- Kategori
- Gündelik Yaşam
Müstehcen gördüğü heykeli kıran anlayış çağın gerisindedir.Orta Çağ düşüncesinden beslenmektedir.

AKP'lilerin hedef gösterdiği "Müzisyen heykeli"kırıldı.
Müstehcen gördüğü heykeli kıran anlayış, çağın gerisindedir.Orta Çağ düşünce ve görüşünden beslenmektedir.
Türkiye’de müstehcenlik nedeniyle saldırıya uğrayan son ‘mağdur’ İzmir’deki ‘Müzisyen’ isimli heykel olmuş. Cinsel organı gözüküyor diye parçalanan ahşap heykelin İspanyol heykeltıraşı Andrés “Sanata her saldırıda toplum, özgürlüğünün bir parçasını kaybeder” demiş.
İzmir’de 4 yıldır metro istasyonlarında sergilenen 12 heykelden biri olan ‘Müzisyen’ son haftalarda çeşitli tartışmalara neden oldu. Elinde zurna olan çıplak ahşap heykeli ki hafta önce cinsel organı gözüktüğü gerekçesiyle AK Parti Gençlik Kolları tarafından müstehcen bulunup protesto edildi. Çarşamba günü de bir grup tarafından heykelin belden aşağısı örtülüp üzerine kilit vuruldu. Son olarak önceki gün bir kişi heykeli balyozla parçaladı. İspanyol heykeltıraş Amancio González Andrés eserinin incitmeye veya kışkırtmaya yönelik bir çalışma olmadığını dile getirerek şunları söyledi:
“Bir toplumun ahlak anlayışının o toplumun özgürlük anlayışıyla doğrudan ilintili olduğunu düşünüyorum. Eğer herhangi biri bir sanat eserini kendisine düşman olarak görüyorsa, bu sanat insanları düşünmeye ittiği ve dünyalarını zenginleştirdiği içindir. Sanata her saldırıda toplum, özgürlüğünün bir parçasını kaybeder. Ben bu saldırıyı ancak totaliter politik güç tarafından toplum üzerinde yaratılan korkunun bir yansıması olarak değerlendirebilirim”
Müstehcenlik sadece heykelde mi? Gece barlarında, plajlarda yok mu? O zaman AKP’nin Gençlik Kolları, buralardaki insanlara da mı saldıracak? Ya sanal dünyadaki erotik görüntüleri de mi –görevleriymiş gibi- bunlar mı denetleyecek? Bilgisayarlara da mı kilit vurulacak? Bu nasıl anlayış? Ama bu partinin kurucusu, ülkenin Cumhurbaşkanı Erdoğan…
Balık baştan kokar Her şey Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanken Kars Cumhuriyet Meydanı'ndaki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada Mehmet Aksoy'un yarım kalan “İnsanlık Anıtı” adlı heykelini “ucube”ye benzeterek, belediyenin burayı yıkacağını ve yerine güzel bir park yapacağını söylemesiyle başladı Sadece bu olsa… Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, 1994’de, Ankara Altınpark’ taki “Periler Ülkesi” heykeli için “Böyle heykelin içine tükürürüm” demiş ve heykeli kaldırtmıştır.
Türkiye’de, heykel kırma, yıkma ilk değil. Blok yazarı Erdal Ceyhan’ın araştırmasına göre.Cumhuriyet döneminde, ilk kez 1952’de Ticaniler heykel kırmaya başlamışlar. Daha sonra başkaları da heykel kırma eylemini sürdürmüşler.1973’te,Tophane Parkı’ndaki işçi heykeli kırılmış. 18 Haziran 2006’da İzmir Güneşli ’de, Atatürk heykelinin bazı bölümleri kırılmış.13 Mayıs 2009’da Malatya Yeşilyurt’ta bir inek kaçarken ilköğretim bahçesindeki heykeli kırar.8 Ocak 2011’de, Diyarbakır Dağkapı’daki Atatürk Heykelini yakmaya kalkmış. Bunlar, basına yansıyan ve bilinenler.
