- Kategori
- Haber
Muhammed karikatürleri mi, sorun değil!
Alman devlet televizyonu ZDF’de gazeteci Karsten Kjaer imzalı 16 Nisan tarihli bir haber programı: Şeytani Karikatürler (Teuflische Karikaturen). Konu karikatürist Kurt Westergaard’ın Danimarka Gazetesi Jyllands-Posten’da yayınlanan Muhammed karikatürleri ve bunlara karşı İslam dünyasında gelişen yaklaşık yüz kişinin öldüğü protesto olayları, bunların arka planı ve bunlarda rol oynayan önemli kişiler.
Oldukça objektif hazırlandığı izlenimi uyandıran programın en ilginç tarafı, olaylara neden olan karikatürlerin hepsi (bir kısmı nasıl çizildikleri de dahil olmak üzere) en az 5 – 10 saniyelik sürelerle gösterilmesi ve bunun şimdiye kadar Almanya’daki Müslümanlar tarafından her hangi bir tepkiyle karşılanmamış hatta lafının bile edilmemiş olması.
Almanya Avrupa’da en çok Müslüman nüfusun bulunduğu ülkelerin başında geliyor. Söz konusu karikatürler ilk yayınlandıklarında protestolar Almanya’da hiçbir şekilde aşırı noktalara varmadı. Bunda Alman medyasının uyguladığı oto sansürün ve buradaki İslam organizasyonlarının ölçülü tutumunun rolü büyük.
Buna karşılık şimdi aynı karikatürler bir program içinde izleyici oranı oldukça yüksek bir devlet televizyonunda tüm detaylarıyla veriliyor ve kimse bundan tahrik olup, incinip sokaklara dökülmüyor; hatta lafı bile edilmiyor. Çok şaşırtıcı değil mi?! Demek ki ortalama bir Müslüman bu karikatürleri görünce anında provake olmadan durabiliyormuş.
Peki aynı karikatürler hiç açıklama yazılmaksızın sırf karikatür olarak bir gazetede yayınlansaydı durum ne olurdu?! Sorunun benden yana kesin bir yanıtı yok ama önceki karikatür olayından sonraki gelişmelerin ve protestoların benzerlerinin yaşanması olasıdır.
Aslında programın sergilediği gibi, önceki karikatür krizinde sokaktaki sıradan Müslüman’ın karikatürlerden haberi bile yok; konu başta Lübnan, Katar, Pakistan ve Mısır’daki "dini liderler" ve İslam Konferansı Örgütü tarafından politikleştiriliyor; kitleler adeta bu odaklar tarafından kışkırtılarak yangınlı, kanlı gösterilere sevk ediliyor. Bu durum sokaktaki şiddet eğilimi taşımayan sıradan Müslüman’ı dahi her an saldırıya hazır bireylermiş konumuna getiriyor.
Oysa ki Müslüman dünyasının bu olayı bu denli politize etmesi, aşırıya varan gösterilerle büyütmesi karikatür yayıncılarını bir ölçüde geri adım attırdıysa da İslam’ın imajını daha iyi bir noktaya getirmemiş aksine protestoların hedefinde olan karikatürlerin alaycı bir şekilde vurgulamaya çalıştığı "İslam ve şiddet birlikteliği" imajını pekiştirmiştir.
Söz konusu programın tamamını şimdilik ZDF’nin Internet sayfasında izlemek mümkün (yazı sonunda ilgili bağlantı var).
İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’yla da ilginç bir söyleşinin yer aldığı programın Türkiye’de bir televizyon kanalı tarafından Türkçe’ye çevrilerek yayınlanmasın çok isabetli olacağı kanısındayım.
Toplum olarak hangi alanda olursa olsun karikatür, film, yazılı eser, sanat yoluyla, direkt kendi şiddet aracı olmayan yollarla yapılan politik, dini, felsefi vb. eleştirilere daha soğuk kanlı yaklaşmayı, gerekirse aynı yollarla ve ölçülerde karşılık verilmesi ya da bunlara karşı tamamen kayıtsız kalmanın en etkili cevap olduğunu öğrenmeliyiz.
Almanca bilmeyenler için programla ilgili birkaç ilginç not:
1- Protestolara kaynaklık eden karikatürler Mısır, İran, Lübnan, Suriye gibi ülkelerde halkı protestoya davet eden “lider” konumundaki kişiler (Lübnan baş müftüsü Şeyh Muhammed Raşit al Kabbani; Katar’daki “din büyüğü, El Cezira televziyonu Vaizi” - Avrupa Fıkıh ve Araştırma Konseyi kurucu başkanı Şeyh Yusuf al Karadavi; İran’daki Danimarka Büyükelçiliği’ne karşı yapılan protestoların lideri Devrim Muhafızları Propaganda Kolu Lideri Ali Bahçi)tarafından dahi görülmemişlerdi ve ilk kez programı yapan kişinin kendi elinden görüyorlardı. Bu kişiler karikatürlerden Danimarka’yı bu yüzden terk edip temelli memleketi Lübnan’a dönen İmam Şeyh Raed Hlayhel aracılığıyla Beyrut Baş Müftüsü Şeyh Muhammed Raşit al Kabbani’ye baş vurması sayesinde haberdar oluyorlar.
2- Lübnan ve Suriye’de Danimarka elçiliklerinin yakılması ve tahrip edilmesi, İran’da Tahran’daki elçiliğe ve Büyükelçinin evine yapılan molotov kokteyli saldırılar, Pakistan’daki ölümle sonlanan protesto gösterileri bu devletler tarafından engellenmemiş, kolaylaştırılmış; hatta gösteriye öncülük edenler rejimin kendi organlarına mensup kişiler.
3- İran’da bu protesto gösterileri yapılıncaya kadar Şiilik’te yasak olmadığı için serbestçe poster şeklinde Hz. Muhammed resimleri yapılıp satılırken Sunni İslam’ın yaygın olduğu ülkelerdeki protestoların etkisiyle bu resimler ve satışları protestolara destek için rejim tarafından yasaklanmış ve satıştaki resimler toplanmış… ZDF’deki programı yapan muhabir Tahran ziyaretinde bu resimlerden araya araya son bir örnek bulup satın almayı başarıyor.
4- Muhammed karikatürünü yayınlayan gazete redaktörü Flemming Rose basın özgürlüğünü ispatlamak için İran rejiminin Almanya’daki Yahudi soykırımının reddi konulu yarışmadan birkaç karikatürü yayınlayacağını CNN’de bunları kameralara göstererek duyurunca gazete telefon ve faksına ardı arkası kesilmeyen protestolar yağıyor ve bu durumdan dolayı şef redaktör tarafından tatile çıkarılıyor; gazete bundan sonra dini içerikli karikatürler yayınlamayacağını duyuruyor.
http://www.zdf.de/ZDFmediathek/content/475000?inPopup=true *
* Program aslında 2007, Danimarka yapımıymış ve Alman Fransız ortak kanalı ARTE'de de gösterilmiş. Yukarıdaki yazıdan sonra ZDF Internet sayfasında bu programa erişimi kaldırdı. Buna karşılık program henüz ARTE sayfalarında izlenebiliyor (22.04.2008).
http://www.arte.tv/de/geschichte-gesellschaft/Demokratie-fuer-alle_3F/Tv-Programm/1682986, CmC=1683034.html
http://www.arte.tv/de/Video/184448, CmC=1717212.html