- Kategori
- Deneme
Mimar Sinan ve kişisel gelişim dedikleri(3)

Bu, dayanılmaz seyahat arzusunu taa ötelerden, HATIRLIYORUM;ÇELEBİ!..
III. GERÇEK
Hayret, beynimin kıvrımlarındaki tüm sis perdesi tamamen kalktı ve zihnim bütünüyle billurlaştı. Ben bu yazıya yabancı psikologların, eğitimcilerin, kişisel gelişim uzmanlarının bizlere KİŞİSEL GELİŞİMİ, İNSAN OLMAYI, AKLI KULLANMAYI, ZAMANI KULLANMAYI, HAYAL KURMAYI, YARATICI ZEKÂYI, OLUMLU DÜŞÜNCEYİ, YÜREĞİMİZİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİTMEYİ nasıl yeni fikirlermiş gibi sunduklarını ve daha nice bilgi için; nasıl, hangi tekniklerle, hangi kendi yapma ve toplama kültürlerinin birer ürünü olan ve birkaç kişiyi geçmeyen örnek kişilerle bu öğretilerine belge ve ispat aramaya çalıştıklarını anlatacaktım size. Aslında da diyecektim; batılının bu fikirleri ve örnek olarak gösterdikleri kişilerinin kökenleri bizim kültürümüzün hazineleri…
Üstelik, bununla da yetinmeyip ekleyecektim ki, top yekün hafızasını yitirmiş ve muhakeme gücü giderek zayıflamış milletimizde, günümüzdeki bilim adamlarımızın! bazılarının bile (Çünkü azımsanamayacak sayıdaki bir çoğu batının derinliği olmayan bilgisini taklit ederek yetişmişlerdi) yukarıdaki konuları içine alan kitaplar yazdıklarında, batılının sayılı birkaç insan örneğinden başka birer şahsiyet bulamayışlarına hayretimi yazacaktım.
Ve ardından şunu ekleyecektim: Kişisel gelişimde yol kat etmek için, doğu kültürüyle kendisini yetiştirdikten sonra bunu saklayan birkaç batılı kişinin hayatından; bizim olan kavramları ve fikirleri renkli senaryolar, süslü sözlerin ardına saklayan kitaplarından ve filmlerinden dersler çıkarma gafletinde bulunmayalım. Bizim tarihimizde, medeniyetin ve kültürün her sahasında kişisel gelişimini tamamlamış, tarihe damgasını vurmuş ölümsüz şahsiyetler var. Biraz hafızamızı zorlarsak, bizim atalarımız olan bu örnek şahsiyetlere “kişiliği gelişmiş” yerine “kemâle ermiş, üstad, usta, çelebi” dediğimizi yanı başımızda duran tozlu raflarda bekleyen sözlüklerde bulacağız. Sözlüğe elimiz varınca ve birkaç kelimeden sonra kendimizi kendimizden olandan okumanın dayanılmaz ışığı bizi cezbedince; bu sefer, sözlüğün yanındaki “Türk ve İslam Büyükleri”, “Türk Bilginleri”, düşünürleri, mimarları, sanatçıları, gezginleri, komutanları, devlet adamları, ”İslam âlimleri” gibi başlıklarda; yıllarca açılmayı ve okunmayı bekleyen Türk ve doğu kültürünün sayısız kitaplarını elden geçirmek ve bir çırpıda okumak için dayanılmaz bir arzuyla yanacağız. (Bu dayanılmaz ve karşı konulmaz arzuyu yüzyılların ötesinden HATIRLIYORUM.)
O zaman, şuursuzluktan değil, hırstan ve hayretten dona kalan gözlerimiz görecek ki; kişisel gelişimi benim atalarım batılıya öğretmiş, zamanında. Ben ise bunu kendi atamdan değil, kültürümü çalıp ne olduğunu bile anlamadan kendine göre yorumlayandan öğreniyorum. Oysa ben şahsiyetliyim. Tamamıyla kimlikli ve şahsiyetli yaşayan, hiçbir asırda eğilmemiş bir milletin mensubuyum. Ben ilmi, sanatı, mimarlığı, hayal kurmayı, söz söylemeyi, plan ve proje üretmeyi, devlet adamlığını, askerliği, hızlı ve isabetli karar vermeyi, risk almayı, adaleti, hoş görüyü, sabrı, olumlu düşünmeyi, aşkı ancak kendi "Atam'ın" hayatından, "kendi" damarımdan öğrenirim.
( Devamı var...)