İslamiyet’te ikonacılık, heykel ve resim yoktur. Hz. Peygamber ’in söz, davranış ve yaşantısı önemlidir. Hz. Peygamber, Kâbe’deki putları kırmış; bu nedenle de heykel ve resim, İslamiyet’te yasaklanmıştır. Ama onun fiziksel özelliklerini anlatan, huy ve kişiliğini betimleyen, şekil ve karakterini tarif eden soyut tablolar var. Onlara Hilye-i Şerif deniyor.
Hz. Peygamber’ in putları kırması, heykel ve resmi yasaklaması, tüm İslam dünyasında, bu sanatların zaman zaman yasaklanmasına neden olmuştur. Özellikle, şeriat yasalarıyla yönetilen ülkelerde yasaklar artmıştır. Ülkemizde de son yıllarda, Hz. Peygamber ’in bu konudaki görüşüne dayanarak heykel ve resim yapmanın yasak, hatta heykellerin kırılmasının gerekli olduğunu düşünenler gün geçtikçe artmaktadır. Fırsat bulunca da bu düşüncelerini uygulamaktadırlar.
Öyle ki güzel sanatlar öğrencisi bile insan figürleri yapıp yapmamada, bir hocanın görüşüne başvuruyor.
Hocam ben güzel sanatlar fakültesi seramik bölümünde öğrenciyim heykel yapmak konusunda sizden bilgi almak istiyorum. İslam gereği bu güne kadar insan figürleri yapmayıp sadece hayvan figürleri onları da sadece büst olarak yaptım. sizden daha detaylı bir bilgi ya da bu konuda bilgi edinebileceğim eser isimleri alabilirsem memnun olurum. Şimdiden teşekkür ederim.
Aziz ilim talibi,
Heykel ve resim Allah Rasulü tarafından yasaklanmıştır. Bu yasağın illeti putperestliktir. Zira o dönemin insanı bir resim gördüğünde duramıyor, hemen ona tapma aklına geliyordu. Putperestlikten yeni çıkıldığı için Efendimizin bu hassasiyeti gösterdiği açık. Değilse, yere serilen üzeri resimli sergilere, üzerinde canlı figürleri olan perdelere ses çıkarmadığını da biliyoruz.(Mustafa İslamoğlu)
Bu güzel sanatlar öğrencisi gibi düşünen gençler çoğunlukta mıdır? Amaç, dindar toplum yetiştirmek olunca bugün bireysel olan heykel kırma, toplumda yaygınlaşabilir... İslam düşünür ve yazarları daha ileri giderek resim, heykel yapanların kıyamette azap göreceklerinden, resim olan odaya melek girmeyeceğinden, resim ve heykel yapanların yerlerinin cehennem olduğundan söz etmekteler. Ne diyorlar görelim:
(Dünyada [zaruretsiz] canlı resmi yapana, kıyamette bu resme can vermesi söylenerek azap edilir. Halbuki o, o resme can veremez.)[Nesai]
(Canlı resmi yapan, kıyamette en şiddetli azap görecektir.)[Buhari]
(Canlı resmi yaparak Allahü teâlânın yarattıklarına benzetmeye çalışanlar, kıyamette en şiddetli azaba uğrarlar.) [Buhari, Müslim]
(Ya Ali, putları, resimleri imha et.) [Müslim]
(Elinize geçen canlı resimlerini yırtıp, bozun.) [Müslim]
(Resim, cünüp ve köpek olan odaya rahmet melekleri girmez.)[Ebu Davud, Nesai, İbni Hibban]
(Köpek ve heykel bulunan odaya rahmet melekleri girmez.)[Müslim]
(Cebrail aleyhisselam “Biz, köpek ve resim olan odaya girmeyiz” dedi.) [Buhari, Taberani]
(Beni âlemlere rahmet olarak gönderen Allahü teâlâ, çalgıları, cahiliyet işlerini ve putları yok etmemi emretti.) [Ebu Nuaym]
([Zaruretsiz] canlı resmi yapanların yeri cehennemdir. Ahirette yapılan resimlere can verilecek, o resmi yapanlara cehennemde azap edecektir.) [Buhari, Müslim]
Resulullah, canlı resmi yapanları lanetledi(Buharî)(İnternetten)
İslam yazar ve düşünürleri, Hz. Peygamber ’in resim ve heykel yasaklamasına dayanarak bu konudaki görüş, düşünüş ve izlenimleri böyle. Eğitimin odağı İslamlık olunca bu görüşü yaşam tarzı olarak benimseyenler, etkilenenler, heykelleri kırarak Hz. Peygamber ’in isteğini yerine getirip sevap işledikleri düşüncesindeler.
