- Kategori
- Gündelik Yaşam
Mutluluk nerede? (3)

alıntı
Uzunca bir aradan sonra "Mutluluk Nerede" isimli yazı serime devam etmek istedim . Geçtiğimiz aylardan bana kalanlar ve çok amatörce eklenen görsellerle birlikte.... Bu arada, yeni yılın ilk 4 ay'ı da geçmiş. Gerçekten zaman bildiğin su! Akıp gidiyor hızla...
Mutluluk; "40 yaş gençliğin yaşlılığı, yaşlılığın gençliğidir" demişti bir programında Sunay Akın… Ne kadar doğru bir düşünce. Belki de bu cümlenin idrakındadır...
Karşısındakinin rahatı, konforu, mutluluğu için ortamı güzelleştiriyorsan onu seviyorsun demektir. Ve sevgi emek ister, tek taraflı elbette olmamalı, egoistlik barındırmamalı içinde. cömert olmalı sevgide be dostlar. Velhasılı; sıradan bir günde masanızda gördüğünüz beyaz lilyumlardadır mutluluk. Evet evet sıradan bir günde hiç sebepsizce çat kapı gönderilen çiçeklerdedir mutluluk…

Doğanın canlanmasını seyreylemede, karşı dağların karla kaplı olduğuna aldırmadan, baharın müjdecisi saydığım ağaçların çiçeklerini görebilmekte...
Bahar geldi, canlandı tabiat, günler de uzadı... Bütüüüüüün hastalar da şifa bulsun, erkişim gibi kazazedeler düzelsin, her şey daha da yoluna girsin Allah'ın izniyle diyebilmekte...
Kullanmaya kıyamadığım en sevdiğim ev eşyalarımı kullanmakta belki de…
Yıllardır veremediğim kilolarımı vermekte…( bu aralar beni gören herkes aaaaaa ne çok kilo vermişsin, annemin tabiriyle tazıya dönmüşsün diyorlar üstü kapalı:) ama ben halimden memnunum, topu topu 7 kilo verdim. Ne var bunda a dostlar görünce ucube bişey görmüş gibi olumsuz bir ifade ile ayyyy çok zayıflamışsın deniyor ki? Zayıflamam dünyanın en kötü şeyimi ya hu? Söylendiği gibi iğne ipliğe de dönmedim üstelik) Neyse:))
Bilirdim lalelerin asaletini, zarafetini, estetiğini, lakin bilmezdim pürüzsüz dokusunu... Mutluluk; masamdaki beyaz lalelerin, gidip gelim içime çekmekte amberimsi kokusunu…
Lale kadar demet demet güllerle de hasbihal etmekte her daim…

Evimde pişen pohaçaların, güneş böreklerinin büyüsüne gark olmakta, onları allayıp pullayıp, gelin gibi süsleyip sevdiklerime sunmakta…
Bal kuzumun anacığına sevgililer gününde armağan ettiği pembe sıglamen de mutluluk. Hele üzerindeki şirin notu ile mest olmakta, hatta ummadığı anda karşısına çıkan bu güzelliği gözleri dolarak seyreylemede dakikalarca. Ve bir kez daha şükretmekte bana bu duyguyu yaşatanıma...

Karabiberimin, ilk göz ağrımın, gözümün nûrunun büyümesini gömek, hatta yakışıklı, başarılı bir ahçı olmaya adım adım yaklaştığını izlemekte sevgiyle, gururla, özlemle...

