- Kategori
- Tıp
Mimiksiz şifa dağıtır olduk...

Hayallerin giyeceğin önlük kadar beyazken, çalışmaya başlarsın gece gündüz. Gerçi bir kısmımız yeşil hayaller peşinden koşar, elinde bistüriyle. Ben biraz beyaz, biraz da yeşil kattım onlara. Kalın kalın kitaplar, uykusuz nöbetler, açlıktan dile gelen midenin sesini bastıran alet sesleri, günün sonunda ayakkabılara sığmayan ayaklar mı korkutacaktı beni canım? Beni takdir eden hocalarım olacaktı ve ben ödüller getirecek çalışmalara imza atacaktım onların gazıyla. Hastaların teşekkür ve minnet kokan bakışları maaşımın yetmeyeceği gerçeğini unutturacaktı bana. Ne umdum, ne buldum!
Sadece iki elin olduğunu farketmeden ahtapot muamelesi yapan hastalar ve üst mevkiler karşılar seni mesleğe adım atınca. O tatlı uykudan bir prens öpücüğü yerine hakaretlerle uyanırsın. Zamanla hep gülerek işini yaptığın günlerin sayısı azalır; önce gözlerin buğulu yapmaya başlarsın işini, sonra öfkeli biri olup çıkarsın. Mesleki duyguların nirvanaya ulaşınca, mimiksiz bir yüz karşılar aynada seni. Kaybolan mimiklerimiz şerefine, yola devam ediyoruz...