Bu anlayış, sanata kapalıdır. Oysa sanatın olmadığı bir ülkede, hoşgörü, insan sevgisi, doğa sevgisi yoktur. Heykeltıraş, mermere, alçıya, ağaca sevgisini de işleyerek yapıtını sonsuzluğa taşır. İlkçağdan günümüze değin gelen heykeller, bu anlayışla günümüze değin gelmiştir.
Peki, ne yapılmalı? Eğitimi, din odaklı olduğu sürece bu olaylar azalmayacak artarak sürecek; sanata düşman, insana düşman, düşünceye düşman aslında özellikle özgürlüğe düşman uygulamalar, geleceğimizi karartacak.
Mermere şekil vererek canlandıranlar, yontularıyla insanlığa güzellikler sunmaktadırlar. Ne var ki bu güzellikleri anlamaktan yoksun insanlar, heykeli “ucube” olarak algılayarak yıktırmaktadırlar.Oysa sanatı anlayan devlet adamları, sanat yapıtlarını yaşatma için çaba göstermişlerdir. Bunların başında “Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuştur” diyen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürkgelir. Ne yazık ki O’nun kurduğu Cumhuriyet’in başında olan, Mehmet Aksoy’un yaptığı “İnsanlık Anıtı”heykelini “ucube” olarak algılamış, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek', 1994’de, Ankara Altınpark’ taki “Periler Ülkesi” heykeli için “Böyle heykelin içine tükürürüm” demiş ve heykeli kaldırtmıştır.
Heykel ve heykelciliğin tarihi İlk Çağa kadar uzanır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, maden gibi çok çeşitli malzemelerden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır.
Cilalı Taş Çağı’nda(MÖ 8000-5500) Çatalhöyük, Hacılar, Yümüktepe, Gözlükule, Sakçagözü’de, şişman olarak yapılan kadın heykelcikleri, doğurucu ve bereketin simgesi tanrıça heykelcikleri de bu dönemde görülür.
Anadolu’da 78 tane antik kent bulunmaktadır. Bu kentlerin çoğunda; duvar resimleri, açık hava tiyatroları, heykeller vardır. Bunlardan en ünlüleri Efes Antik Kenti, İzmir; Ani AntikKenti, Kars; Hattuşaş Antik Kenti, Çorum; Herakleia Antik Kenti, Muğla; Göbeklitepe, Şanlıurfa; Milet Antik Kenti, Aydın; Knidos Antik Kenti Muğla; Çatalhöyük, Konya; Zeugma Antik Kenti, Gaziantep; Olympos Antik Kenti, Antalya; Sardes Antik Kenti, Manisa; Pergamon Antik Kenti, İzmir; Truva Antik Kenti, Çanakkale; Magnesia Antik Kenti, Aydın; Laodikeia Antik Kenti, Denizli; Assos Antik Kenti, Çanakkale
Çatalhöyük kazılarında bulunan ana tanrıça figürü: Kadının doğurganlığı ve önemini simgeler.
