- Kategori
- Ekolojik Yaşam
Mısırlara dikkat

İçinizde mısır sevmeyeniniz var mı diye sorsam, eminim büyük çoğunluk, "Hayır" diyecektir. Her ne kadar çocukluğumuzdaki lezzeti bulamasak da, (yaşıtlarım adına yazıyorum), yine de çoğumuz mısırın her türünü severek tüketiriz. Haşlanmışı, közlenmişi, patlatılmışı, soslusu... Üstelik yaş farkı gözetmeksizin herkese hitap eder. Daha da önemlisi sınıfsal farkı yoktur. Zengini de, yoksulu da kolayca satın alabilir, tarlasında, bahçesinde rahatlıkla yetiştirebilir. Besleyici özelliklerini saymıyorum, uzmanlık alanıma girmiyor ama çok yararlı olduğunu biliyorum.
Böylesine önemli ve sevdiğim bir yiyecek olmasına karşın, son bir kaç yıldır mısır alırken elim tezgahlara gidip gidip, geri geliyor. Sizler de rastlamışsınızdır gazetelerdeki haberlere. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) diye bir illeti sardılar bazı ürünlerin başına. Bilim adına işlenen cinayetlerin en önemlisi gibi geliyor bana. Sözde, üründen alınan verimi artırmak, raflarda daha uzun süre tazeliğini korumasını sağlamak, yeni türlerin gelişmesine yardımcı olmak gibi nedenlerle, bazı ürünlerin genleriyle oynanıyor. Bu ürünlerin başında da mısır geliyor ne yazık ki. Patates, domates, buğday da ilk sıralarda yer alıyor. Aslında, küresel sermayenin kar hırsından başka bir nedeni yok. Küresel sermaye için insan sağlığı, insanlığın geleceği gibi yüce değerlerin önemi de yok zaten. İşte bu nedenlerden dolayıdır ki, mısır tüketmemeye çalışıyorum. Bazen kaçamak yapsam da, aklıma Cargill şirketi ve yaptıkları geliyor ve mısırlar boğazımda kalıyor.
Asıl konumuza dönersek; geçtiğimiz hafta Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından Arjantin'den ithal edilen 40 bin ton mısır, Bandırma Limanı'na kadar ulaştı. İthal mısırlardan numune alan Tüketiciyi Koruma Derneği, Tüketici Hakları Derneği ve Ekoloji Kolektifi, Ankara'da yaptırdıkları analizlerde ürünlerin GDO'lu olduklarını saptadı. TMO yetkilileri, toplam 235 bin ton mısır ithal edeceklerini duyururken, tüketici örgütleri yetkilileri de, GDO'lu ürünlerin ülkemize girişinin yasalara aykırı olduğunu belirterek, suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladılar. Tarım Bakanlığı'ndan ise, henüz hiçbir açıklama yapılmadı.
GDO'lu mısırların yem sanayiinde kullanılacağı yolunda açıklamalar da yapıldı. Yani, bu mısırlar yem olarak tavuklara verilecek, biz de mısır yemekten kaçarken, bu tavukları masamıza getireceğiz. Sonuçta bu GDO'lar ne kadar kaçarsak kaçalım, bir yolunu bulup midemizi işgal edecekler. Tavuk da yemiyorsanız, kurtuluşunuz yok. Bu mısırlar aynı zamanda yapay tatlandırıcı, bal, bisküvi, gibi tüketim maddelerinde de kullanılmaktadır. Daha da vahimi, ülkemizdeki biyolojik çeşitliliği yok edecektir. Çevreye, doğaya, geleceğimize düşman olan GDO'lara karşı çıkmak, neslimizin ve geleceğimizin sağlığını korumak da bizim en temel hakkımızdır. Bu alanda çalışan derneklere destek olmak, olamıyorsak en azından bu konuda bilgilenerek çevremize de anlatmak gerekir diye düşünüyorum.