13 Eylül '06
- Kategori
- Motor Sporları
Motosiklet sevgisi

Kendimi bildim bileli hayranı ve hastasıyımdır. Motosiklet başka birşey. Bir zamanların at, avrat, silah üçlemesi bende motosiklet, yelken, klavye şeklinde devam ediyor. Nedenini açıklamak oldukça zor ama motorun üzerindeki özgürlük belki de beni baştan çıkaran şey. Özgürce, çizilmiş belirlenmiş yollar dışında hareket edebilme yeteneği... İşte motosikletin bunu bir nebze de olsun düzeltmesine bayılıyorum.
Gerektiğinde bir yaya gibi, gerektiğinde bir araba gibi gidebilmek. Araba kullananlar bilir, daha güzel birşey olamaz herhalde. İğrenç bir trafiktesiniz, kaçacak yeriniz yok. Kalakaldınız oracıkta. "Yeteeeeeeeeeeer" diye bağırmak istersiniz, arabanızın teybinde çalan müziğe eşlik eden binlerce küfür savurursunuz. Öylece arabanızı bırakıp, yürüyerek gitmek istersiniz. Çünkü eviniz yürüyerek beş dakika uzaklığındadır. Çıldırmanın eşiğinde trafik ufak ufak hareketler ile akmaya başlar. Gitse ne olur? Bam tellerinizin sayısında bariz azalmalar olmuştur.
İşte böyle bir anda yanınızdan fırt fırt geçen motosikletlere gözünüz takılır. Yol doluymuş, trafik sıkışıkmış, kaza varmış umursamazca ilerlerler. Yeri gelir kaldırıma çıkarlar, yaya geçitlerinden bir yayaymış gibi geçer giderler.
Sonunda kararımı vermiştim. Çocukluk aşkım, trafikteki özgürlüğüm motosiklet'e sahip olmak. Şimdi özgürüm işte. Sonra mı?
Okulda defterime, sırama ağaçlara, yazarım adını
Geri gelen sağlığa, geçen her tehlikeye, yazarım ben adını
"Heeeeyyy özgürlüüükkkkkkkkk"