Frigya heykel sanatından günümüze pek fazla örnek gelmemiştir. Ancak elde edilen buluntular Frigya heykel sanatının Yunan, Geç Hitit ve Asur sanatının etkisinde kaldığını göstermektedir.
Frigyalılar, en çok baş tanrıça olarak kutsadıkları Kybele (Kibele)’yi heykel ve kabartmalara konu etmişlerdir. Bereketi, çoğalmayı temsil eden ana tanrıça, daha sonra Frigyalılar aracılığıyla Sardes (Salihli, Manisa) üzerinden Batı dünyasına taşınmıştır.
Boğazköy (Çorum)’de bulunan Kybele Heykeli, Frigya heykel sanatının en güzel örneğidir. Tanrıçanın iki yanına birer müzik aleti çalan iki erkek figürü yerleştirilmiştir. Heykelde, ana tanrıçanın giydiği elbiselerin kıvrımları ve yüz ifadesi Arkaik Yunan sanatının etkisindedir.
Frig heykellerinin diğer bir grubu da Ankara yakınında bulunmuş olan, Ankara taşından (andezit) işlenmiş kabartmalardır. Geç Hitit ve Asur sanatının etkisinde kalınarak orthostat biçiminde yapılan bu kabartmalarda aslan, at, boğa, sfenks gibi figürler yer almıştır.
Dünyanın yedi harikasından biri Artemis Tapınağı Efes’tedir. Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağıdır. Büyüklüğü, 105 x 50 m. ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönüktür.
Dorlar ve Romalılar yeni Knidos’a çok sayıda tapınak yapmışlardır. Şehir Afrodit heykeli ile ünlenmiş, geç Roma ve erken Bizans döneminde tapınaklar yerlerini kiliselere bırakmış ve şehir nüfusu 70.000’lere ulaşmıştır.
Burdur’un Ağlasunilçesindeki Sagalassos Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda gün ışığına çıkarılan, Roma imparatorları Hadrian ve Marcus Aurelius’a ait heykel başları, 3 yıllık bekleyişin sonunda Burdur Müzesinde sergilenmeye başlandı.
Denizli’de Laodikya Antik Kenti’nde dokuma tanrıçası Athena’nın bin 800 yıllık heykel başı bulundu. Daha önce kaçakçılar tarafından bulunan ancak toprak altına saklanan Athena’nın heykel başı, 12 yıl aradan sonra antik kentte kazı yapan heyet tarafından gün yüzüne çıkarıldı.
Ege kültürünün etkisiyle yapılan eserlerden en önemlisiTanrıça Kibele heykelidir. Kibele figürünün yanı sıra kabartmalarda aslan ve dans eden genç kız gibi figürler de yer alır
Nemrut’ daki heykeller ve heykel başları da günümüzden binlerce yıl öncenin tanıkları.
Sadece bunlar da değil, daha yüzlercesi, geçmişi günümüze taşıyor. Biz de geçmiş uygarlıkları öğrenme fırsatını buluyoruz. Bizim gelecek kuşaklara aktaracak neyimiz var, sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyorum. Eski çağlardan günümüze değin gelen heykelleri, tarihî eser kaçakçılarından, yağmurdan, rüzgârdan koruyamıyor; yeni yapılanların bir bölümünü de kırıyoruz.
Sanat, yaratmadır. Yaratma, özgür ortamda gerçekleşir. Özgürlüğün olmadığı ülkelerde, sanatçı düş evreninde oluşturduklarını, sanatına yansıtır. Gerçek sanatçı, yasaklara boyun eğmez. Duygu, düşünce, gözlem ve izlenimlerini yapıtında somutlaştırmayınca rahatlayamaz. Şair, düşüncelerini, duygularını dizelere aktarır. Ressam, çizgilere, renklere. Heykeltıraş, taşı, ahşabı yontarak. Bronz, tunç gibi metalleri işleyerek.