Erkişimle birlikte malum kazadan beri hastane serüvenimiz devam ediyor ne yazıkki… Yine şükrederek gün biterken, yahut doğarken hastane odasından seyreylediğim renk cümbüşünde mutluluk…8. Kattaki odamızdan muazzam manzarayı izlemekte elimdeki bergamot aromalı çayımı yudumlarken.
Hele akşam saatleri… Henüz yanan sokak lambalarına yavaş yavaş eklenen evlerin ışıklarının eşlik edişini hayranlıkla izlemede...
Tan kızıllığının cama vuran aksiyle sayısız hülyalara dalıp mest olmakta…
Yağmur, kitap, kahve üçlüsüyle kendinden geçmekte… Bu seromoni bir de pencere kenarındaysa…
Ahmak ıslatan yağmurda şemsiyesiz dolaşmakta…
Geçtiğimiz beş aydaki duygu ve düşüncelerimi değil yazmak hatırlamak bile istemiyorum. Çok şey öğretti bize bu kaza.Zor ve kötü günlerdi, ama geçti, geçiyor çok şükür. Bu zor günlerde bir kez daha anladım ki; biz kocaman ve sevgi dolu bir aileye ve dostlara sahip olduğumuz için çok ama çoooook şanslıyız. Velhasılı dostlar; sağlığın önemini kavramada, ailenin, dostların varlığını bilmede mutluluk...
Sevgililer günü, kazazede erkişiyi sürpriz kahvaltı ile şaşırtmakta…

Bal kuzuların yeniyıl ağacını büyük bir keyifle süslemelerini seyreylemede, rengarenk süslerle keyifle ve özenle. Onları şuraya takın ışığı buradan burdan geçirin, yıldızı tepesine takın diye talimatlar veren kocakişiyi çaktırmadan izlemede...


Süsleme işi bittikten sonra geçip ağacın karşısına eserlerini keyifle izleyen evin neşelerini izlemede...

Ve tarafımdan hazırlanmış yılbaşı masası ve yine tarafımdan yapılmış bu şık pasta ile mest etmekte sevdiklerimi… Huşu içinde bu lezzetlerin yenmesini izlemekte…


Yılbaşında heyecanla tombala oynayan iki bal kuzuyu gülümseyen gözlerle izlemekte, Bora'nın hasılatı toplamasını ve gecenin en kârlı çocuğu olmasını görmede...

Ve evin büyüklerine hazırlanan doğumgünü pastasında…Özenle seçilmiş bu harika pasta ile gülümsetmede güzel yüzlerini.

Bal kuzuları siz ne zaman büyüdünüz diyerek seyretmekte, boylarına bakıp, yeni yeni çıkan sakallarına bakıp, bu çocuk benim mi? Ne zaman büyüdü de sakalları çıkmaya başladı bunun diye kara kara düşünmekte, geçmişe dalarak, bebekliklerini hatırlayarak...

Beyaz orkidelerimin açmasını hayranlıkla izlemede…

DVD gecesi düzenleyip, ev halkını mest etmekte…

Mutluluk, güneşli, güzel bir havada, hastalıklar bu denli çıkmamışken ayyuka, kendisi basit ve sade ama sohbeti hakikatli ve şahane kahvaltı masasında, uzaklardan gelen dostlarla sohbetin dibine vurmakta...

Mutluluk; huzurla dolduğum günlerde, komşunun bahçesindeki bembeyaz çiçeklerini cömertce sunan kiraz ağacı karşısında, sevgili yarimle hem hasbihal etmekte, hem de yeni fincanlar eşliğinde kahvelerimizi içmekte.”

Binlerce şükürler olsun an’ı da, mutluluğuda yaradanıma. Kendimi en dipsiz kuyuda hissettiğim anda, yalnız değilsin deyip beni bir çırpıda oradan çıkarana. Şükürler olsun gözümü iyiye, güzele odaklayana, göğsümün çokça daralmasından sonra onu gevşetip beni daha kıymetbilir, kalbi geniş, bakışı geniş, ufku geniş kılana. Ve şükürler olsun içime her halukârda yaşama sevinci verene…
Günün karikatürü:)))

"Hassas kişilerin aslında en güçlü olduğunu, her şeyin üstesinden tek başlarına gelebildiklerini?
Başkalarına nezaket gösterenlerin, kaba davranışlara en fazla maruz kaldığını?
Sürekli başkalarıyla ilgilenenlerin aslında ilgiye en çok ihtiyaç duyanlar olduklarını?
Söylemesi en zor üç sözün “Seni seviyorum!” “Özür dilerim!” ve “Bana yardım et!” olduğunu?
Biliyor muydunuz? "
Sağlıkla ve Mutlulukla kalın dostlar...