- Kategori
- Gündelik Yaşam
Mutlu insanların yaşadığı Türkiye'de yaşam...

İşte geldik geçiyoruz mu diyorsunuz?
Yok, yok…
Hayat ve yaşamak güzel…
İşiniz olmasa da, sağlık güvencenizin ne önemi var?
Sağlıklı konut mu dediniz?
Yakında TOKİ, altınızda oturduğunuz gecekondunuzu alıp, yeni, her tarafı dökülen bir ev verip, kentsel dönüşümü gerçekleştirir.
Siz yeni, dökük evinizde hayatınızı idame ettirmeye çalışır, kentsel yaşama ayak uydurursunuz!
Sağlıklı beslenemiyorsanız ne çıkar?
En kısa zamanda size, tarihi geçmiş bir gıda kolisi gönderilir…
Isınmak mı?
Düşük kalorili ve gramajlı kömür çuvalları yakında haberiniz olmadan kapınıza bırakılır!
Saklık mı?
Eski kocakarı ilaçları ne güne duruyor?
Onca aktar birbirleri ile yarışırken, eczanelerden ilaç alıp, ilaç kartellerini mi zengin edeceksiniz?
Bu ahval ve şeriat içinde; siz de hayatınızı en güzel şekilde idame ettirip, televizyonlarda sizleri uyutmak için uyarlanmış dizileri, filmleri izlersiniz!
Film demişken, şöyle hayatımızı gözümüzün önünden geçirip, nasıl bir yaşam sürdüğümüzü film şeridi gibi seyretmeye ne dersiniz?
Hayatımız nasıl, hangi ses ve görüntüler arasında geçiyor?
Şöyle bir bakın...
Yüzde 71’i mutlu ülkemin sokaklarında mutsuz yüzler...
Sebepsiz tutuklanmalara öfkeli mırıldanmalar...
En küçük meseleyi kaşıyıp yara etmek için komşularla savaş hazırlıkları...
Silivri mahpushanesinde sahte kanıtlarla, gizli tanıklarla söndürülen hayatlar...
Cevapsız kalan “Suçumuz ne?” soruları...
Cevap veremeyen yargıçlar...
Hakkını arayan gençlerin derhal bir örgüte üye yapılıp hapse tıkılması...
Şehri gökdelenlerin sarması...
Bir depremde kaçacak yer kalmaması...
Trafikteki ölümlerin savaşlardaki ölümleri sollaması...
Ülkemizin sadece rakamlarla büyümesi...
Gerçekte ise her şeyin küçülmesi...
Kadınlara yönelik vahşi saldırılar...
İktidar partisinin sınavlarda yandaşlarını koruması…
Dürüst insanların her yarışta geride kalması...
İşsiz öğretmenle, üniversite mezunu gençler...
Şehrin sokaklarını süpüren genç üniversite mezunları...
Mahkemeler, davalar, ölümler, hapislikler, haksızlıklar, kazalar, yalanlar, dolanlar...
İşte hayatımızı oluşturan, yaşamımızdan ufak parçacıklar...
Böyle bir hayatı yaşayan insan akşam evine mutlu döner mi?
Yatağından mutlu mu uyanır?
Hayır mu diyorsunuz?
O zaman ülke insanının yüzde 71’i hayatından nasıl memnun?
Nasıl mutlu, müreffeh(!) bir yaşam sürdüğünü söyleyebiliyor?
Yukarıdaki tespitler ülkeyi bölmeye(!) çalışanların iftiralarıdır mı diyorsunuz?
Güllük gülistanlık bir ülkeyi karalamaya kimin hakkı var diyenlerden misiniz?
Yoksa; hak değirmende olur mu diyorsunuz?
O zaman değirmene…
Gidecek yeriniz yok mu?
O halde size Silivri yerleşkesinden yer tahsis edelim!
Yok değirmene gitmem diyorsanız, o zaman bu ülkeyi terk edin.