatabilecekleri çayır, bayır, mera göstermeli. Bak o zaman milletvekili olmakta ısrar ederler mi?
Hatta bunlardan birkaçını sallandıracaksın Taksimde... Herkesin gelip gittiği bir meydanda kurulan salıncakta... Eminim bir daha salıncağa bile binmezler.
Güzel ülkemin güzel insanları. Hepinize sabırlar diliyorum. Ben bugünkü manzaradan üzüntü duyuyorum. Ama siz üzülmeyin. Kıyamam sizlere. Ben zaten üzülüyorum, sizlerin için de üzülürüm.
İktidar partisi AKP ve başbakan hakkında yorum yapmama gerek yok. Herkes 4, 5 yıl boyunca gördü.
Beni en çok umutlandıran Cem Uzan. Kızabilirsiniz ama onun yöneteceği bir Türkiye'nin hızla kalkınabileceğini tahmin ediyorum. Bizim İBO bile görmüş bu gerçeği. Onunla dolaşsın Türkiye'yi, oy toplasın! Sol düşünceli arkadaşlarımız kızıyorlardır bu düşünceme.
Ama ben dünyanın nasıl döndürüldüğünü iyi biliyorum. Politikacı dediğin de her yolu bilmeli, dinamik, idealist, hırslı, görgülü, bilgili, eğitimli olmalı. Karizma sahibi olması da şart. Dünya liderleri karşısında dimdik durabilen lider olmalı.
Almanya'da rahmetli Turgut Özal'ın böyle dimdik duran, karizmatik bir lider olduğunu gördüm. Kendisinden iki misli iri cüsseli Helmut KOHL yanında dimdikti. Beğenmediğiniz, gaflarıyla ünlü başbakanımız Tansu Çiller bile Helmut Kohl yanında dimdik ve çok güzel ingilizcesiyle tam bir liderdi.
Hakkımızda hayırlısı neyse o olsun ama bizleri üzmesin artık! Türk insanı da huzurlu bir yaşamı hak etti. Bu politikacılarla mı? Öyle görünüyor.
Biz yine de Ata'mızın, ''HÂKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.'' sözünü hatırlayıp, kendimizi avutalım.