​ Mutluluk onların da hakkı / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '11

 
Kategori
Güncel
 

Mutluluk onların da hakkı

Mutluluk onların da hakkı
 

Yıllar oldu cumhuriyet Türkiye’sinde kadına bir kimlik verileli. Fakat biz hala kadına nasıl davranacağımız konusunda bocalamakla meşgulüz.

Kadına eşitlik yasalarla sağlanmıştı kuşkusuz.

Yasalarla sağlanan eşitlik belleklerde yerini almamış olacak ki erkek egemen toplumda kamu vicdanını sızlatan olaylarla, kararlarla karşı karşıya kalıyoruz hala.

Toplumun korunması gereken en önemli halkası kadın ve çocuktur.

N.Ç olayı, töre ve berdel anlayışı, tecavüz ve cinayetler, aile meclisi kararları, küçük yaşta ve yüklü başlık parası karşılığında kendinden yaşlı insanlarla evlendirilen çocuk gelinlerin varlığı bu zayıf halkaya sahip çıkılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Kimi insanımız bu olan bitenlere kadercilikle yaklaşmakta hala. Kadına ve çocuklara yapılanların neresinde kadercilik varsa artık!

Dökülen gözyaşlarının, yaşanılan acı ve hüzünlerin kadercilikle tarif edilebilecek yönünün varlığını anlamakta zorlanıyor insan.

Bu nasıl bir anlayıştır?

Onlarca insanın tecavüzüne uğrayan çocukları yasaların boşlukları ile bağışla, sokak ortasında kadınların kaburgasını kır yüzünü morart, sevdiği ile evlendi diye aile meclisi kararı ile öldür, olmadı küçük yaşta yüklü paralar karşılığı evlendir, berdel et ve sonra da çıkıp olan bitenleri kadercilikle açıklamaya çalış.

Rize’de genç bir kız öğrenci bağlama kursuna gidip saz çaldığı için, Rize üniversitesinin sosyal etkinliklerine katıldığı için, Türk halk müziği dalında Rize Gençlik ve Spor Müdürlüğü’ne bağlı gençlik merkezinde Türk halk müziği dalında solistlik yaptığı için yurda kaydını yapma.

Ankara’da hasta olan annesine refakat eden onbeş yaşındaki kızı “kan alma” bahanesi ile kandırarak ameliyathaneye götürüp “cinsel tacizde” bulunan hastane görevlileri varsa.

Kadınlara yönelik erkek şiddeti olağanüstü derecede tırmanıyor, kadınlar toplumsal ve ekonomik hayatın dışına itiliyor ve buna yeterince karşı çıkılıp duyarlı davranılmıyorsa.

Tartışma, sorgulama, eleştiri vicdanlarda yeterince yer almıyor ve bu durumda kafamızı kuma gömen bir toplum görüntüsü veriyorsak.

Kadınları çalışma hayatından dışlamaya çalışıyor, dört duvar arasına kapatmaya çalışıyor ve sadece çocuk büyütme görevi ile onurlandırmaya yelteniyorsak bu durumu gelecek nesillere nasıl anlatacağımızın farkında değilsek.

Çağdaş dünyayı erkek kadar kadınında dizayn ettiğinin bilincinde değilsek.

Kadının çalışma hayatında ve günlük yaşamda var olan duyarlılığına önem vermiyorsak.

Dizilerde yer alan “tecavüz” sahnelerine çakılıp kalıyorsak.

Kadınların başını zorla kapatıp eve sokmaya çalışıyorsak.

Ve tüm bunlara rağmen kadınlarımız başına bağladığı ak yemenisi ile kınaladığı ak saçları ile ailesinin geçimi için büyük bir özveri ve dirayetle bağda, bostanda, tarlada, tapanda, şehirde çalışıyorsa.

Tek bildiği ve gözettiği eşi ve çocuklarının geleceği ise.

Toplumun yıllar önce verilen kadın- erkek eşitliği kimliğinin sıkı takipçisi olması ve biat kültüründen uzaklaşması gerekmez mi?

 
Toplam blog
: 210
: 910
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..