- Kategori
- Tarih
Mısır simge bilimi

Simge, görünenin ötesinde derin anlamlar taşıyan, mesajlarını ancak onu anlayabilmek için çaba gösterenlere açık olan işaretlerdir. Mısır’ın simgeleri ise sonsuzdur. Yüzlerce, binlerce kişi Mısır’ın kapılarını aralasa da kimi için bir sinema filminin sunduğu aksiyondan öteye gidemez, kimisi için kitap sayfalarındaki maceraların damakta bıraktığı tattır sadece. Satır aralarını okuyabilenler, görünenin arkasına gitmek isteyenler ise ancak bir çocuk adımlarıyla yürümektedirler gerçeğe doğru. Piramitlerin taşıdığı teknik gizemlerin ötesinde, sanattan bilime, inanıştan günlük hayata büyüleyici anlamlar taşır Mısır. Kuşkusuz ki bahsedilen dünyadaki ahlaksal ve ruhsal çöküntüden nasibini çoktan almış olan günümüz Mısır’ından söz etmiyoruz.
Antik Mısır araştırmacısı Fernand Schwarz, bu kitabında gözlerimizi kutsal coğrafyaya açıyor. Mimarisinde gizli simgesel anlamdan (hayat evi papirüsü gibi) ev, mezar, tapınak, saray her birindeki ebediyetin ve mistisizmin kapılarını aralıyor.
İbis kuşları eşliğinde Nil’in üzerinde bir yolculuğa çıkıyoruz kitapta; nehrin ölüler ve yaşayanlar ülkesi olarak ikiye ayırdığı iki farklı dünyaya, ışığa ve güneşe, aya ve karanlığa, Neb ve Nut’a; göğün ve yerin tanrılarına, Kaos’un ve yaratımın kaynağına…
Dünyevi hayatın geçiciliğini bilen antik Mısırlılar, binlerce yıl yaşayan güçlü bir uygarlığı inşa ederken geçici şeylere değil kadim değerlere, insanın kendi evrimine ve doğayla uyum içinde bunu gerçekleştirmesine odaklandılar. Nil’i tanıdılar, güçlerini ve bereketini; güneşi tanıdılar, yok ediciliğini ve yaratıcılığını; çölü tanıdılar, hayatın ve ışığın kesişim noktasını… Tapınaklar inşa ettiler kendi iç sütunlarının üzerine…
Antik Mısır’ın dünyasına girmek maneviyata doğmaktır.
İç dünyamızın kapılarını aralayabilmek dileğiyle, keyifli okumalar…