- Kategori
- İş Yaşamı - Kariyer
Moral otorite
“Bir lider, kimse onun varlığının farkında olmadığı zaman en iyi liderdir. İnsanları onurlandırmazsan, insanlar da seni onurlandırmaz. Ancak iyi bir lider çok az konuşursa, görev tamalandığında işler bittiğinde herkes, “Bu işi kendi başımıza yaptık” diyecektir.”
-John Adair
Tüm ekiplerin, grupların ve kurumların bir ruhu vardır ama bu ruh sadece zor zamanlarda ortaya çıkar. O ruhun baş oyuncusu yüksek moraldir. Bu grubun zor zamanlarda yapması gereken ortak görevi bitirmeye yönelik kararlı tutumudur. Başarı beklentisi aniden düştüğünde veya kademeli olarak zayıfladığında –genellikle daha önceden kestirilmeyen güçlerin sahneye çıkmasıyla- lider için önemli olan şey, çaresizliğin cazibesine teslim olmamaktır. Eğer teslim olursa bu durum bütün bir organizasyona bir orman yangını gibi yayılacaktır.
Ruslara karşı Çek ayaklanmasının lideri Aleksandır Dubçek şöyle demişti, “En son umut ölür; umudunu kaybeden insan gelecek duygusunu da kaybeder.”
Bir liderin ilk işlevidir umudu canlı tutmak... Çok zor gibi görünebilir... Ancak gerçekçi umut geriye kalan kazanma şansını daha üst seviyeye çıkarır.
“Eğer birazcık daha dayanabilirseniz, köşe başında her zaman ışıltılı bir şey belirecektir veya karanlık bulutlar dağılacak ve eğer tutunabilmeyi becerebilirseniz güneş tekrar doğacaktır. Zannederim yapacağınız tek şey bunu beklemek olacak.”
-Charles M. Schultz
Bu bekleyiş çok uzun süreli olabilir. Ama lider ve diğer yöneticilerin sonuç için bir planı, bir stratejisi varsa, bu uzun süreli bekleyiş süresince liderin en önemli görevidir umudu canlı tutmak. İnsan umutsuzluk devinin pençesine düşerse bir kere, işte o zaman moralin alışkanlığı gereği çökecektir. İşte rakiplerin beklediği de budur.
Geçmiş deneyimlerimiz bize hep şunu göstermiştir. İnsanları yönetmenin tek yolu onlara geleceği göstermektir. Er ya da geç iyi olan başarıya ulaşır. Yeter ki liderler ufuktaki gelecek için elinden geleni yapsın.
Liderlerin gösterdikleri gelecek konusunda dürüst olmaları gerekir. Gelecekle ilgili gerçekle hiç ilgisi olmayan toz pembe tablolar çizmek, yalan söylemek amaca zarar verir.
Bu yazıyı yazma sebebim, birkaç gün önce paylaştığım, Problemin Çözümü isimli yazıma gelen, aşağıdaki yorumdu.
Soyut problemleri teorik oldukları müddetçe çok güzel çözüyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında dedemden ve babamdan bir farkınız yok. Peki somut problemleri bir örnekle nasıl çözüyorsunuz? Örneğin CHP senelerdir aynı şeyleri yapmasına rağmen bir türlü seçim kazanamıyor. Bir yaşam koçu olarak, onlara ne önerirsiniz? İktidar olmak için "olumlu" düşünmek haricinde ne yapmaları gerekir? Sevgi ve selamlarımla
Mustafa Bey’e değerli yorumu için çok teşekkür ederim. Kendisi şöyle demiş: “CHP senelerdir aynı şeyleri yapmasına rağmen bir türlü seçimi kazanamıyor.” Belki de sorun, hep aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemektedir.
İyi bir lider ne iyimserdir ne kötümser ama canlı bir umutla gerçekçidir. Başarıyı olanaklı kılan da budur.
Sevgiyle kalın.
İnci Aktaş
John Adair’a teşekkürlerimle..
www.aynadanismanlik.net