- Kategori
- Gezi - Tatil
Müzeler haftası

Sanırım dünya kurulurken sistem kendini var etme savaşımı verirken bizden daha zeki olduğunu düşünen insanlar her şeyi hatırlatmak için bir hafta yapmışlar, bu hafta da müzeler haftası idi.Sanırım hatırlanma sırası eskilerdeydi.
Tabii bende gittim.Salak olduğum halde Allah tan okumayı sevdiğim için haberim vardı.Bu hatırlatma haftalarını boşa çıkarmamak için gittik.Hiç gezmemiş değildik.Ama nasıl “ Var olmanın dayanılmaz hafifliğini” 18 yaşının çılgınlığıyla okumak ile 36 yaşının olgunluğuyla okumak arasında fark var ise bu da öyle.
İlk gittiğimde, öğrenmek için gidiyordum, biraz da haylazlık yapmak için, sevgilimin eli elime değsin diye, bu sefer yanımda hayatı birlikte inşa ettiğimiz eşim ile oğluma bir şeyler öğretmek için gittik.
İki gün içinde Topkapı Sarayını, Yerebatan Sarnıcını, Ayasofya Camini gezdik.Bu arada yenilen yemekler, dondurmalar, alının balonlar, o günlerin değerini anlamayan oğlumuza inatla bir şeyler anlatmaya çalışan bizler görülmeye değerdi.
Oğlumun aklında kalan tek şey ise, Padişahın yatağı ve kimsenin Türkçe konuşmadığı olmuştu.
Eve gelince anneannesine, dedesine, dayısına hani herkesin yabancı dil konuştuğu yer var ya diye cümleler kurar olmuştu.
Bu arada biz de gezdik.Bizde eğlendik.Elimizde topaçlar, sular.Benim ilk gözüme çarpan yıllar önce o yerlere daha az insan eli değmişti.Şimdi ise, restorasyon yapıldığı neredeyse belli olan yerler vardı.Belki içindekiler için değil ama yapıların mükemmelliğini görmek gerçekten güzeldi.Daha olgunca bakıyorsun.Ayasofya Caminin girişindeki Meryem in kucağındaki İsa ile kentin anahtarını alırken ki resmi, of dedirtecek kadar güzeldi. Oğlum ise durdu ve baktı o resmi oraya nasıl yapmışlar ki dedi.
Yere Batan Sarnıcında ise hoşumuza giden Medusa oldu. Oğluma onun anlayacağı dille anlattım.Çünkü bu aralar, canavarlar, yılanlar, kesip biçmeler onun ilgi alanı içinde.Niçin ters durduğunu anlattık, iksiri anlattık.Gözleri kocaman bizi dinledi. Ve atalarımıza olan saygımıza biraz daha saygı ve hayranlık ekledik.Bizde hayran kalarak evimize döndük.
Bunlar hatırlaya bileceğimiz birer andı.Bir gün bunları birilerine anlatma sırası geldiğinde gülerek ve içimiz sızlayarak anlatacağız.Bunlar olumlu şeylerdi.Binlerce yıl gerilere gittik.
Oğlumuz bizim gibi hissetmemişdir, ama biz orayı ilk gördüğümüz gibi görmedik.Biz bu sefer baktık.Belki her şeyde biraz geçmişimizi ve geleceğimizi gördük.Koskoca Osmanlı Devletini gördük.Çıktığı ihtişamı gördük. Düştüğü durumlara üzüldük. Bunları hissettik.Biraz içimiz acıdı. Biraz gururlandık.
Birde fena halde olumsuz gelen şeyler var ki, buna gülünür mü.Ağlanır mi bilmiyorum.
Tarihimizi öğrenmek adına aslında her gün parasız olması gerektiği halde sadece müzeler haftasında parasız yaptıkları için, felaket kalabalıktıı.Bizde tabiki o sıralara girdik.Saatlerce bekledik.Eserlerin önünde uzun uzun durduk, okuduk, dinledik, anlattık.Ama sadece öylesine gezmeye gelen insanlar vardı.Ve o insanların üzerinden gelir elde etmeye çalışan daha akıllı insanlar vardı.
Bir simit 1 ytl, bir şişe su 1 ytl idi.Hele Yerebatan Sarnıcında sarnıcın içine bir lokanta bile koymuşlar, şaka zannettim.
Yurt dışından gelen turistlerin huşu içinde, sessiz sedasız ziyaretlerini öğrenme isteğini ve yüzlerindeki şaşkın bakışlar aklımda hiç çıkmıyor.Birileri bu işlerden felaket para vuruyor.
Topkapı Sarayına giriyorsunuz, gezmek için ama Harem dairesini gezerken 10 ytl tekrar veriyorsunuz.
Yerebatan Sarnıcı ise ücrete tabi.3 ytl.O gün parasız olduğunu öğrenip, sıradan geri dönen bir sürü insan vardı. Bu insanlara bu haksızlığı niye yaparlar ki.
Yine Topkapı Sarayında kutsal emanetler vardı onları da gezdik.İçeri girdiğiniz anda, kuran okunmaya başlıyor.BU çok normal midir.Saray adı üstünde saray.Oradan bir devlet yönetilmiş. İdamlar yaşanmış, sevilmiş, aşk olmuş, tebaasıyla beraber yaşadığı bir yermiş, Ve Türkler, Orta Asya dan Avrupa nın neredeyse bir ucuna kadar gitmişler.Şimdi Bir patriğin yaptığı misyonerliği eleştirirken biz, aslında tam da o duruma düşmüyormuyuz.Tamam onların ülkesinde yapmıyoruz ama, yine de şık durmuyor.Belki biraz da itici.Çünkü dışarıdan gelenler o eserlere belki buradaki alelade bir vatandaştan daha çok saygı gösteriyor.
Biraz buna takıldım.Güvenlik yeterli değildi.Bu çok olumsuzdu bence.Hatta eşimle Kaşıkçı Elmasına baktıktan sonra çok da rahat çalınabilir dedik.
Yine de çok güzeldi.
Sevgilerimle YASEMİN YENİL.