- Kategori
- Blog
MOBBİNG! Hayır Efendiler!

Mobbing/latince/Bir gurubun birey üzerinde psikolojik şiddet, baskı, taciz uygulaması...Resimalıntı
Her kantarın bir topuzu vardır.
Kaçarsa… Dengeler bozulur.
O zaman kantar ne işe yarar?
Konu: MB de ifade özgürlüğü…
MB yazanlarının bu konu hakkında yazdıkları yazılar ve yorumlar…
Sayın Zeynep Kibaroğlu: Blog yazısında kendi düşüncelerini dile getirmiş ve bizlere de bir soru yöneltmiş.
Yazanımızın tercih ettiği üslup: Alışılagelmişin dışında; masumane…
Şahsen; kendisinden daha sivri köşeleri olan bir yazı beklerdim.
Dikenli konuyu özenle pamuklara sarmış; herkesin malumu olduğu içeriğin fazla derinine inmeden bizlere sunmuş.
Zeynep Hanım asilce “ Ben sıkılıyorum” demekle yetinmiş.
Rahatsızlığını dile getirmiş.
Ardından aldığı bazı yorumlar…
Zeynep Hanımın yazısına atfen yazılan yüzeysel bloglar…
Esefle okudum.
Şimdiye kadar olanlara seyirci kalanlar…
Bilmiyormuş ayaklarına yatanlar…
Edebiyat paralayanlar…
Saldırılardan nasibini almayanlar…
Konu: Dilbilgisi hataları, ottan pohtan yazılar, yetenek yetersizliği, yazılanların kalitesi ile asla ilintili değil.
Fikir düşünce çatışmalarıyla yakından uzaktan bir ilgisi de yok…
Cephe alınanın savunduğu fikirlerini: Karşı fikirler sunarak çürütemediğinde ve yetersiz kaldığında; başvurduğu yöntemlere, bir göz atmak yeterli olacaktır.
a) Cephe alınan tuşa gelmeyince: Aile bireylerine münasebetsiz sözlü sataşmalar… Hiç mi gözünüze takılmadı? Haklısınız; bu durumlarda mükemmel yabancı dile başvuruluyor. Tercüman gerekiyor; tercümanlık zor iş… Anadilinde saldırmak yürek istiyor.
Kaçak güreşiyor.
b) “Bela ola başına kona” Hızını alamıyor.
Aileden olana tosluyor.
“Nanik nanik: Bu yazınıza bir yorum alamıyorsunuz n’aber” Tarzında bir yorum gönderiyor. Soruyorum; sağlıklı bir ruh yapısını mı sergiler bu tür davranışlar…
c) Başka birinin yazısına yorum yapıyor; tuşa getiremediğini kalayladıktan sonra; bacısının (yabancı dilde) “korkak tavşan” olduğunu ilan ediyor ve hemen ardından hangi türe ait olduğunun sorgulamasını yapıyor.
d)Tek başına asla sahne almıyor. Sürü zihniyetine sadık kalarak…
İnsan kullanıyor, tuşa gelmeyenin resmini analiz etmekle görevlendiriyor. Bilirkişi analiz neticesinde: “Neden benim akıl verenimle sevişmek istiyorsun” sorusunu sorabiliyor.
Erkek erkeğe… Monologun böylesi nerde görülmüş?
Sırf bu soru için…
e) Duruyor duruyor turnayı gözünden vuruyor.
Fırsat buldukça yerdiği bir ülkenin; devrimcisinin pelerinine sığınıyor.
“Luther’i anlamayan beni de anlayamaz”
Ufak atmalı ki…Cik cikler yiyebilsin.
Ze- ye kadar uzanır sicili… Yaka silkenleri o kadar çok ki…
Kimse uğraşmak istemiyor ama şikâyetçilerinin sayısını bir duysa…
Arkasına bakmaktan…
MB camiası şahittir. Şimdiye kadar sustum karışmadım.
Benim desteğime ihtiyacı yok “Tek başına mücadele verenin”
O ne yaptığını biliyor; bilmiyor beni ilgilendirmiyor.
Reşit.
Neye bulaşmak isterse bulaşabilir.
Beni rahat bıraksınlar! Ben yazı yazmak için buradayım.
Zeynep Hanım, canım sıkılmıyor.
Yaşlı başlı insanların çaresizliği; düştükleri haller, düşerken sıçrattıkları çamurlar…
Fikir tartışmalarının ne olduğunu bir türlü kavrayamayanların çevreyi kirletmeleri ve çoğunluğun sus pus olması beni şaşırtıyor.
MB camiasında bir aslan yürek var ki…
Onu kutluyorum.
Öyle bir bozguna uğrattı ki…
Bir daha asla kimse onun semtine uğrayamadı.
Elinde tespihle dolaşan; süt dökmüş kedi oluverdi.
Bin bir özür diledi. Allem etti kallem etti.
Zor kurtuldu; kayalara yaslananın elinden.
Kadınlara dedikoduyu yakıştırırsınız…
Mahalle hanımları gibi saç saça baş başa dersiniz…
Kıvırtmak cinsi latife aittir diye tutturursunuz…
Sizin pantolonunuza ortak olmuş olabiliriz ama…
Karşılığında bizden aldıklarınız…
Hayır Efendiler!
Menopoz bizimdir; bizim kalacak.
14.Temmuz 2010 Çarşamba
İnternetli Köyden Alev Meisel