Avrupa’da başlayan Rönesans hareketi ile heykelcilik ayrı bir önem kazanmıştır. Michelangelo bu devirde yetişen heykeltıraşların en meşhuru olmuştur. Rönesans sanatçısı, Micelangelo, düşgücünün en özgür doruklarına ulaşmış; ama 21.Mehmet Aksoy'un yarım kalan “İnsanlık Anıtı” adlı heykelini, zamanın Başbakan’ı “ucube”ye benzeterek yıktırmıştır. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, " Ben, böyle sanatın içine tükürürüm diyerek sanata ve sanatçıya olumsuz, kötüleyici, aşağılayıcı bakışını ortaya koymuştur. Sanatın özünde anlamak vardır. Demek ki Erdoğan ve Gökçek’in sanattan anladıkları bu. Özgürlükten yoksun ülkemizde, yöneticiler sanattan böylesine uzak. Sanatı “ucube” gören,”sanatın içine tükürülen” ülkede heykellerin kırılması da doğaldır.
Sanat ve sanatçı bu ülkede, geri plandadır. Politik rüzgârlar arasında sanatçının sesi duyulmaz. Diyeceksiniz ki günde onlarca askerin şehit, kitlesel katliamların olduğu ülkede siz oturmuş heykelden, heykeltıraştan söz ediyorsunuz. Neymiş,Canım, Andrés de cinsel organı gözüken heykel yapmasaydı! Şöyle, fesli, pusulu, sarıklı bir erkeğin ya da türbanlı, çarşaflı bir bayanın heykelini yapsaydı! Bu kesim, heykele karşı değil mi? Andres, insanı doğal durumuyla göstermek istemiş de Müslüman mahallesinde, salyangoz satmaya kalkmış. Müzisyen heykeliymiş! Ne müzisyeni canım, açıkça erotizm! Cinselliği, açığa çıkarmak. Günah değil mi? Heykele böyle bakan anlayış, bireysel ve örgütlü olarak gün geçtikçe artıyor; çünkü sanata, sanatçıya karşı bir toplum oluşuyor. Bu kesim; resme, heykele, tiyatroya, baleye, operaya karşı. Kitle iletim araçlarında da bu sanatlardan artık söz edilmez oldu. Son yıllarda,”Osmanlı sevdalıları” denilen bir örgüt türedi. Bu örgüt, heykelleri gereksiz görüyor. Heykeller, ülkeye maddi yük getirdiği için kırılmalıymış. İşte, bu sese kulak veren şeriat suyuyla kafaları yıkanan,”Osmanlı sevdalıları “ne diyor, görelim:
Camilerin ve imamların fazlalığından şikâyet eden arkadaşımız lafı hiç heykellere getirmiyor. Türkiye’de 2008 itibarı ile Atatürk heykellerinin 100 binden fazla olduğu biliniyor. Bu heykellerin fiyatına ilişkin yorumlar şunlar: “Heykeltıraş Prof. Ferit Özşen, kurumların Atatürk heykeli yaptırmayı kendiliğinden vazife edindiğini söylüyor Özşen, diğer heykeltıraşlara göre epey sınırlı sayıda Atatürk heykeli yapmış. Bugüne kadar 10'un üzerinde anıt yaptığını söyleyen Özşen heykelde bronzu tercih edenlerden. Genel fiyat aralığı gözönüne alındığında eserlerini pahalı satanlar arasında. Özşen, normal boyutlarda atlı bir figürün 60 bin TL'ye mal olacağını, bunun en az üç katı fiyatına da bronz döküm yapılabileceğini söylüyor. Atatürk heykellerinde istikrarlı bir fiyat politikası yok. Deyim yerindeyse herkes kafasına göre fiyat biçiyor. Kültür Bakanlığı'nın tarifesinde büstler 5 bin TL, üç metrelik figürler 20 bin TL. Ancak bunun çok altında ve üstünde fiyatlara Atatürk heykeli yapanlar var. Örneğin çok ucuza heykel yaptığını söyleyen Tankut Öktem küçük bir anıt için 8 bin lira ücret aldığını belirterek "Bu fiyata yapan kimse de yok" diyor.”
