- Kategori
- Güncel
Murat Bardakçı'yı ben kızdırdım!

Ben izlemedim ama blog yazarı arkadaşların yazılarından öğrendiğime göre, Murat Bardakçı, "blog yazarlığı boş iştir" gibi bir söz etmiş televizyon ekranında...
Sayın Bardakçı, haklı mıdır, haksız mıdır bunu tartışabiliriz ama öncelikle şunu söylemeliyim ki, Murat Bardakçı'yı kızdıran ben oldum.
Nasıl mı diyorsunuz?
Şöyle: Bardakçı'nın Habertürk kanalında yaptığı "Tarihin arka odası" adlı program üzerine bir blog yazmıştım, geçtiğimiz günlerde. Blog başlığı da şöyleydi: "Tarihin arka odasında bir taze gelin: Pelin! (http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=194804
Bu yazıyı okursanız, Sayın Bardakçı'nın blog yazarlarına niye "boş işlerle uğraşıyorlar" dediğini anlarsınız...
Aslında, Bardakçı'nın programı formatı itibariyle yararlı bir program. Ama, her şeyi en iyi ben bilirimci tavrıyla ve Pelin Batu'nun her cümlesini "eksiltili cümle" hale getirmesiyla beni rahatsız etmişti üstad.. Tabii bir de, Cumhurbaşkanı Sayın Gül'ün Ermenistan ziyareti üzerine "ben söylemiştim" le başlayan yersiz ve abartılı ahkam kesmeleri...
Programdan ziyade Sayın Bardakçı'nın bu "ben merkezli" tavrını eleştirmiştim. Herhalde bu yazıyı okudu ki, zatı devletleri, blog yazarlarına karşı tepkisini koydu.
Oysa, sizi eleştiren sizi izliyor demektir. Şu halde, bir tv programcısı olarak, hakkınızda yazılmasından, konuşulmasından ve eleştiriler yapılmasından memnun olmalısınız.
Şurası kesindir ki, bu ülkenin en iyi okuyucuları ve izleyicileri yine blog yazarlarıdır. Çünkü, yazma işi, daima gündemi takip etmeyi gerektiriyor. Hepimiz, öncelikle gazeteleri, köşe yazılarını okumuyor muyuz? Televizyonlardaki kültürel programların en iyi izleyicileri bizler değil miyiz?
Sayın Bardakçı, hiç değilse bu açıdan bakarak, blog yazarlarını kıracak laflar etmemeliydi. İşin demokratik katılım yönünü, dil ve kültür hayatına katkıyı vesaire saymıyorum bile..
Bence, "blog yazarlığı boş iştir" sözü için Sayın Bardakçı'ya kızmayalım. Türkiye gibi, insanların üniformaları ve etiketleriyle değerlendirildiği bir ülkede bu sözü normal sayalım. Sayın Bardakçı demek istiyor ki, "adınız yok, sanınız yok; kazandığınız para da yok, o halde boş bir iş yapıyorsunuz"...Tam bir Türkiye değerlendirmesi modelidir bu...Oysa, Batı dünyasında pek çok "önemli" insan, kendisini blogla ifade edebiliyor..Örneğin, NATO Genel sekreteri Rasmussen Facebook üzerinde yazışıyormuş seçmenleriyle...
Ama biz de öyle mi? Biz de "zer-dust palan" her zaman önemlidir. Eh..Ne yapalım bizim "zer-dust" palanlarımız yok!
Tekrar ediyorum, o bize kızmış ama biz Sayın Bardakçı'ya kızmayalım..Onun düştüğü hataya düşmeyelim. Bize kızdığına göre, bizi okuyor demektir. Bizi okuyanların bizim hakkımızda olumsuz laflar etme hakkı da vardır. O böyle bakmamış ama biz böyle bakalım...
Ama, şu kadarını söylemeden geçemeyeceğim yine de; "Sayın Bardakçı, şu 'taze gelin' gibi uslu uslu oturan Pelin Batu'ya da biraz müsaade etsen de, bir cümlesini tamamlasa gariban"
Yani, bunu söyledik diye, bize "boş" demişsin ama bir de bardağın dolu tarafını gör. Yatak odamıza gitmeyip "Tarih arka odasına" gidiyoruz..
