​ Milliler, uykudan uyanıyor!. (Keskin Romanya dönemecini geçmek..) / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '13

 
Kategori
Futbol
 

Milliler, uykudan uyanıyor!. (Keskin Romanya dönemecini geçmek..)

Milliler, uykudan uyanıyor!. (Keskin Romanya dönemecini geçmek..)
 

“Umuda yolculuk” sürüyor.

Romanya maçı, "keskin dönemeçler"den ilkiydi.

“Biz neyi düşünelim, umalım?” sorusuna yanıt olarak, beklentileri dile getirmiştik:

Bugüne kadar “yatan” millilerimizin “uyanma”sını, Romanya’dan 3 puanla dönmesini...

Milliler, 3 puanı 2 golle aldılar; mutlu dönüyorlar.

Yatmak ve uyanmak!

Düne  bakınca, doğal olarak, “uyuma”dan söz edilmesinde bir abartma yoktur. “Mucize Beklenen Adam”la “uyanma” bekleniyordu. Andorra maçında atılan 5 gol, Andorra’nın konumu/ gücü nedeniyle o kadar önemsenecek bir durum değildi. Ama bir “ruh” gelmişti futbolculara; yitirecek bir şey olmayınca da, kendine güven...

"Kan değişimi" işe yaramıştı.

Başka yönlerden eleştirsek de, “Mucize Beklenen Adam”, Fatih Terim, yok olmaya yüz tutan “milli ruh”u getirdi!.. Bunu Romanya maçındaki skora bakarak değil, oyun anlayışına, mücadele gücüne dayanarak söylemek gerekecek.

(Fatih Terim, maç sonrası, son günlerde görülen sakatlıklarla ilgili soruyu, şöyle yanıtlıyor:

“Olaya bayrak, milli forma, İstiklal Marşı, Türkiye girince kimsenin öyle ufak tefek sebepleri kalmamalı.”

Gel de düşünme...

“Bayrak”, milli forma”, “İstiklal Marşı”...

Bunlar, önceden de yok muydu? Başarı, kendine gelme, “uyku”dan uyanma bunlarla açıklanıyorsa, ortada bir terslik var, demektir.

Ama Gökhan Gönül, farklı açıdan bakıyor:

"Sanırım, biz Türk Milli Takımı olarak zorları seviyoruz."

"Abdullah Hoca da olsaydı, belki bugün kazanacaktık, bilemeyiz. Arkaya dönüp bakmanın artık kimseye faydası yok.")

*****

Futbolcular, bir zamanlar “destan yazan”lardı.

“Destan yazma”, son zamanlarda başka bir kesime/ güce verilse de, asıl “destan yazma”nın futbola uyduğu yadsınamaz. Çünkü futbolda elde edilenle, insanları coşturuyor, mutlu ediyorsunuz. Oysa ötekinde “ocak” söndürüyor, “hayat” karartıyorsunuz.

Andorra maçı için “zafer” demek, ne ölçüde gereksiz/ abartılı ise de, bunu Romanya maçı için kullananlara o kadar değil...

Futbolseverlerin sevinmeye hakkı vardır.

Sokaklara dökülmek mi?

Maçın oynandığı saatlerde sokaklara dökülenler vardı. Ama o dökülme, futbol için değildi.

*****

Fatih Terim, maçtan bir gün önce yapılan basın toplantısında, nasıl bir oyun tutturacaklarını açıkça ortaya koymuştu:

"Mucize arayışı içindeyiz. Kaybedeceğimiz kadar kaybettik. Bu nedenle çekineceğimiz bir şey yok.”

Çekinmeden oynadılar; korkmak da neymiş?

Ölmüş bilmem ne kurttan mı korkar mı, misali...

Böyle olunca, kendine gelen, “uyku”dan uyananlar, etkili bir mücadele ettiler.

Direnmek, bunu akıl etmek, anımsamak!...

Fırsatlardan kaçanlar, kaçmayanlar!...

Ve futbollarıyla parlayanlar!..

Fenerbahçe’de ve Milli Takım’da “sol" için “aranan kan”ın bulunması...

*****

En keskin dönemeç, Romanya maçı, geride kaldı.

Dönemeç/ler, baş döndürür.

“Zafer sarhoşluğu” da öyle...

Yarına ayık kafayla bakmak gerekir. Çünkü her şey bitmedi, yeniden başlıyor. Her şey, bizim elimizde değil; rakiplerimizin “raydan çıkma”sı gerekiyor.

Son söz:

Yeşil sahalar, yan gelip yatma yeri değildir!..
 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..