Biz yine de düz 100 bin heykel olduğunu ve en az 10 milyar harcandığını varsayalım.100 bin X 10 milyar =1katrilyon=1 milyar dolar.Peki bu paraya ne yapıldı? O sözde “dağlık diye” hizmet götürülemeyen Doğu’ya! Bir İzmir, Bursa yeni baştan yaratılır veya 20 planlı şehir yapılır.20 Üniversite kurulur.500 okul yapılır.300 hastane yapılır.
Şimdi en başa dönelim:
“Türkiye'de kaç okul var? 67 bin...
Kaç hastane var? 1220...
Kaç sağlık ocağı var: 6 bin 300...
Peki kaç cami var? 85 bin...
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Türkiye'de kaç doktor var? 77 bin...
Peki, kaç din görevlisi var? 90 bin...
Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.-
Peki, Türkiye’de kaç Atatürk heykeli var?(Gerçi heykeller milyondan fazla bu da ayrı bir dert, kime ne faydası varsa)100 bin. Peki, Türkiye’de 1 kişiye kaç Atatürk heykeli düşüyor?800 kişiye bir Atatürk heykeli,80 kişiye 1 heykel düşüyor.
PUTLARI YIKMA VAKTİ GELMİŞTİR. EY ŞANLI OSMANLININ EVLATLARI!
(Ceddimiz Osmanlı,Sayfayı Beğen,6 Nisan 2012 ) Türkiye’de putlara harcanan para! Kesinlikle oku, paylaş.(Paylaşmazsan gününü görürsün! Biz, anlı, şanlı Osmanlılarız, diyorlar.)
Osmanlı sevdalıları, antik kentlerdeki heykelleri de kırarak Antik Çağ kültürünü de yok etmeyi düşünüyorlar mı, dersiniz
İşte böyle düşünüyor, yeni Osmanlılar. Üyelerini, heykelleri kırmaya çağırıyor. Peki,60 bin kişiye, bir hastane düşmesine heykeller mi neden oluyor? Osmanlı’da, heykel yoktu. Daha çok doktor, daha çok hastane, daha çok okul mu vardı? Okullar, hastaneler, sağlık ocakları heykellerini kırmayı, yıkmayı düşündüğünüz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk döneminde açılmaya başlamıştır. O,Osmanlı padişahları ya da Osmanlı özlemiyle yaşayanlar gibi keyfince yaşamamış.
ISİD terör örgütü, heykelleri kırıyor, tarihsel binaları yakıyor. Kültürleri yok ediyor. Bunlar, Irak ve Suriye’de İslam devleti kurmayı amaçlıyor. Gerçekleştirebilirse… Peki, Osmanlı sevdalıları da ISİD’ e mi özeniyor? Ne istiyorlar? Sanattan yoksun bir ülke mi? Yoksa Cumhuriyet’i yıkıp tarihin derinliklerine gömülen Osmanlı’yı diriltilmek mi? Cumhuriyet kurulduktan sonra Avrupa’da yaşamlarını sürdüren Osmanlı soyundan gelenler bile heykel kırma taraftarı değillerdi. Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duyuyorlardı.
Heykele, kimi put der, kimi ucube. Kimi üstüne tükürür, kimi kırıp parçalar, yıkar. Ne yazık ki sanat, özellikle heykel, bu ülkede belli kesimlerce benimsenmemiş, sanat olarak görülmemiştir. Nasıl olsun? Devletin en üst düzeyindekinden halka kadar, neredeyse toplumun büyük kesiminin heykele nasıl baktıkları ortada.