Ne de olsa "Bardakçı" değil misin!!
Sayın Bardakçı, haklı mıdır, haksız mıdır bunu tartışabiliriz ama öncelikle şunu söylemeliyim ki, Murat Bardakçı'yı kızdıran ben oldum.
Nasıl mı diyorsunuz?
Şöyle: Bardakçı'nın Habertürk kanalında yaptığı "Tarihin arka odası" adlı program üzerine bir blog yazmıştım, geçtiğimiz günlerde. Blog başlığı da şöyleydi: "Tarihin arka odasında bir taze gelin: Pelin! (http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=194804
Bu yazıyı okursanız, Sayın Bardakçı'nın blog yazarlarına niye "boş işlerle uğraşıyorlar" dediğini anlarsınız...
Aslında, Bardakçı'nın programı formatı itibariyle yararlı bir program. Ama, her şeyi en iyi ben bilirimci tavrıyla ve Pelin Batu'nun her cümlesini "eksiltili cümle" hale getirmesiyla beni rahatsız etmişti üstad.. Tabii bir de, Cumhurbaşkanı Sayın Gül'ün Ermenistan ziyareti üzerine "ben söylemiştim" le başlayan yersiz ve abartılı ahkam kesmeleri...
Programdan ziyade Sayın Bardakçı'nın bu "ben merkezli" tavrını eleştirmiştim. Herhalde bu yazıyı okudu ki, zatı devletleri, blog yazarlarına karşı tepkisini koydu.
Oysa, sizi eleştiren sizi izliyor demektir. Şu halde, bir tv programcısı olarak, hakkınızda yazılmasından, konuşulmasından ve eleştiriler yapılmasından memnun olmalısınız.
Şurası kesindir ki, bu ülkenin en iyi okuyucuları ve izleyicileri yine blog yazarlarıdır. Çünkü, yazma işi, daima gündemi takip etmeyi gerektiriyor. Hepimiz, öncelikle gazeteleri, köşe yazılarını okumuyor muyuz? Televizyonlardaki kültürel programların en iyi izleyicileri bizler değil miyiz?
Sayın Bardakçı, hiç değilse bu açıdan bakarak, blog yazarlarını kıracak laflar etmemeliydi. İşin demokratik katılım yönünü, dil ve kültür hayatına katkıyı vesaire saymıyorum bile..
Bence, "blog yazarlığı boş iştir" sözü için Sayın Bardakçı'ya kızmayalım. Türkiye gibi, insanların üniformaları ve etiketleriyle değerlendirildiği bir ülkede bu sözü normal sayalım. Sayın Bardakçı demek istiyor ki, "adınız yok, sanınız yok; kazandığınız para da yok, o halde boş bir iş yapıyorsunuz"...Tam bir Türkiye değerlendirmesi modelidir bu...Oysa, Batı dünyasında pek çok "önemli" insan, kendisini blogla ifade edebiliyor..Örneğin, NATO Genel sekreteri Rasmussen Facebook üzerinde yazışıyormuş seçmenleriyle...
Ama biz de öyle mi? Biz de "zer-dust palan" her zaman önemlidir. Eh..Ne yapalım bizim "zer-dust" palanlarımız yok!
Tekrar ediyorum, o bize kızmış ama biz Sayın Bardakçı'ya kızmayalım..Onun düştüğü hataya düşmeyelim. Bize kızdığına göre, bizi okuyor demektir. Bizi okuyanların bizim hakkımızda olumsuz laflar etme hakkı da vardır. O böyle bakmamış ama biz böyle bakalım...
Ama, şu kadarını söylemeden geçemeyeceğim yine de; "Sayın Bardakçı, şu 'taze gelin' gibi uslu uslu oturan Pelin Batu'ya da biraz müsaade etsen de, bir cümlesini tamamlasa gariban"
Yani, bunu söyledik diye, bize "boş" demişsin ama bir de bardağın dolu tarafını gör. Yatak odamıza gitmeyip "Tarih arka odasına" gidiyoruz..
Ne de olsa "Bardakçı" değil misin!!