- Kategori
- Güncel
Müslümanların Masumiyeti filmine tepkiler
İslam’ın ve Müslümanların saflığına ve temizliğine dil uzatacak bir yarışa giren insanların kendilerine ait değerlerle olaya müdahale etme anlayışı ile değerlendirmeleri kınanacak bir davranıştır. Sanatsal değeri olan bir film ile Müslümanların kutsal saydığı değerlere dil uzatılamaz. Haçlı zihniyeti ile yapılan bu saldırılar kabul edilemez. Hele yapımcının da provakatör sergilemek için bu işi yaptığını itiraf etmesi işin diğeri bir yönü olarak gözükmektedir.
Dünyada bir iki yer dışında kınamanın olmayışı kabul edilecek bir durum değildir. Sanat yapılırken, film çevrilirken başka bir konu kalmadı mı ki Müslümanlara ve İslam değerlerine saldırıları gerçekleştirsinler. Hele yeni Cumhurbaşkanı olan Mısır Cumhurbaşkanının sade tepki göstermesi, Türkiye yetkililerin sadece Amerika çıkarları doğrultusunda tepki gösterirken, hakareti görmemezlikten gelmeleri yadırganacak bir durumdur.
Bu filimi çekenler nasıl ki yanlış bir anlayış sergileyip Müslümanlara hakaret etmekte kötü bir eylemde bulundularsa aynı durumda ABD büyükelçisini öldürme eylemi de sınırları aşan bir eylem olarak ele alınmalıdır. Fakat ABD filimi çekenlere engel olmak ve kötü davranışların oluşmasına engel olmalı ve insanların dini inanışları için birbirlerine zarar verecek duruma gelmelerine engel olması gerekmektedir.
Yahudi olan birinin müslüamnarı ve Hıristiyanları karşı karşıya getiren bu davranıştan ve özellikle 11 Eylül yıldönümünde ortalıkları savaş alanlarına getiren bir ortamı meydana getirmeleri sadece İsrail’e yaramaktadır. Fakat dinlerarası diyalog da acaba neden zararlı olan Müslümanlar olmaktadırlar. Başlarına geleceklere tek taraflı olarak kabullenmek zorunda bırakılmaktadır.
Yetkililer Libya’da yapılanı kınarken ABD’deki Haçlı zihniyetinden öte dini değerleri tahkir zihniyetini kınamamaktalar. Fethullah Gülen, ABD’ye taziye verirken, yapılan densizlikle ilgili bir eleştiride bulunmamakla kendi değerlerini mi belirtmekte yoksa acaba gözden mi kaçmaktadır? Ben o konuda kendisinden daha fazla eleştiri beklerdim ve bekliyorum.
Dinlerarası Hoşgörü anlayışını sergileyen Müslümanlar aslında başka dinlere Müslümanların hoşgörüsünden bahsetmekteler. Yoksa onların böyle bir niyetleri yoktur. Ezilenler, horlananlar, savaşlarla yer altı ve yerüstü kaynakları batıya taşınan hep Müslümanlar olmuştur. İslam korkusu ile Müslümanlar saldırıp, korkulu rüya olarak radikal İslam veya Siyasal İslam’ı görme çalışması, sadece onların tekelinde olan liberal İslam anlayışına izin verme mücadelesi göstermekteler.
Bugün Türkiye’nin gittikçe içine çekildiği, içinden çıkılamayacak bir duruma getirilmesi ile zor duruma sokulması hep bunun sonucu değil mldir? Ekonomik anlamda biraz iyileşmeler göstermesi, sadece İslam ülkelerinin daha fazla Türkiye’yi örnek alma telaşının sonucu değil midir? Bugün Büyük Ortadoğu Süreci, ABD ve İsrail’in ortaya koyduğu ve başını göstermelik olarak Türkiye gibi ülkelere bıraktığı bir proje değil midir?
Müslüman’a zarar vermek için yine müslümandan faydalanma anlayışı, düşmanı küçültüp yutma anlayışı değil midir? Müslümanların aile konularında, Peygamberin özel hayatını didikleyip vermek, olmayan ve söylentilere dayalı olan durumları gerçekmiş gibi trajikomik bir şekilde vererek Müslümanların masumiyetini ihlal etmek kimseye fayda sağlamaz. Müslümanlara saygı gösterildiği oranda Müslümanlar tarafından değer görüleceği ve kabul edileceği bir anlayışı geliştirmek yerine yok etme, ezme, yutma anlayışı üzerine tesis etme dünya barışına fayda sağlamaz.
Dünya Müslümanlarını sokaklara döküp, kendi savaş gemilerini İslam ülkelerinin sınırlarına kaydırma girişiminde bulunma işi tehditkar ifadeler kullanma ve bunu onlarca yıl önceki Irak, Afganistan çıkarmalarının yıldönümlerinde yapmak ve seçim öncesinde gerçekleştirmek ne kadar tutarlı bir siyaset olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kendi iç siyasi hesaplaşmalarla dünya insanlarına zarar vermeyi normal görme anlayışı ne kadar tutarlı insancıl bir anlayış olur. Sadece kendi çıkarlarını düşünen hiç kimseyi dikkate almayan ve insanlık için faydalı olduklarını söyleme gayreti ne kadar safdillik bir tutum olmaktadır. İnsanını bile iktidarın devamı için hiçe sayan bir tutum başkalarını harcamakta ne kadar bonkörce davranır bilinmez.
Tarih seyri içerisinde bu tutum ve yapı hep devam etmiştir. Diğer bir deyişle insani değerler olarak ortaya atılanlar aslında orman kanunun yaygınlaşmasından başka bir şey değildir. Kendi gelecekleri için başkalarının manevi değerleri, canları gitmiş kimsenin umurunda değildir. İşin ilginç tarafı bizim saf insanlarımızın onların bu durumunu hep onların çıkarları doğrultusunda yorumlamalarıdır. İsrail zihniyetine sahip olan insanların bu film için milyon dolarlar heba etmekten çekinmeyip, İslam ve Müslüman düşmanlığını sergilemekten kaçınmamaktalar.
İslam’ın her türlüsünden korkan bir zihniyet olarak özellikle radikal İslam veya kökten dinciliği kendileri için tehlike görmeleri, saltanatlarının ancak bu yollarla yıkılacağının bilincindeler. Dünyaya ihraç ettikleri insancıl değerleri, kendilerine karşı gösterirken müslümana karşı her türlü hayvani davranışı göstermekten çekinmemekteler.
15.09.2012