- Kategori
- Siyaset
Molla inadı

Ankara; Türkiye’nin başkenti, milli mücadelenin yürütüldüğü, ilk meclisin açıldığı, Cumhuriyetin ilan edildiği, demokratik, laik sosyal hukuka dayalı çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti.
Ankara Büyük Önder Atatürk’ün ebedi istirahatgahının bulunduğu ve Anıttepe’den tüm yurda ve dünyaya aydınlığın, bağımsızlığın ışığının yayıldığı bir kent.
Kısacası Ankara Atatürk’le özdeşleşmiş, Türk milletinin gönlüne ve kalbine aydınlık ufukları dağıtan Anıttepenin veAnıtkabir’in bulunduğu başkentimiz.
Her ülkede olduğu gibi, ülkeleriziyarete giden devlet erkânı öncelikle bu ülkelerin ulusu için çok önemli yertutan milli kahramanlarını, ulusal önderlerini ziyaret ederek, saygı duruşundabulunurlar.
Ülkemizi ziyaret eden yabancı devlet adamları ise “resmi görüşmelere” başlamadan önce mutlaka Anıtkabir’i ziyaret eder, Atatürk’ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunur.
Ancak, öyle bir komşumuz var kiAtatürk’ü ziyaret etmemeyi, O’nun huzuruna çıkmamayı kendisine düstur edinmiş, bu hareketi de “İslam devrimi” adına gerekli görmüştür.
Bahsettiğim komşumuz İran. 1979 yılında Şaha karşı gerçekleştirilen devrim sonrası başa geçen Ayetullah Humeyni öncelikle “Devrim önce kendi evlatlarını yer” kuralı gereği devrime destekveren ne kadar aydın, çağdaş ve şeriata karşı insan varsa kısa sürede bunlarınkellelerini kopararak İran’a “molla Rejimini ve şeriatı” getirmiştir.Oluşturdukları bu rejimi ise zaman içersinde özelliklede Ortadoğuda’ki diğerİslam ülkelerine ihraç etmeye çalıştılar.
Bu açıdan bakıldığında iseTürkiye’de İran’daki molla rejiminin hedefleri arasında yer almış, yapılansinsi ve planlı çalışmalarla da maalesef Türkiye içersinde kendilerine, rejimlerine özenen birçok yandaş bulmuşlardır.
Türkiye’nin demokrasiyle yönetilenbir İslam ülkesi olması, laik yapısı, çağdaş hukuk sistemini benimsemesi, enönemlisi de Atatürk ilke ve inkılâplarına sahip çıkması, islamla barışık olmasıise İran’ın molla rejiminin hazmedemediği bir durumdu.
İşte olaya bu cepheden bakıldığındaİran mollaları için; Atatürk ve ilkeleri, onların ihraç etmeye çalıştıkları“İslam rejimi” için büyük bir engel oluşturmaktadır.
İran yönetimi son yıllarda Nükleerçalışmaları nedeniyle batının ve ABD hedefinde, her adımı izlenen ve köşeyesıkıştırılmış bir vaziyette iken çıkış yolları aramış, bu yolunda Türkiyeüzerinden geçeceğini çok iyi kavramıştır.
Ancak, ortada büyük bir sorun vardır.Ankara ziyareti esnasında Atatürk’e saygı duruşu. Daha önceki ziyaret taleplerio dönemin cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından “Atatürk’ü tanımayan, Anıtkabir'i ziyaretten imtina edenbir zihniyetle görüşmem ve ülkeme gelmelerine müsaade etmem söz konusu olamaz” diyerekTürkiye Cumhuriyeti'nin ciddiyetini ve onurlu duruşunu ortaya koymaktan hiç çekinmedi.
Bugün ise köprünün altından çoksular geçti. İran mollalarının Atatürk’le ilgili hassasiyetlerini çok iyi bilen mevcut iktidarımız bu konuya kendilerince derhal bir çözüm buldular.
Bu ziyaretin adına “İş ziyareti”diyerek görüşmeleri İstanbul’a aldılar ve böylece İran İslam devrimi liderininAnkara Anıtkabir ziyareti kâbusunu da böylece perdeleyerek ortadankaldırıverdiler.
Bu konuda benim İran yönetimine fazla lafım yok. Onlar inançlarının ve savundukları rejimlerinin gereğini yapıyorlar. Beğenir veya beğenmezsiniz.
Benim kızgınlığım veüzüntüm bizi yönetenlere.
—Bakın Sayın Ahmedinecad! Siz bizim komşumuzsunuz, sizinle iyi ilişkiler içersinde olmak, ekonomik, kültürel, sosyal ilişkilerin geliştirilmesini biz de istiyoruz. Ancak Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, mazlum ve ezilen milletlerin öncüsü olmuş, modern ve çağdaş olduğukadar laik olan islamı da bu çerçevede içimize sindirten Ulu önderimiz Mustafakemal Atatürk’ü iyi tanımalısınız ve içinize sindirmelisiniz. Atatürk’ümüzü tanımayan, içine sindiremeyeni biz de tanımayız, ülkemizi ziyaretine de müsaade etmeyiz; diyebilecek, onurlu bir duruş beklerdim, Türk halkı olarak bu bizim endoğal beklentimizdi.
Maalesef Türkiye’den bu tavrı sergileyecek bir Ahmet Necdet Sezer çıkmayınca ziyaretin adı “iş görüşmesi”kılıfıyla İstanbul’da gerçekleştirilmiş, bu ziyaretle de koskoca mega kent trafik nedeniyle İstanbulluların kabusu olmuştur.
Bu ziyaretin vahim tarafı ise içimizdeki yerli mollaların Ahmedinecad’ın Sultanahmet ‘e gelişi ve gidişi esnasında “tekbirlerle”karşılamalarıdır.
Bizim İran aşığı yerli mollalara söyleyecek bir tek sözümüz olur:
Sizlere “Mollalarİran’a”! diyebiliriz, ancak önce o rejimine özlem duyduğunuz İran’ı iyi etüt edin. İnsan haklarına, kadınlara ve özgürlüklere ne kadar önem verdiklerinigörün, hala bu rejimi beğeniyor ve özlüyorsanız ki Türkiye’ye bu rejimi Atatürk ve O’nun yılmaz bekçileri var oldukça getiremeyeceğinize göre; O zaman bizim sözümüzü tutun:
—Mollalar İran’a!
Sonsuzluk (OsmanÖzeker)