Morların hesabı benden sorulur... / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '08

 
Kategori
Deneme
 

Morların hesabı benden sorulur...

Morların hesabı benden sorulur...
 

"morların hesabı benden sorulur..."



Serde ressamlık var ya azıcık, Bedri Rahmi misali... Belalı renk müsibet. Ne kadar insan varsa bir o kadar da mor var. Ağrının rengi mor, hüznünde mor. Gecenin rengi mor, menekşenin de mor.

İris çiçekleri, buğday tarlalarındaki deve dikenleri , sevda tepelerindeki erguvanın ve dahi haşhaş çiçeklerinin rengi mor.

Hatta Mahmutpaşa'daki güvercinlerin tüyleri, yavaşça inen akşamın , sulara düşen günbatımının rengi...

Boğazıma kadar morlardayım, erken baharlar gibi. Bademlerin toz pembesinden sonra morların saltanatı ile gelir bahar. Mor salkımların, yaban menekşelerinin, leylakların, zambakların cümbüşü sürer, allardan sarılardan önce. Evvel mor geçen bahçelerden.

Bahar, morla başlar kırmızıya uzanan yolculuğuna. Kışın koyu mavisi , mor erguvanlı kapılardan geçip de varır yaz ikindisinin kırmızısına. Bahar moru, mor da yazı kışkırtır yeniden dirilişin yolculuğunda...

Mor salkımlar, mor sarmaşıklar hayat verir yıkık taş duvarlara. Edip Cansever'in bir şiirinde "dilini çözüyordu mor salkımlar, yıkık taş duvarların " diye söylediği gibi...

Ressamların belalısı, zor renktir mor. Gölgelerin gücünü o verir. Işığın rengi sarı, gölgenin moru olmasa neye yarar tek başına...

Menekşenin ketum, kırmızı gülün ateşli, kamelyanın mağrur , mor salkımınsa geçici aşkı anlattığı söylenir. Ama Atilla İlhan'ın " kırmaları mor salkım, göz kapakları saydam " diye tanımladığı kız, geçici aşk diyebilmiş midir, yüreğinin hiç dinmeyen sızısına ? Mor hüznün ve sancılı aşkların rengidir. Sevdalıları ayıran dağların, hiç ara vermeyen hasretin rengi....

"Şimdi hüznün işgalinde yüreğim ve ben hala mor salkımlı o sokakta bıraktığın yerdeyim "

Kimbilir hangi aşklar, hangi yüreklerde mor izler bırakmıştır, mor salkımlı sokakların tanıklığında...Mor salkımlı evlerin pencerelerinde kimler beklenmiştir kimbilir, en koyu mor gecelerde . Ve gelmemiştir...

Mor hayatlar, mor romanlar , mor insanlar vardır hatta. Akşama tutkun Ahmet Haşim mor değil midir ? Ya Mor'un romanını yazan İnci Aral ?

Çocukluğunun mor salkımlı evlerini şöyle anlatır Halide Edip : " Merdivenlerin sahanlıklarındaki ince uzun penceleri baştan aşağı mor salkımlıdır ve akşam güneşinde mor çiçekler arasında camlar ateş gibi parlar "

Sadece hüznün değil, kutsallığın da rengidir, atfedilen sembolleriyle mor. İmparatorlukların, dinlerin, ölümün, cazibenin, gizemin sembol rengi moru mistikler, düşünürler, sanatçılar da kullanmıştır. Antik Yunan’da bilgelerin rengi mor, Hint kültüründe altıncı çakranın simgesidir ve üçüncü gözü açar. Rüya yorumunda ise mor kederin bitişini müjdeler.

Önce Bizansın, sonra İstanbulun rengidir mor. Kiliseleri süsleyen fresklerde azizlerin/azizelerin ipekli eflatun harmanilerinde hayat bulur. Surları süsleyen erguvanlar, şimdilerde sevda tepelerini mora keser. Kimbilir hangi semtteki, hangi surun gizli ve viran Erguvan kapısından girilir, efsanelerdeki Kostantinopolis'e...

Ya mor begonviller sarmasaydı duvarlarını neye yarardı Ege'nin beyaz taş evleri ?

Mor deyip geçme , belalı renk musibet. Serde ressamlık var ya azıcık. Dünya da ne kadar insan varsa o kadar da mor var işte. Aşkın, hüznün, ölümün, acının, karanlığın hatta menekşenin, erguvanın , deve dikeninin , sümbülün leylağın rengi...İçine pembeyi biraz fazla katarsan sevincin, neşenin ; maviyi fazla kaçırırsan da hüznün rengi.

Haa... unutmadan son noktayı koyayım, erkeğin biraz ama daha çok kadının rengi !


" mor deyip geçme insan misali
yeryüzünde ne kadar insan varsa bir o kadar mor
insanların hesabı kimden sorulur bilmem
ama morların hesabı benden sorulur benden..." Bedri Rahmi misali...



Fotoğraflar, benim objektifimden tabii ki...


 
Toplam blog
: 171
: 2319
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..