- Kategori
- Müzik
Münir Nurettin Bey söylüyor; Susun!

Münir Nureddin Selçuk
Üstad Münir Nureddin Selçuk…
Ne doğan güne hükmüm geçer
Ne halden anlayan bulunur
Ah aklımdan ölümüm geçer
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur
Ve gönül Tanrısına der ki
Pervam yok verdiğin elemden
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden
Söz: Cahit Sıtkı Tarancı
Müzik: Münir Nurettin Selçuk
Bizde onun plakları vardı. Türk Sanat müziği sevdalısı olan babam onu dinlerdi. Onu dinlemekten ne büyük keyif alırdı! O sert, o mağrur adam onun şarkılarını dinlerken; bir o kadar duygusallaşır gözlerini kapatır;
“Münir Nurettin Bey söylüyor, susun” derdi…
Dinlerdi, zamana aldırmaksızın dinlerdi…
Bütün şarkılarını bilirdi. Bazılarında ona eşlik ederdi, bazılarında kendi sesi Münir Nureddin Beyin sesi ile karışır, hatta belki olmaz ya ondan daha fazla çıkar da şarkıyı duyamaz, onun sesini net anlayamaz diye susardı. Hey gidi günler hey…
O zamanlar günler daha güzelmiş. Daha az bilerek daha çok mutlu oluyormuşuz. Daha az teknikle daha sade yaşıyormuşuz.
Çocuktum ama ne dinlediğimi biliyordum.
Çocuktum ama Türk Sanat Müziğinin, Türk Halk Müziğinin bütün şarkı ve türkülerini nerede ise okuyabiliyordum.
Ailemizin; ikinci sesi güzeli kız kardeşim Suzan, benden daha marifetliydi. O müzikle doğmuştu. Konuşmaya sanırım şarkı söyleyerek başlamıştı. Bizim müzik aşkımız elbetteki babamın müziğe olan sevdası sayesinde pekişmiştir.
Aslı annemden gelmektedir. Ailemizin sesi güzeli annemdi. Ne ses Yarabbi! Ne güzel okurdu taki hastalanıncaya, sesini kaybedinceye kadar.
Çok üzülmüştü şarkı söyleyemiyorum diye ne çok ağlamıştı.
Ben o zamanlar neden bu kadar üzülüyor sanki sahneye mi çıkacak diye çocuk aklımla düşünürdüm. Şimdi düşünüyorum da ne kadar büyük eksiklik içindeymişim.
Müzik ruhun gıdası olduğuna göre rahmetli annem gıdasız kalmıştı.
O Münir Nureddin Beyin şarkılarını söylemeye cesaret edemezdi. Babamın tabuları vardı. Onun Bey diye hitap ettiklerinin şarkılarını okumak öyle her daim çokda kolay değildi. Tabi ki rahmetli babamın değer biçtiği, kıymet verdikleri sanatçı olanlardı. Bu işe emek verenlerdi, müzik için ömrünü heba edenlerdi… En önemlisi müziği bilenlerdi. Bir iki kulaktan dolma şarkıyı tüm teknik imkânlarla donatılarak söylenen şarkıların, seslendirenleri değildi…
Babam böyle üstadlara Bey diye hitap ederdi. Beylik sıfatı da o zamanlar şimdiki gibi kolay kullanılmıyordu.
Onu da hak edenler alabiliyorlardı.
Tıpkı lafın gelişi üstadım değilde hak edenlere üstadım danildiği gibi!
Yazımı hazırlarken Münir Nurettin Selçuk’un şarkılarını peş peşe dinledim. Birbirinden güzel şarkılarla mest oldum diyebilirim.
Haklıydım bu büyük eserlerin, bu yürek hoplatan, sızlatan hatta ağlatan şarkıların yaratıcısı elbetteki bu kadar donanımlı olacaktı.
Çok özel okullarda okudu.
Dar-ül Feyz-i Musıkî Cemiyeti'nde eğitim gördü.
Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi'ni bitirdi.
Kadıköy Sultanîsi'ne yazıldı.
Dar-ül Elhan'a da girdi.
Zekaizade Ahmed Efendi'den dört yıl ders aldı.
Öğrenim için gittiği Macaristan’a gitti.
Dar-ül Feyz-i Musiki Cemiyeti'ne devam etti.
Zekaizade Ahmet Irsoy ve Bestenigâr Ziya Bey'den müzik dersleri aldı.
Askerliğinde Mızıka-ı Hümâyûn’da, sonradan da Riyaset-i Cumhur Musıkî Heyeti’nde çalıştı.
Eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslup yarattı.
Sahibinin Sesi firmasında ilk plaklarını yaptı
Paris’e giderek ses tekniği konusunda öğrenim gördü.
Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi gördü.
Opera, tango gibi etkileri, Türk müziği okuyuş üslubuna dâhil etti.
Otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görev yaptı.
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde müzik eğitimi gördü.
Münir Nureddin Selçuk ilk tek başına konser veren sanatçıdır.
Konserlerinde frak giymiştir.
Ayakta şarkı söylemiştir.
Allah rahmet eylesin…
Nazan Şara Şatana
Münir Nurettin Selçuk (d. 1900 İstanbul- ö. 27 Nisan1981, İstanbul), Türk müzisyen.
1900'de İstanbul'un Sarıyer semtinde doğdu. Doğum yılı için çeşitli kaynaklarda 1899, 1901 ve 1902 de gösterilmiştir. Divan-ı Hümayun muavini ve Darülfünun İlahiyat Şubesi muallimlerinden Mehmed Nuri Bey ile Fatma Hanife Hanım'ın oğludur.
Anne tarafından Germiyanoğulları beyliğini kuran aileye mensuptur.
On beş yaşında Dar-ül Feyz-i Musıkî Cemiyeti'ne öğrenci olarak girdi; üç yıl sonra da, hanendelerinden biri olduğu bu topluluğun konserlerine çıktı.
1907'de Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi'ni bitirip Kadıköy Sultanîsi'ne yazıldı.
Aynı yıl Dar-ül Elhan'a da girdi, Zekaizade Ahmed Efendi'den dört yıl ders aldı.
Ailesinin ısrarı ile öğrenim için gittiği Macaristan’dan 1917 yılında geri döndü.
Dar-ül Feyz-i Musiki Cemiyeti'ne devam etti ve Zekaizade Ahmet Irsoy ve Bestenigâr Ziya Bey'den müzik dersleri aldı.
Münir Nurettin, bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret’in “Bu bir terânedir” şiirine yaptığı bir besteyle başladı.
İkinci olarak “Sensiz ey şûh gözlerim avâre kalbim ağlıyor” güfteli şarkısını besteledi ve bu iki eserden sonra yirmi yıl süreyle beste yapmadı
1923 yılında askerliği sırasında Mızıka-ı Hümâyûn’da, sonradan da Riyaset-i Cumhur Musıkî Heyeti’nde çalışan Münir Nurettin, eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslupla, 1928’de Sahibinin Sesi firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti ve aynı yıl Paris’e giderek ses tekniği konusunda öğrenim gördü.
Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19. yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icra üslubu "Bel Canto"dan etkilendi.
Batıdan gelen opera, tango gibi etkileri, kendi Türk müziği okuyuş üslubuna dâhil etti.
Beste çalışmalarına asıl 1940–1941 yıllarından sonra başlayan Münir Nurettin, İstanbul’a döndükten sonra otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görev yaptı.
Birçok genç kuşak sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Selçuk’un özel olarak ders verdiği kişiler arasında Türk müziği ses sanatçısı olan Alâeddin Yavaşça da vardır.
Dünya müzik çevrelerinde de büyük ilgi görmüş olan sanatçı, 27 Nisan 1981'de evinde vefat etmiştir.
Münir Nurettin Selçuk; sanatçı Timur Selçuk'un babası, Hazal Selçuk'un ise dedesidir. Eşi ise Enise Selçuk'tur (1912–1966).(vikipedi)
Bazı Yapıtları
Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın
Kalamış
Aziz İstanbul (Güftekâr: Yahya Kemal Beyatlı)
Söyle Sevgili
Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen-say Gönül
Safa-yı Metle Parıldasın Camımız
Hülyama Doğan Son Güneşim
Son Hevesimde
Varalım Kuy-ı Dilaraya Gönül Hu Diyerek
Bir Söz Dedi Canan ki Keramet Var İçinde
Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız) (Güftekâr: Yahya Kemal Beyatlı)
Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Bulunur
Endülüs’te Raks
Sessiz Gemi
Rindlerin Ölümü
Sen Şarkı Söylediğin Zaman
Dumanlı Başları Göklere Ermiş
Yedi Renk Üstüne Hareli Dağlar
&
Zil, şal ve gül, bu bahçede raksın bütün hızı
Şevk akşamında Endülüs, üç defa kırmızı
Aşkın sihirli şarkısı, yüzlerce dildedir
İspanya neş’esiyle bu akşam bu zildedir
Alnında halka halkadır âşufte kâkülü
Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü
Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir
Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi
Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli
Şeytan diyorki sarmalı, yüz kerre öpmeli
Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle
Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!
Söz: Yahya Kemal Beyatlı
Müzik: Münir Nurettin Selçuk
&
http://www.youtube.com/watch?v=5rZDxWsYjX0
http://www.youtube.com/watch?v=6NVyC54tSiE
http://www.youtube.com/watch?v=ZUFHyxAYzvU
http://www.youtube.com/watch?v=hZb8NTykoXQ