Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
333
 

Modernleşme ve Araplaştırma sorunları üzerine birkaç not

Modernleşme ve Araplaştırma sorunları üzerine birkaç not
 

İstanbul’un deniz trafiğinde önemli bir yeri olan iskeleler son dönemde yenilendi. Buraya kadar her şey normal görünüyor. Eski, kimlikli, iskelelere yakışan bekleme salonlarının yerine ahşap görünümü ağır basan yenileri yapıldı.

Bekleme salonları ne olduğu belirsiz, şehir kimliğine uymayan bir mimari tasarımla hızla bitiriliyor.

Malzemeler ve tasarım yeterince araştırma yapılmadan çözüldüğü için, ahşap ağırlığı, eskilerine göre inanılmaz sıkıcı ve ağır bir hava oluşturmuş. Kullanılan demir işlemeler, pencereler ile her hangi bir çeşmenin üstünü kapatsanız sorun olmayacak bir çeşme görünümü elde edebilirsiniz veya imaret elde edebilirsiniz.

Şehr-i İstanbul’un hak ettiği bir görüntü müdür bu? Nerede çok seslilik, renklilik? Yap çat mantığıyla bitirilmiş bu salonlar, çatıların kaplanış şekli ve tepelerindeki ucuz metalden hilalleri ile bir imaret veya bir dergah görüntüsüne benzemiş.

Olur olmaz her yerde bu hilalleri kullanırsanız ibadet yerlerini normal mimariden nasıl ayıracaksınız? Herhangi bir camiinin kubbesinden alınmış gelmiş çözümler işe yarar mı? İmaret ve dergahların mimarisini küçümsediğim sanılmasın. Özenli ve tarihi eser niteliği olan her birinin ayrıca korunması gerektiğine inanıyorum.

Kolaycılık, ucuzculuk ve işini özenli yapmamak, başka yerde kullanılmış doğru çözümleri olduğu gibi alıp her yerde kullanmak ortaya tam da böyle kitch bir durum çıkar.

Binalar ve genel görünümü etkileyecek simgeler, isimlerle neden bu şekilde oynanıyor?

Bunun üç nedeni olabilir.

Birincisi, İstanbul’un fethinden bugüne kadar diğer renklere ve değerlere gösterilen hoşgörü döneminin fiilen bittiği. Artık açıkça hakim bir arap görünümü çizilme isteği. (Bu uzun yıllardır araplar tarafından finanse ediliyor)

İkincisi, daha da kötüsü iş bilmezlik ve işinin ehli olmamak. Bunca tasarımcı ve mimar dururken yarışma, çağrı vb şeyler olmadan şehrin siluetine ait önemli binaları bu hızda değiştirirseniz olacak olan budur.

Üçüncüsü, Bunlara bağlı olarak yıllardır sürdürülen gizli ve derinden yapılan Araplaştırmanın artık açıktan sürdürülme isteği. Her alanda bunun izlerini görebiliyoruz. Spiritüel olarak toplumların yerleşmesinde en dipte yer alan Arap uluslarına özenti giderek günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmeye başlıyor. Onların parayı kullanış şekillerinden tutun her tür yaşamsal tutarsızlıkları alışkanlıklarımızın içine girmeye başlıyor.

Bunların mimariye, alışkanlıklarımıza ve günlük yaşamımıza yansıması kaçınılmaz görünüyor. İstanbul ve onun muhteşem silueti, özellikleri ve stratejik adlandırmalar nedeniyle Araplaştırma çalışmalarında birinci sırada yer alıyor. İstanbul tektip görünümlü bir siluete dönüştürülmek isteniyor. Bugüne kadar yerleşmiş ortak kültür değerleri ve renkler silinerek tek bir inancın damgası vurulmak isteniyor.

Bugün moderleşmenin ve kaliteli, insanca yaşamanın önündeki en büyük engel Araplaştırma olmaya başlamıştır.

Renklerine, mozaiğine ve çok sesliliğe sahip çık.

Araplaştırmaya karşı duyarlı ol. İstanbul'lu, Anadolu ve hoşgörü kimliğini koru.

Not: Sevgili mimarlarımız ve yetkili kurumları konuyu dikkatinize sunuyorum. Siz İstanbul'a yapılan köprü projeleri dışında pek konulara girmezsiniz ama yine de şansımı denemek istiyorum. Lütfen duyarlı olun.

"Benim günlük yaşamın değişik alanlarında bir duruşum var. Ya sizin?"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dedim ya bu çok önemli benim için. Buraya kadar okuduklarım, duruşunuzu benimseyeceğimi gösteriyor ya yine de yazılarınızı bitireyim bakalım.:)) Dinde ve şehirleşmede; Araplaşma! "Amerikanlaşmaya" karşı duranlar bunu farketmiyor sanki. Ve mimarlarımız; hani okullarını bitiren, yurt dışında ya da içinde ödüller alan. Ama "var" olamayan mimarlarımız. Var olabilselerdi sahip çıkabilirlerdi diye düşünüyorum ama... Evet, ama diye noktalıyorum çünkü öyle bir düzen ki "kıramıyorlar" mı acaba? diye düşünüyorum; sağlık sisteminden biliyorum çünkü.

derinmavi.. 
 16.10.2007 11:02
Cevap :
yorumunuzdaki şık cümleyi bir yazımın başlığı yaptım. kollektif üretim oldu kısacası. ne iyi ettiniz de geldiniz.. sevgiler  16.10.2007 12:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 987
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Sosyal medya danışmanı, grafik tasarımcı.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster