- Kategori
- Spor
Milli Takım’ın Nisan1 şakası

Ne yaptınız çocuklar. Bugün bu şaka hiç çekilir dğeil...
Milyonlar gibi, ben de dün akşam, milli maçı izlemek için ekran karşısına “sonucu tahmin ederek” ama umut içinde geçtim. Baştan sona güzel de bir oyundu. Türk millileri güzel de oynadılar. Futbol terimiyle, daha ofansif, daha inanan, daha kendisine güvenen, daha baskın.. İlk maçtan daha bile güzel oynadılar denilebilir. İlk golün bizden gelmesi, bu maçı ne kadar da istediklerini sergiliyordu. Herkes derin bir ohh çekti, gollerin arkası gelebilirdi. O güzelim yirmi altıncı dakika, maçın ve skorun dönüm noktası olabilirdi.
Bir duruma projeksiyon yapalım..
Evet, Türkiye daha baskındı, daha istekliydi, daha çok gol pozisyonu aryan ve bulandı, daha çok korner kullanandı, belki daha çok koşandı.. Falandı, filandı.. Bunların hepsi doğru olabilir. Doğru kabul edilebilir. Olması gereken de zaten bu olmalıdır. Ama herkes bilir ki, spor da, hele ki, böyle iki takımlı mücadelelerde, maç içi istatistikleri ne olursa olsun, ön görülen ne olursa olsun, müsabakanın süresi içinde ne yapılırsa yapılsın, maçın idarecisi hakem’in bitiş düdüğü çaldığındaki skor, maçın bitiş skorudur. Ve ast olan budur.
Yani, kim ne anlatırsa anlatsın. Kim ne yazarsa yazsın, benim için önemli olan skor tabelasındaki rakamdır. O da nedir ? İki-bir !.. Kimin lehine, rakip takım lehine. Üstelik, 1-0’lık bir skorla geriye düşüşten gelerek bu skora ulaşmışlarsa, ben o takımı alkışlarım. Herkes de alkışlamalıdır..
Bunu yaparken, teknik olarak maçı dakika dakika analiz etmeye gerek yok. Bunu yapanlar zaten yapıyor. Ama şunu söylemekte büyük fayda var. Milli takım, ilk maça nazaran, dünkü maçta daha iyi oynadı. Daha aktifti, daha azimliydi. Kazanmak istiyordu, koşturuyordu, gol pozisyonları yaratmaya çalışıyordu. Nitekim de buldu da !.. Ama golü attıktan sonra, erken “ole” çekmek maçı işte göründüğü gibi tehlikeye atar.. Bence, daha çok rakibin üstüne gidilebilirdi. Belki kısmen defansif oynanabilirdi. Kaldı ki, gollerin savunma hatalarından kaynaklandığını gözlemledik. Zaten bu en kronik eksikliğimiz değil miydi? Bu yaraya hiç neşter atılamadı. O noktada İ.Toraman’ın eksikliği ne kadar da belli oluyor !..
Fatih Terim “Devrim niteliğindeki bir geceyi kaçırdık” demiş. Evet, doğru söylemiş. Gerçekten devrim olabilirdi belki, belki bir dönüm noktası da olabilirdi. Ama penaltı olmasaydı diye konuşuyor herkes belki ama bence, İ.Üzülmez’in orada çok da fazla suçu yok. Sanırım gayri ihtiyari o top eline çarptı. Ama ikinci gol tamamen savunmadaki arkadaşların hatalarından kaynaklanıyor..
Bu maçın ne kadar da önemli olduğu günlerdir konuşuluyordu. İlk maçı kaybetmişsiniz. Bunu alarak puanınızı 11 yapacaksınız, her ne kadar Bosna rakibini 2-1 yenerek, ikinciliği 12 puanla elinde tutuyorsa da, aynı zamanda en iyi ikinci olarak Afrika gitmekte çok büyük avantajı yakaladıysa da, umudmuz devam edecekti. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. İşe zora zoktular. Şimdi, kalan 4 maçta 12 puan çıkartmayı hesaplayarak, rüyaya yatmışlar. Sen lehine çevrilebilecek maçlardan sıfır puan çıkart, sonra da Brezilya gibi, Bosna gibi takımlardan puan almayı umud et. Buna “aç tavuk kendini buğday ambarında görürmüş” derler.
Siz hala kendinizi “biz iyi oynadık”, “biz şöyleyiz, böyleyiz” diye kandırın. Elin adamı Afrika biletini cebine koydu. Bundan sonra artık, Afrika kupasını evinizde yada otel odalarında plaza televizyonlarınızdan izlersiniz..
Dünkü maceranız, Türkiye’ye çok kötü Nisan 1 şakası gibiydi. Biran öyle hissettim ama bugün uyanınca bunun gerçek olduğunu görünce, hayıflanmamak, dertlenmemek elde değil diye düşündüm.
Neden dertlenmeyelim ki, siz ki arkasına milyonları almışsınız. Milyonlar sizi yürekleriyle, dualarıyla destekliyorlar. Bu dar, sıkıntılı, kaoslu ve dertli günlerde, galibiyetleriniz ilaç gibi gelecekti. Normal şartlarda, bu derdin, sıkıntının üzerine birçok insan içerdi. Şimdi içecek parası da yok ama en azından çay bardaklarını “ole” diye kaldıracaklardı. Ya şimdi !
Şimdi, birçok insan belki de “içtiğiniz, yediğiniz, aldığınız para, size………” diye başlayan küfürler bile ediyordur.
Ben o kadar agresif değilim. Yalnızca, bu mücadeleye ruhunuzu, bütün gücünüzü ortaya koymadığınızı, isteseydiniz bunu başarabilirdiniz gibi yakıştırmalar yapmayı daha uygun buluyorum.
Bundan sonra ne olacak ?
Afrika’ya gidenleri izlerken keyif almaya bakacağız..