​ Mustafa abim baba olamayacak... / Babalar Günü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
Babalar Günü
 

Mustafa abim baba olamayacak...

Mustafa abim baba olamayacak...
 

“Bir babalar günü daha yaklaşıyor, sen ve baban aramızda yoksunuz Mustafa abi.

Daha dün tanışmışız gibi, sen merdivenlerde benim bisikletimi taşırken bana ağabeylik yapıyorsun. Hiçbirimiz o yazın sonunda senden ebediyen ayrılacağımızı bilmiyoruz. O yaz abim bizim yanımızda değildi ve sen onun yokluğunu bana hiç hissettirmedin. Seni bir abi gibi sevdim, arkadaşlarımla sürekli o benim abim diye kavga ettim. Ama sen gerçekten de bir benim abim değil miydin ?

Şimdi geçen yaza dönme fırsatı olsa elimde, seni Urfa’ya asla göndermezdim. Ya da senden geri Mersin'e dönmeni istemezdim. Niye yarı yolda bıraktın bizi ? Daha Lunaparka gidecektik seninle, sana aldığım hediye paketinde duruyor, hala açamadım.”

Sanki okuyabilecekmiş gibi; Mustafa abime yazdığım onca mektup arasında sonuncusu…

Bir kaza sonucu tanışmıştım abim gibi sevdiğim Mustafa ile, internet Cafe’de counter strike oynarken. Ondan sonra zaten sürekli peşinde gezdim, belki sıkılmıştır her gördüğüm yerde “abiiiii” diye yanına gitmemden, belkide artık alışmıştı.(Beni gördüğünden “Aa kardeşimde buradaymış” derdi).

Onun gibi gençler zor bulunur bu zamanda, içi de dışı da birdi. Kim tandıysa onu sevmişti hep. Belki o yüzden zamansız gidişi herkesi sarstı.

Yazın son günlerine doğru Urfa’ya gitmesi gerekmişti. Gitmemesi için ne kadar yalvardıysak da... Babasının artık iyi araba kullanamadığını herhangi bir kaza olmaması için yanında gitmesi gerektiğini anlatmıştı bize. Gitmişti.

Yokluğu sitede çok hissedilmişti, internet kafede onun bilgisayarı boştu, bisikletimi tamire götürecek biri yoktu ve ne önemlisi benimle ve arkadaşlarımla dalga geçen biri yoktu etrafta. Dönecekleri gün MSN’de konuşmuştum, hayat doluydu. O akşamgeleceklerdi yanımıza ; babası ve misafirleriyle. Hepimiz çok mutluyduk..Geliyordu canım abim ben ona bir kız bulmuştum, kendi gibi şahane bir kız. O kadar yakışıklı ve sevgi doluydu ki; Mutlaka saçlarımı çekip '' hadi kız ordan ''diyecekti...

Ama uzun sürmedi bu mutluluk, havuzdan çıkarken arkadaşım Musatafa abimin ve babasının bir kaza geçirdiklerini söyledi. İlk tepkim komikti sanırım şaka yaptığını sanmıştım. Bana böyle şakalar yapmayın diye çocuğun üstüne yürüdüm; ama arkadan telaşla koşuşturan Nurşah ve ablasını görünce ağlamaya başladım. O günden hatırladıklarım tek bunlardı.

Dayandı ölüme Mustafa abim hemde acıyla geçen bir ay boyunca. Vucudunun çeşitli yerlerinde kırıklar vardı, kafatası zedelenmişti ve beyninde kan toplanıyordu. Hepimizin duaları onunlaydı, bu yıl denizi ve kumları sevemiyordum. Herşey bana batıyordu. Evlerinin önünden geçemiyordum, bir ara onun odasının camını acık gördüm ve ışık vardı .. CANIM YANDI, öyle yandı ki aglayamadım.Hayatımda ilk defa bu kadar canım yandı. Kaza haberini aldığım gün bile bu kadar canım yanmamıştı. Mustafa abim o pencereden bakmayacaktı artık. O yoktu . Bunu ilk defa anlamıştım.

Yıldız kaydı o gece ben dilek tutum iyileşsin diye ve dualar ettim. Yetmedi şeker bayramında öldü. Onu Sevgili babasının yanına gömdüler. Onlar hiç ayrılmadı...

Özlüyorum seni Mustafa abim. Yine yaz geldi, evini görmek istemiyorum. Sanki balkona sen çıkacakmışsın ve'' hey ! Selin bisikletin gene mi bozuldu'' diyecekmişsin gibi umutla bakmak istemiyorum. Seni çok özlüyoruz…

 
Toplam blog
: 12
: 1272
Kayıt tarihi
: 11.02.07
 
 

14 yaşındayım, küçüklüğümden beri yazar olmak istemişimdir. 7 yaşımda okumayı öğrendikten sonra, yaz..