- Kategori
- Hayvanlar Alemi
Mıstık
Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde bulunan “hayvanat bahçesinde” ki içler acısı durumu yazmıştım.
“Kimse oralı değil” diye de eklemiştim.
Nihayet oralı oldular.
Arka ayakları felçli ayı Mıstık ve arkadaşları, ücretsiz nakille yeni evlerine kavuşacaklar.
Evet, sevindirici…
Fakat bu noktada üzerinde durulması gereken önemli bir konu var;
- Atılan adımlar, neden hayvanat bahçesinin içler acısı durumunun haberi yapıldıktan sonra, televizyonlar, internet siteleri, hayvan hakları savunucuları bas bas bağırdıktan sonra atılıyor acaba?
- Yani o hayvancıklar, haberleri yapılmadan önce o halde değiller miydi?
- Ya da yetkililer, bu haber patlak verene kadar olaydan bîhaber miydi?
- Onlar bu sorunu bilmiyorlar mıydı ki sustular, durdular, hiç bir şey yapmadılar?
- Neden bir şeyleri toparlamak için o şeyin kötü sonuçlar doğurmasını bekliyoruz?
Bunlar sorulması gereken haklı sorular. Cevapları yetkililer de saklı.
Bu olaydan sıkı bir tecrübe edinmesi gereken yetkililerde ve hepimizde…
Orada ki içler acısı durum yerine, o hayvanat bahçesinin emsallerine örnek hali haber olsaydı ya… Çok mu kötü olurdu?
Beyoğlu Beyoğlu olalı
Beyoğlu’nun ara sokaklarında ki masa ve sandalyelerin toplatılması konusu sanırım hepinizin malumu.
Peki bu durum Beyoğlu’na neler getirir, neler götürür…
- Bir kere Beyoğlu eski Beyoğlu olmayacak.
- Eğlencenin oranı önemli ölçüde düşecek.
- Beyoğlu’nun adı önceden sadece eğlence ile birlikte anılırdı. Şimdi ise aynı zamanda kültür-sanat, tarih, yerleşim yeri gibi özellikleriyle/güzellikleriyle anılacak.
- Tabi bu süreçte iş yapamamaktan dolayı kapanan dükkanlar olabilir. Dolayısıyla işsiz kalanlar olacak. Bu durum belediyenin sağladığı iş imkanlarıyla çözülebilir.
- Turist sayısında önemli azalmalar olabilir.
- Sokak partisine dönüşen eğlence anlayışı, yerini masabaşı kültürüne bırakacak.
İşte olumlu-olumsuz sonuçlar.
Bunlar benim düşüncelerim.
Liste uzayabilir elbette.
El
Ve Tanrı ‘ el ‘ i yarattı.
Ne kadar da gerekliydi.
Her işimizi gık demeden gördü.
Tüm nazımızı çekti.
Sinirimizi hep ondan çıkarttık.
Mutluluğumuza, üzüntümüze hep o ortak oldu.
Göz yaşlarımızı sildi.
Yeri geldi bizim için adam bile dövdü.
Ancak gelin görün ki öksürürken ağza gitmeyi bir türlü beceremedi.
Kalabalıkta da sürdürdü bu beceriksizliği, toplu taşıma araçlarında da…
Sırf bu yüzden kaç kişiyi hasta etti.
Kaç ‘ah’ aldı.
Ama yapamadı işte. Gidemedi ağza, beceremedi bunu.
İşte ‘el’ in zayıf hali. Beceriksizliği. Acizliği…
Bu arada bakın aklıma ne geldi; Ona bu beceriyi belki biz kazandırabiliriz.
*
Twitter: http://twitter.com/murathasgun
Yazarın tüm yazılarına murathasgun.com.tr Blog sayfasından ulaşabilirsiniz.
Yazarın tüm yazılarını facebook okur sayfasından da takip edebilirsiniz.