- Kategori
- Spor
Model ikinci olmalı

Hem Fernandes yok, hem de Oğuzhan yok olduğunda nasıl oynaması gerekiyorsa aslında Beşiktaş öyle oynadı.
Rakibe aman vermedi, topa baskı yaptı, canlandığı, heyecanlandığı anlarda aldığı topları rakip 18 içine kalabalık giderek değerlendirmeye çalıştı. İkinci yarı 3 tane net pozisyonu da adeta maç eline gelmiş gibi buldu ama atamadı. Özverili bir oyun oynayan Hugo Almeida'nın fırsatçı olmayan yapısı, top hem de rakip altı pasının içinde top kendine rakipten "al da at, hatta al da attan öte, dokun ve at ya da dokunmasan bile zaten gol tadında balık bir şans" gelse bile ortaya çıktı... Fırsatı, bahtsızlığa çevirmesini bildi. Bursa, Trabzon ve evvelce iki FB bir GS maçlarındaki o saç baş yolduran özellik meydana çıktı ve gol, galibiyet, derbi haftasında ligi ilk ikide bitirme kararlılığı da başka bahara kaldı.
Yanlış anlaşılmasın, Hugo Almeida iyi bir sezon geçiriyor. Çok da iyi oynadığı maçlar var. Ama Tanrı ona " golcü " sıfatından çok yani "vurucu" sıfatından çok, gol aksiyonlarına yardım eden, kapı gibi bir adam rolü vermiş.
Hafta arasında " röveşatadan golüm yok " diyordu Hugo. Birisi Hugo'ya bu eksikliği gidermek için abuk subuk yerlerden Orhan Ayhan'ın anlatımı ile " demi vole" atmamasını söylemeli. Daha altı pas içinden kaleyi tutturamıyorsun, röveşataya gerek yok demeli.
Toraman yurdumun yaratıcı Ömer Üründül jargonlarının bestelediği en uyduruk tabir olan " önliberoda" yıldızlaşma sürecine devam etmesine rağmen, Necip Uysal artık hucuma çıkarken topu Fernandes'e bırakmak yerine, Beşiktaş'ında kalmasının daha önemli olduğunu fark etme katsayısını arttırmasına rağmen ve maçın ikinci yarısındaki Veli, sakatlanmadan önceki Veli'ye dönmeye başlamışken, çok üstüne gidilmesine hak vermediğim ama anladığım Uğur Boral'in da iyi gününe, Olcay'ın da kimi yorumculara göre sazı eline aldığı bir maç oynamasına rağmen maçı neden kazanamadı?
Hugo kaçırdı çünkü.
Bir başka maçda, Mac Gregor kurtarmayacak yine, diğer maçta sazı eline aldı denilen Olcay'ın eline aldığı sazın büyüklüğünün en fazla lig üçüncülüğü olduğunun farkına varıldığı gün Beşiktaş zaten ligin sonunda puan cetvelinde üçüncü olacak, bazıları da kara kara düşünecek; yahu iyi oynuyoruz, Toraman önlibero, işte Necip filan derken, Hilbert çok bindiriyor, Holosko çok düzeldi derken bakıyorsunuz hala üçüncüsünüz.
Biz bu olmasın diyoruz.
Kısaca şunu anlatmaya çalışıyorum. Bu tip maçları kazanmadan, ilk ikide olamazsınız. Beşiktaş'ı bu sene zaten " şampiyon " yapmazlar. Ama Beşiktaş bu sene ikinci sırayı rahatlıkla alabilir. Hugo'nun alternatifini bulursa, yaratırsa Batuhan'ı adam ederse ya da birini alırsa, Olcay'ın sazı eline aldıgında maçı da alacak olanını bulur getirirse, bir de Allan MacGregor'unu daha fazla köşeye giden toplara elinin değdiğini görürse, Hilbert'in de yerli alternatifini kendi içinden çıkarirsa bu iş olur.
Devre arasında harıl harıl çalışan Beşiktaş scout ekibinin ısrarla üstünde durduğu oyuncular Beşiktaş'a katılmalıdır.
Beşiktaş'ın teknik direktörü Volkan Şen gibi adamlardan uzak durması gerekir.
Oğuzhan, Ferdi, Necip ortasahasının, Meireless, Topal, Baroni ortasahasından çok daha iyi olduğunu yazmaya gerek yok. Beşiktaş bu ortasahaya yakışan, iki skorcu daha bulmalı. Galatasaray'ın ortasahası ile karşılaştırmayı daha sonra yapacağım.
Feda senesi, fena senesi, akıllı olma senesidir.
Volkan Şen ile heba senesi değildir.
Scoutların oyuncu bulma senesidir.
Bir model senesidir.
Model en azından bu ligi ikinci bitirmelidir.