- Kategori
- Anılar
Mutluluk oyunu
Hafif bir rüzgar, kıpırtılı, koyu mavi bir deniz, sevgi sarhoşu küçük bir kız! Aylardan Eylül, okullu çocuklar, önlüklü ilk günlerine başlamış! Küçük kız da okul çağında ama ne gam, böylesi sevgi ve son yaz cenneti içindeyken , kim ister okulu!
Alışıldık bir yaz tatili değil, çünkü tüm ailesiyle değil; yanında sadece annesi , anneannesi ve dedesi!Bu aslında dede ve anneannenin tatili çünkü Eylül’ü seven onlar , bir de olgunlaşmış incir meyvesini bu iklimin. Kaldıkları pansiyonda en basitinden karyolalar, üzerinde beyaz çarşaflar, basma , çiçek desenli perdesi pencerenin ve büyücek bir balkon denizin üstünde. Musluktan akan su var ama geceler gaz ya da lüks lambaları ile aydınlanıyor. Küçük kız, geceleri bu nedenle çok sihirli buluyor arada gölgesinden az ürkse de! Sabahları beyazı pişmiş,sarısı yumuşak kıvamda yumurtalara, yine yöreye has iri ama biraz acı zeytinlere ve elbette esmer unlu, köy ekmekli kahvaltıya, dedesinin gür , güvenli sesi eşlik ediyor. Öğleye doğru çakıl taşlı sahile iniliyor; kız çoğu zaman dedesi ile denizde yüzüyor,Karadeniz’in coşkulu sularına alışkın dedesi suya çarptıkça kulaçlarını, küçük kız zayıf kollarıyla onu taklit etmeye çalışıyor!
Öğleden sonraları yatakta zorunlu dinlenme zamanını pek de istemeyerek geçiriyor, çünkü aklı sahilde, balıkçılarda,( köyün çocukları) arkadaşlarda. Neyse ki zaman çabuk geçiyor , üzeri bol reçelli esmer ekmekle , sıcak çay, pansiyonun altındaki kahvede oturan balıkçıların sesleri ile şenleniyor! Ama küçük kız, en çok dedesinin anlattığı Nasrettin Hoca ve Bektaşi Fıkralarını dinlemeyi seviyor. Kardeşleri bu yaz sonu tatiline gel(e)medikleri için, içten içe daha bir keyifleniyor, tüm ilgi ve sevgi odağı olmanın tadını çıkarıyor!
Saylı günler; sevgi dolu, denizle iç içe, dedenin bilge sohbetlerini ve akşam sofrasında anason kokan bardağını , gün doğumundan geceye, hayattan aldığı keyfi izleyerek geçiyor! Anne ve anneannesi de yanında olduğu için mutlu ama onlar dede-torunun eşlikçileri , böyle hissediyor. Tatil bitiyor, hep birlikte dönülüyor.
Ve hayat, tatil öncesi bırakıldığı yerden devam ediyor! Okul günleri gelip çatıyor, eksik kalmış dersler, ödevler, küçük kızın canı biraz sıkılıyor! Ama müthiş bir oyun kuruyor kendine. Ne zaman ki hayat onu sıkıyor, bunaltıyor, üzüyor; işte tam bu anlarda , içinden bir ses ‘’ bu can sıkıcı / kötü bir rüya, uyanacaksın ve yine o kıyıda, yaz sonu, sevgi /ilgi ile sarılı, özel tatilde olacaksın!’’ diyor. O zaman tüm endişeler, hüzünler, can sıkıntıları birden kayboluyor!
Küçük kız büyüdü o kıyıyı, o yaz sonunu , o özel tatili , yaşamındaki birçok, başka özel zamanla yoğurdu ama bu oyundan hiç vazgeçmedi; hayatın yükleri ne zaman onu bunaltsa, üzse,kırsa, acıtsa ‘’bu, kötü bir rüya birazdan bitecek ve ben ……………………. olacağım’’ diyor!
Mutluluk Oyunu sürüp gidiyor, çok mu oyun! olsun varsın, bazen sert, gerçekler fazlaca, üst üste gelmiyor mu size de?
Nilgün