- Kategori
- Psikoloji
Mutluluğa Dair

İnsanın ruh halinin tarifi zordur. Ya mutluluğun tarifi, kolay değildir. Özellikle yirmili yaşlarda başlar insan, mutluluğun tarifini aramaya. Otuzlu yaşlar, kırklı ve sonraki yıllar arar da arar mutluluğun tarifini bulmak için. Ünlü bir şair, ünlü bir ressama, "Mutluluğun resmini" yapmasını istemiş. İnsan karakteri, hamuru aynı olmadığı için mutluluk arayışı, özlediği de farklı oluyor şüphesiz. Hayattan beklediğimiz ne ? sorusunun cevabı belki bizi mutluluğa götürebilir. Ancak biliyoruz ki, beklentilerimizi bile henüz biçimlendirememişiz.
Neden diye sorduğumuzda, beklentilerin yaşımızla değiştiğini görüyoruz. Öğrencilik yaşlarının beklentisi ile çocuk sahibi bireylerin beklentileri bir olmuyor. Dolayısıyla mutluluk da zaman içinde değişime uğruyor, kabuk değiştirebiliyor. Yaşantının akıntısında hayata dair görüşümüz, bakış açılarımız geliştikçe mutluluk kriterleri de dolaylı olarak değişiyor.
Mutlu olmak, herkesin en büyük isteği. Hayattan beklentilerimiz gerçekleştiğinde mutlu oluyoruz, ancak mutlu olma hedefi de öteleniyor. Ve git gide mutlu olmak daha anlamlı oluyor. Bu hiç bir zaman ileri yaşların mutluluğu, yirmili yaşların mutluluğundan daha değerli anlamına gelmesin. Seksen yaşındaki biri "mutluyum" diyorsa, onca geçen yılları düşünür imrenmez miyiz. Ama genç biri "mutluyum" dediğinde, önündeki uzun yılları düşünür hep böyle olmasını dileriz.
Mutlu olmak, olgunlukla da ilgilidir. Olgun kişi daha kolay mutlu olabilir, olgun kişi farkında olan kişidir, olgun kişi uyumlu bir kişidir. İnsanın kendinle barışık olması daha kolay mutlu olmasını sağlayacaktır.
Ya mutsuzluk. Şu kısa yaşantımızda maalesef kaçınılmaz bir sıkıntıdır. Arkadaş ilişkilerimizde, evlilik hayatımızda, iş dünyamızda mutsuz olan kişi "bu dünyada ne işim var" hali ile oradan oraya savrulur. Şu kısa bir kez yaşanacak hayatımızı baştan kaybetmemiz anlamına gelecektir. Yıllarca, binlerce kişi binlerce doktordan yardım istememiş mi. Veya kısa yolu seçip son vermemiş mi hayatına. Onca yazılan roman ve kitap mutsuzluğu tarif etmiş, mutluluğun basit olmayan karmaşık yollarını tarif etmiş.
Bir an durup düşünün "ben mutlu muyum ?" diye. Beklentilerimize kavuşmuşsak sorun yok. Yoksa kendimize ulaşılması zor beklentiler belirleyip, "ben mutsuzum" mu diyoruz. Yoksa beklentilerimizi düşünmeden kısa yoldan "mutsuzum" mu diyoruz. Yoksa hiç biri mi? Dedik ya tarifi zor bir hal.
Kendini küçük mutluluklarla hayata bağlayanları düşünün onların mutluluğu nasıl tarif edilir.
En güzel edebi eserlerin mutsuzluğun sonucu olduğuna ne demeli.
Hayat çok basit belki, ama oyuncular ve ortamlar o kadar farklı ki, bir serüvenin ve yarışmanın içinde buluyoruz kendimizi. Elimizdeki imkan ve imkansızlıkları iyi kullanmalıyız. Mutlu olmak kolay değil, kıymetini bilmek gerek.
Mutluluk herkesin hakkı. Mutlu bir toplum, mutlu bir ülke herkesin ideali ve beklentisi. Belki ulaşılması zor, inanın yaklaşmamız bile bizleri mutlu edecektir...
Neden diye sorduğumuzda, beklentilerin yaşımızla değiştiğini görüyoruz. Öğrencilik yaşlarının beklentisi ile çocuk sahibi bireylerin beklentileri bir olmuyor. Dolayısıyla mutluluk da zaman içinde değişime uğruyor, kabuk değiştirebiliyor. Yaşantının akıntısında hayata dair görüşümüz, bakış açılarımız geliştikçe mutluluk kriterleri de dolaylı olarak değişiyor.
Mutlu olmak, herkesin en büyük isteği. Hayattan beklentilerimiz gerçekleştiğinde mutlu oluyoruz, ancak mutlu olma hedefi de öteleniyor. Ve git gide mutlu olmak daha anlamlı oluyor. Bu hiç bir zaman ileri yaşların mutluluğu, yirmili yaşların mutluluğundan daha değerli anlamına gelmesin. Seksen yaşındaki biri "mutluyum" diyorsa, onca geçen yılları düşünür imrenmez miyiz. Ama genç biri "mutluyum" dediğinde, önündeki uzun yılları düşünür hep böyle olmasını dileriz.
Mutlu olmak, olgunlukla da ilgilidir. Olgun kişi daha kolay mutlu olabilir, olgun kişi farkında olan kişidir, olgun kişi uyumlu bir kişidir. İnsanın kendinle barışık olması daha kolay mutlu olmasını sağlayacaktır.
Ya mutsuzluk. Şu kısa yaşantımızda maalesef kaçınılmaz bir sıkıntıdır. Arkadaş ilişkilerimizde, evlilik hayatımızda, iş dünyamızda mutsuz olan kişi "bu dünyada ne işim var" hali ile oradan oraya savrulur. Şu kısa bir kez yaşanacak hayatımızı baştan kaybetmemiz anlamına gelecektir. Yıllarca, binlerce kişi binlerce doktordan yardım istememiş mi. Veya kısa yolu seçip son vermemiş mi hayatına. Onca yazılan roman ve kitap mutsuzluğu tarif etmiş, mutluluğun basit olmayan karmaşık yollarını tarif etmiş.
Bir an durup düşünün "ben mutlu muyum ?" diye. Beklentilerimize kavuşmuşsak sorun yok. Yoksa kendimize ulaşılması zor beklentiler belirleyip, "ben mutsuzum" mu diyoruz. Yoksa beklentilerimizi düşünmeden kısa yoldan "mutsuzum" mu diyoruz. Yoksa hiç biri mi? Dedik ya tarifi zor bir hal.
Kendini küçük mutluluklarla hayata bağlayanları düşünün onların mutluluğu nasıl tarif edilir.
En güzel edebi eserlerin mutsuzluğun sonucu olduğuna ne demeli.
Hayat çok basit belki, ama oyuncular ve ortamlar o kadar farklı ki, bir serüvenin ve yarışmanın içinde buluyoruz kendimizi. Elimizdeki imkan ve imkansızlıkları iyi kullanmalıyız. Mutlu olmak kolay değil, kıymetini bilmek gerek.
Mutluluk herkesin hakkı. Mutlu bir toplum, mutlu bir ülke herkesin ideali ve beklentisi. Belki ulaşılması zor, inanın yaklaşmamız bile bizleri mutlu edecektir...


