- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Mustafa Kemal'i aramamak!

Son altı yıldır rejim tartışmaları içinde rutinleşen cümleler ardı ardına sıralanırken bazen de birilerinin çıkıp yeni bir şeyler söylemesi gerekiyor. Ulusal bir cephede Mustafa Kemal’in izlerinin unutturulmak istendiği yazılıp çiziliyor. Haksızda sayılmazlar. Mevcut iktidar sahipleri resmi bir devlet ideolojisi olarak gördükleri Kemalizm’in izlerini yok ediyorlar. Aslında buraya kadar bir sıkıntı yok. Batı tipi bir burjuva demokrasisini istemek günümüz koşullarında normal karşılanabilir. Ancak işin kırılma noktası Mustafa Kemal’in de unutturulmak istenmesi. Bugünün siyasal iktidar, sistemin dışından gelen lider ve kadrolarıyla dolu. Atatürk’ün mirası bu ülke; batı emperyalizmine teslim edilmiş ve Kuran-ı Kerim’le yönetilen ülke Osmanlı’nın küllerinden yaratılmıştı. Toplumda şok etkisi yapacak devrimlerin ardı ardına sıralanışıyla yarı demokrasi ve Türk aydınlanması ağır aksak giden evrimini bir anda devrime çevirmişti. Egemenliğin yeryüzüne indirildiği bir ulusta ‘geriye dönüş endişesi’ belirmesi pekte anormal bir durum sayılamaz. AKP kadroları ‘laiklik yanlılarını’ ister istemez endişelendiriyor. Nasıl endişelendirmesin? Son altı yıldır bir kısım liberal Avrupa entelektüelleriyle birlikte halka karşı yürütülen bir psikolojik savaş var. Bu savaşın tarafları Mustafa Kemal’in resimlerini devlet dairelerinden kaldırmak isteyenlerle, cumhuriyetin en temel kazanımlarını koruma derdine düşmüş halk yığını. Ama bu iki grubu da kullananların olduğunu unutmamalıyız. Demokrat görünen AKP’liler bir çıkar çatışmasındalar zaten. Laiklik yanlıları kanadında ise mevcut bulundukları makam ve mevkileri koruma sevdasıyla hareket eden asker ve bürokratlar var. Birçok aydının destek verdiği ve iyi niyetle yola çıkılan Cumhuriyet Mitingleri’nin artık nasıl mesajlar verdiği ortada. Asker ve bürokrasi AKP iktidarına bu mitinglerdeki gövde gösterileri aracılığıyla gözdağı vermedi mi? Yâda daha da geriye dönelim: her irticai faaliyetin arkasından askeri cenah laiklik, cumhuriyet, Atatürk ve çağdaşlık kavramlarını sık sık kullanarak erk kaynaklarını elinde tutmadı mı? Şimdilerde kendine ulusalcı diyen bir grup insan bilerek yâda bilmeyerek bu cenaha çanak tutuyor.
Bunca gericiliğin ve yobazlığın ortasında artık çıkıp yeni bir şeyler söylemek gerekiyor. Ne AKP, ne de ulusalcı bir cephe Mustafa Kemal’in yakaladığı olağanüstü ivmeyi yakalayacak bir çağdaşlığı ve ilericiliği sergileyeceğe benzemiyor. Böyle bir ortamda Atatürk’e sarılmanın mantıksızlığını Anıtkabir’de yatan adamın gözleri ve sözleri özetliyor; Beni rahat bırak çocuk!
Mustafa Kemal’i aramamakta işte buradan geliyor. 21.yüzyılın şartlarında dünyayla uyum içerisinde; milli veya ulusalcı değerlerden daha çok emek veren eller ve akılcı söylem gibi iki temel unsuru üzerinde barındıracak toplum aranılan “muhasır medeniyetler” seviyesine çıkabilir. Hiçbirimizin yapılan her yanlışın ardından bir tanrıya sığınır gibi Mustafa Kemal’e sığınmaya hakkımız yoktur. Yapılması gereken şey ülkenin liderinin Mustafa Kemal olduğunu unutmadan onu özgürce tartışabilecek ve ortaya çıkarılan sonuçlarla yola çıkabilecek gençlerimize sağlıklı bir ortamı tahsis etmemizden geçiyor. Gerçekleriyle devrimcilik ve ilericilik budur! 21.yüzyılda Atatürkçülükte budur! Var mı itirazı olan?