- Kategori
- Haber
Münevver'in son görüntüsü ve insanlığın akibeti

Hem akılda hem vicdanlarda dinmeyecek bir acısı var Münevver'in...
Münevver Karabulut kızımıza, kahraman kızımız diyorum... Neden böyle dediğimi açıklayayım: Kadir Mısıroğlu'nun yazdığı ve çok satan, okunduğunda da insanın dayanamayacığı acıların anlatıldığı bir kitap var, adı: "Yunan Mezalimi" dir. Bu kitapta 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgaliyle başlayan Yunan işgalinin bölgedeki zulmü anlatılıyor. Yunan zalimlerine canları pahasına namusları için direnen her yaştaki Türk kızlarımızın ve kadınlarımızın savaşı anlatılıyor bu kitapta.
Münevver kızımız da "sevgili" zannettiği insanın, bir ırz düşmanı olduğunu ve katili olacağını bilemezdi. Öğrendiği anda da düştüğü tuzakta hasmıyla boğuşurken canını verdi. Tıpkı Yunan işgalcisine direnen Türk kızları gibi. Kızlarımızı geleneklerimizin merkezine çekelim yeniden. Bunu her yerde anlatan Hayrettin Karaca'ya da kulak verelim.
Bugünkü Milliyet'teki haberin başlığı "Münevver'in son görüntüsü" olarak verilmiş. Toplumun; insanlığın son görüntüsü de bir an için Münevver'in son görüntüsü gibi... Ama bir an sonrası nasıl olacak acaba?!.. Emin miyiz görüntülerimizden?!.. Hayat güvencemizden demek istiyorum...
"Vahşi bir cinayete kurban gittikten sonra başı vücudundan ayrı olarak Etiler'deki bir çöp konteynırında bulunan lise öğrencisi Münevver Karabulut'un görüntüleri okul kamerasına yansıdı. Karabulut, ilk görüntülerde okul koridorunda iki arkadaşıyla mutlu bir şekilde sohbet ediyor. Diğer görüntüde ise şık kıyafetiyle katil zanlısı olarak aranan erkek arkadaşı C.G.'nin otomobiliyle gelmesini bekliyor."(Milliyet;18.03.2009)
Şuraya dikkat ediniz lütfen;"şık görüntülü katil zanlısı", şıklık tuzağı, korkunç olan da bu!..
Kültür, edebiyat, sanat, inanç, doğa sevgisi, iyilik, emek, kadirşinaslık var mı, kaldı mı?!.. Yok yok yok!..
Günümüz gençliği saldırı altında. Bu saldırı teknolojinin içinde. Medyada. Siyasette ve acımasız rekabet ortamında. Yiten doğa sevgisiyle, gittikçe doğallığını kaybeden yeni bir insan türüyle karşı karşıyayız. Ağaç dikmeden, diktiği ağacı büyütmeden büyüyen gençlik... Şık ama acımasız... Okuyor ama sadece sınav için... İyilik görmüyor; iyiliği de öğrenemiyor...
Şimdiki gençlik; bana, birer canlı bilgisayar gibi geliyor... İçinde saldırı oyunları olan, birer canlı bilgisayar her biri...
Ve inanın ki okullarda öğretmenler; "sus", "dur" demekten ders yapamıyorlar....
Can, mal, ırz düşmanlığını hiç tereddüt etmeden işleyebilecek ve azımsanmayacak kadar çok, genç var çevremizde...
Almanya'daki okul baskınını yapan Tim Kretschmer isimli 17 yaşındaki genç, cinayetten önce bilgisayarda savaşmış. Oyun oynamış demiyorum; bilerek savaşmış diyorum. Bu çocuk sanal savaşını, aynı gün gerçeğe dönüştürdü.
Münevver kızımzın katil zanlısının yakalanamamış olması da bizleri üzmektedir. İnanıyorum ki Emniyet'imiz; zanlıyı yakalayacaktır. Bu konuda Fatih Altaylı şunları yazdı:
"İstanbul Emniyeti'nin neden bu kadar acz içinde olduğunu anlamakta zorlanıyorum.
3 Mart'ta benim gördüğüm en vahşi cinayetlerden biri işlendi.
Zengin bir aileye mensup bir genç, orta halli bir ailenin kızını önce öldürdü, sonra parçaladı ve cesedini çöpe attı.
Olay hızla ortaya çıktı.
Fail belirlendi.
Üzerinden 13 gün geçti hâlâ bir gelişme yok.
Cem Garipoğlu isimli genç kayıp.
Yer yarıldı içine girdi.
Cinayetten sonra delillerin karartı İmasında yardımcı olduğu anlaşılan anne-baba serbest.
Anlıyorum, onların da durumu zor, ama anlamadığım şu: Bu Cem Garipoğlu nerede?
Bir açıklama yok. Yurt dışına kaçtı desen, kaçmamış.
Peki nerede bu vahşi katlin sorumlusu. PKK'ya katılıp dağa mı çıktı!
Herkesin aklına gelen tek bir şey var: Çocuk varlıklı bir aileye mensup olduğu için korunuyor.
Öyle midir değil midir bilemem. Pek de ihtimal vermem.
Ama yine de merak ediyorum, İstanbul Emniyeti ne yapıyor?
Bu kadar mı zor bu çocuğu yakalamak!
Acılı bir ailenin acısını bir nebze olsun hafifletmek bu kadar mı imkansız.
istanbul Emniyeti bugüne kadar pek çok başarılı iş yaptı.
Ama bu olay Emniyet'in üzerinde bir gölge gibi duruyor ve gölgenin karanlığı her gün biraz daha büyüyor.
HABERTÜRK zanlı yakalanana kadar bu işi gündemde tutacak.
Hepimizin çocukları için." (Fatih Aaltaylı; Haber Türk Gazetesi, 16.03.2009 pazartesi. "Yakalayın artık şunu" başlıklı yazı)
Yeniden doğaya koşalım... Ağaç dikelim dağa, taşa, bayıra düz ovaya...
Sanata yelken açalım... Emek ve alınterini yüceltelim... Geleneklik yaşantımıza kavuşalım geç kalmadan...
Çalış diyelim herkese... Çalışmadan "insan adam" olunmaz, bilelim...
Zenginliği iyilikte arayalım yeniden ve geç kalmadan...
fot.Zaman Pazar