- Kategori
- Gündelik Yaşam
Modernizm yaklaşımı açısından gelecek endişeleri ve nükleer enerji

Geçmiş zaman dilimlerine bir göz attığımızda oluşan sorunlar ve çözümlerin takvim zamanlarına yayılma aralıklarını hesap ederek onun hangi dönemde ortaya çıktığını ve zeminini anlayabiliriz. Salgın hastalıklardan veba, kolera, verem vb ortaya çıktıkları dönemlerde bugünkü ortaya çıkan aids, kuş gribi gibi problemlerden daha uzun süre insanlık gündeminde kalmış ve zarara yol açmıştır.
Bu bir anlamda görece zaman ve paradokstan kaynaklanmaktadır. Bir sorunu oluşturan değer onun karşılanma biçimine ve kabule bağlıdır. Veba hastalığının ortaya çıktığı dönemde toplumda yol açtığı paranoya ve yok edişi günümüz salgın hastalıklarında görememekteyiz. Bunun en önemli nedeninin bu olayların toplumsal deneyim edinmede yerini başka oluşlara ve olaylara bıraktığıdır.
Bugün salgın hastalıklardan çok daha fazla meşgul eden olgu doğaya karşı insanın tutumu ve yaklaşımıdır. Bugün doğa hakkında yaşanan paranoyalar, yaklaşımlar geçmiş dönemlerdeki salgın hastalıkların toplumda yol açtığı paranoyalara benzemektedir. Bu paranoyanın belirginleşmiş bir alt yapısı olmadığı için iletişimi elinde bulunduran güçler tarafından toplumu yönetmek için kullanılmaktadır.
Bugün okyanuslarda yüz binlerce balina avlayarak katliam boyutunda bir türün yok oluşunun önünü açan Avrupalıların torunları üç kedi beş köpek peşinde sivil toplum hassasiyeti resimleri vermektedir. Avustralya’da toplum yararına milyonlarca kurbağa öldüren üstelik onlara katil kurbağa adını verenler varken benim sokaklarımda toplum için tehdit oluşturan üç beş sokak köpeği için ağıtlar yakılmakta ve geceleri modern bir şehirde köpek sürüleri ile baş başa kalma tehlikesi her geçen gün büyümektedir.
Hatırlayanlar olacaktır 90 larda biten Haliç ağıtları ve artık İstanbul’da deniz bitti, hava kirliliği toplu ölümlere neden olacak gibi kurmaca düşünceler kol geziyordu. Bugün 2007. Haliç düşünüldüğü gibi bir bataklığa dönüşmedi, İstanbul denizlerine beş yıla kadar yeniden girilebilecek, hava kirliliği ise malum doğal gaz nedeniyle problem olmaktan çıkmış durumda.
Bir konuda daha kopartılan fırtınanın analizini doğru yapmamız gerekir. Kendi ülkelerinin yüz yıllık elektrik enerji ihtiyacını karşılayacak sayıda ve güçte nükleer enerji kuranların torunları bugün ülkemde en temiz enerji kaynaklarından biri olan nükleer enerjiye karşı çocukça kampanyalar düzenlemektedirler. Korku ve endişenin kullanılarak toplumsal akışı geri bıraktırmada usta Avrupa gizli servisleri kendi yaramaz çocuklarını ülkemize salarak bu konuda engellemeler yapmaktadır.
Aynı şekilde Greenpeace adında düzenlenen ve zemini başlangıçta gizli servisçiler tarafından oluşturulmuş gruplar kendi köklerindeki yok edişlerin analizlerini yapmadan olur olmaz yerde olayları analiz etmeden karşımızda boy göstermektedirler.
İnsan yaşamına uyuşturucuyu bir yaşam biçimi olarak sokmuş çiçek çocukların torunları günümüzde başka ulus ve toplumlar üzerinde iletişim güçlerini kullanarak baskı oluşturmaktadırlar.
Düne kadar aaa! sizde ne çok orman yangını var! Siz barbarsınız diyenler bugün ülkelerini boydan boya saran orman yangınları karşısında sus pus kalmaktadır. Düne kadar “Bizim ülkeden başka yerde olmaz!” diyebileceğimiz her şeyi, her ülkede görenler de geçmişte yüklendikleri toplum değerlerimiz karşısında hala özeleştiri gerçekleştirmemektedirler.
İnsana ait olandan yola çıkarak yapılan analizlere dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu nedenle gelecek hakkında duyduğumuz endişelerin çoğunun geçerli bir altyapısının olmadığını bunların ağırlılı ağırlıklı olarak kökeninde gizli servis oyunları bulunan iletişim baskınlarından, illuzyonlardan ve kargaşadan oluşmaktadır.
Dünyamızda oluşa ait her şey dünyevi ve insanidir. Dünya dışı bir oluş olması mümkün değildir. Bu nedenle doğada ve insani yapımızda olan her şey soğukkanlılıkla analiz edilmeli ve sabırla sonuçları beklenmelidir.
Onca fırtına koparılan nükleer enerjiden daha problemli binlerce kat başka değişimlere yol açan madde ve uygulamalar varken bunlar analiz edilmezken nükleer enerjinin bayraklaştırılması toplumumuza dayatılan enerjisiz bırakma oyunundan başka bir şey değildir.
Kaygılarımız bayraklaştırmadan onların geliştiriciliğini göz önüne almak onları zararlarının yanında topluma faydalı hale getirmemizi sağlayabilir.