​ Mutluluk düşlerde değil hep bizimle / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '07

 
Kategori
Felsefe
 

Mutluluk düşlerde değil hep bizimle

Mutluluk düşlerde değil hep bizimle
 

Hepimiz, çabalayıp duruyoruz mutlu olabilmek adına. Farklı hayatlar, farklı evler, farklı insanlar. Ama hepimizin tek bir ortak amacı var bu farklı dünyalarda, MUTLULUĞU YAKALAYABİLMEK.

Mübarek şey o kadar nazlı ki sen kovalıyorsun o kaçıyor, o kovalıyor, sen kovalayanın mutluluk olduğunu anlayamadan kaçıyorsun. Ve bir türlü ulaşamadığımızdan, üzgün gözlerle dolaşıp duruyoruz  mutsuz,bedbin.

Oysa ki mutluluk, çoğumuzun sandığı gibi uzaklarda ve sadece bazılarına bahşedilmiş ender bulunan bir hazine değil. Ya da çok büyük bir sürpriz değil kendimizi şartladığımız, düşlerini kurduğumuz.

Aslında mutluluklar, günlük hayatımızın içinde küçük küçük yaşadığımız her şey.

Güne sağlıkla başlayabilmek, ardından içilen sıcacık bir kahvenin keyfi, hiç kimseye ihtiyacımız olmadan giyinebilmek, yıllarca yükümüzü taşıyan yorgun bacaklarımızla işlerimize koşturabilmenin yeterliliği, bir dostun alo diyen gülümseyen sesi, fırından taptaze çıkmış ekmeği köşesinden iştahla sağlıklı yiyebilmenin keyfi, çocuklarımızın yaşantımızdaki paha biçilemez değeri, buz gibi bir havada sıcacık bir battaniyenin altında ellerimizde çay fincanlarıyla televizyonda güzel bir filmi izlemenin heyecanı, tartışmaların ardından yaşanan barışmalar, evimizde beslediğimiz hayvanın , bacaklarımıza minnetle sürtünerek mırıldanması, güzel bir müzik parçasının kulağımızda ve ruhumuzda uyandırdığı duygu kıpırtıları, evimize yada kendimize satın aldığımız bir eşyanın eve gelip denediğimizde verdiği minik coşkular, pazar sabahları nefis bir kahvaltı ardından  koltuğa gömülüp gazete ve kahve keyfi yapmanın  keyfi,geçmişte yaptığımız hataları gelecekde yol gösterici öğretmenler olarak algılayabilme olgunluğu, sevgilinin canım diyen sıcacık içten sesi ve gülümsemesi,aşkın henüz şekillenmemiş,konuşulmamış döneminde öncü  kalp çarpıntıları, duş yaptıkdan sonra hissettiğimiz temiz ve ferah duygu, karnesindeki notu düzelten çocuğumuzun gözlerindeki neşe, eve dönerken köşe başındaki çingeneden kendimiz için satın aldığımız bir demet papatyayı vazoya yerleştirirken hissettiğimiz güzellik,  ve kimbilir  mutluluk olduğunu farketmeden yaşadığımız daha ne güzel yaşam parçacıkları..

Hayat, aslında bizden kaçtığını düşündüğümüz ve çok büyük şeyler olduğunu zannettiğimiz  mutlulukları bize milyarlarca minik parça olarak hergün önümüze sunuyor. Ama insanoğlu çoğunlukla  kocaman bir pastaya odaklanmaktan minik lezzetli lokmaların tadına varamıyor.

Nefes almak, yutkunabilmek, yürümek, hele ki sevebilmek ve sevilmek...Bunların hepsi öylesine önemli mutluluklar ki değerlerini ancak onları yapamadığımızda yada kaybettiğimizde hissedebiliyoruz.

Minik, minik farkına varamadığımız güzelliklerden oluşan dünyamızın hep apaydınlık olması dileği ile..

 
Toplam blog
: 34
: 1734
Kayıt tarihi
: 15.05.07
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji bölümü mezunuyum. Farklı sektörle..