- Kategori
- Blog
Milliyet Blog’da 100. yazım

Nice 100. yazılara...
Blog’da ilk yazım 12.11.2008 tarihinde yayımlandı:
“Milli Duruş”ta Standart Eksikliği.
Milliyet Blog’un sağladığı olanakla “yazmanın tadı”na vardım/ varıyorum/ varacağım.
Bir ara dizüstü bilgisayarım bozuldu; sonra rahmetli oldu.
Bir ay kadar bilgisayardan yoksun kaldım; Blog’a yazamadım.
Bu, 100. yazım olacak; bunu o niyetle yazıyorum.
Bu yazıyı okusun diye değil, Blog’daki yazma serüvenime “not düşmek” için yazıyorum.
*****
Benim kuşağımda “günlük tutma” bir alışkanlıktı.
Sarı yapraklı, formalı büyük defterlerimiz olurdu. O defterlere bir şeyler yazardık gizli gizli. Hayallerimiz olurdu; bu notlardan/ izlenimlerden öyküler, romanlar çıkarırız, diye. Aynı düşünceyi paylaşan arkadaşlara okurduk, yazılanların bir bölümünü.
Günlüğe yazmanın yeri/ ortamı yoktu benim için.
Sinema salonuna girmeyi beklerken bile “not”lar alırdım.
Öğrencilik yıllarımızın iki gözde sineması vardı Ankara Kızılay’da: Ulus Sineması, Büyük Sinema...
Anımsıyorum:
Belediye otobüslerine biner, aynı otobüsle, bilmediğim semtlere gider gelirdim.
Gördüklerimin bende bıraktığı izlenimleri yazardım günlüğüme.
*****
Trenler, tren istasyonları öğrencilik yıllarımın unutulmaz bir parçasıydı:
Ankara Garı, Kurtuluş İstasyonu, Cebeci İstasyonu, Kayaş İstasyonu...
Ankara Kurtuluş Lisesi’ne, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne Hasanoğlan’dan trenle gidip geldim.
Trenden başka aracın olmadığı o yıllar...
Trenle yolculuk bir başkaydı; banliyö trenleri, hele yolcu trenleri...
Üçüncü mevkide yolculuk eden o tip tip insanlar.
Hepsi bir öykü kahramanı olmaya uygundu; yüzlerine bakmak yeterdi.
*****
Yazmak bir gereksinimdi.
Ta İspir Ortaokulu’nda okurken, kimi öğretmenlerimin sesi, şimdi bile kulaklarımda çınlıyor:
“Günlük tutun!”
Öğretmen olunca aynı cümleyi ben de öğrencilerime yineledim yıllarca:
“Günlük tutun!”
*****
Gün geldi...
12 Mart geldi...
12 Eylül geldi...
Evler basıldı, kitap bulundurmak, kâğıtlarda bekleyen, ileride “eser” olacak “not”lar suç oldu!
Benim günlüklerim mi?
Şimdi onlar cennette!..
*****
Coştum gidiyorum; daldan dala atlıyorum.
Yazı uzarsa, züccaciye dükkânına dönecek!
Dedim ya!...
Bu Blog’u okusun diye değil, Blog’daki yazma serüvenime “not düşmek” için yazdım.
Milliyet Blog’daki bu 100. yazım için kendimi kutluyorum:
Nice 100. yazılara...