Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '10

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
2202
 

Müzikal bir şahaser ''Cabaret''

Müzikal bir şahaser ''Cabaret''
 

İBB şehir tiyatroları.gov.tr


Siz hiç Tiyatronun insanda bıraktığı o lezzeti tattıınız mı? Hele bir de müzikali, seyrederken o hazzı, zevki, mutluluğu müzik ile birlikte hissettiniz mi? Seyredenler hissetmiştir.  

Daha ilk saniyelerde ne kadar çok emek harcandığı hissine kapılı veriyorsunuz. Dansçı kızların sahneye çıkması ile birlikte.  

Bu akşam 2010 yılın son kapanışını (gerçi ilk ve son oluyor benim için ama) Joe Masteroff ‘ın yazdığı, John Kander’in müziklerini yaptığı Yönetmenliğini ise Yücel Erten’in üstlendiği “KABARE” adlı müzikali seyrettim. Müthiş zevk aldım. Yönetmenin dediği gibi “Tiyatro sanatının mertlik yasasına göre, tepeden tırnağa ve köşeden bucağa İstanbul Şehir Tiyatrosunun sanatçıları ile sahneleniyor “ olması ve de çok emek vermeleri benim böyle düşünmeme sebep oldu. Belki…  

İyiki de oldu, 1930’ların başlarındaki Berlin’i anlatan müzikalde, Türkiye’de ilk verisyonun oynanışından 43 yıl sonra sahnelenen bir oyunu seyretmek bence müthiş güzel..  

Yine yönetmenin dediği gibi “Bence “Cabaret” müzikali, öncelikle siyasal duruşundaki temizlik ve duyarlılığı ile önemli. Yüzlek ve ucuz eğlence kanalına girmemiş, saop-opera denilen sabun köpüğü tuzağına düşmemiş, sığ duyguculuğa yenilmemiştir. Açıkça antifaşist bir eksende yürür. Aynı temizlik ve duyarlılık, müziği içinde geçerlidir” ifadelerini kullanırken müzikali seyrettiğimde ne kadar haklı olduğunu gördüm. Tüm oyuncular rolleri ile, söyledikleri şarkıları ile oyunun hakkını veriyorlar. Hem de fazlası ile, bende böyle bir duygu hissettirdiler. Tabiki salonu dolduran tüm seyircilerde de, bunu nerden mi anlıyorsunuz? Çünkü oyun bitiminde salonu dolduran seyircilerin bitmek bilmeyen alkışlarından.  

Müzikleri çalan orkestra ise, Türkiye’nin tek tiyatro orkestrası olan İBB Şehir Tiyatroları Orkestrası olması ve harika çalmaları, sizi koltuğunuzda daha da bir keyiflendiriyor.  

Ama yer yer hüznün, ümitsizliğin, çaresizliğin o acı duygularınıda seyredenlere enjekte etmekten geri kalmıyorlar. Nefis oyunları ile…  

“Cabaret” 1930 Berlin Almanya’sındaki sokaklardaki kargaşa; kapalı kapılar arkasında ise su gibi akan içki, fuhuş ve sakil bir eğlence biçimi hakimdi. “Eğlence “ denilince özel dans dersaneleri, fuhuş yuvası haline gelmiş pansiyonlar, barlar, kabareler, genelevler ve randevuevleri akla geliyordu. Üstelik zührevi hastalıklar da her kesimde yaygın haldeydi. İşte “Cabaret” böyle bir devrin hikayesini; umutsuzluklar içinde açan ve solan çeşitli insan ilişkilerini; aşklarını arzu ve ihtiraslarıyla dolu bir geçiş dönemini anlatıyor. Diye özetleyen yazar Joe Masteroof, yazdığı oyun En iyi müzikal dalında Tony Ödülünü kazandı. O dönem tam 1, 116 kez sahnelenmiş bir oyundır.  

İşte 2011 sayılı günler kala belkide yaptığım en güzel şeylerden birini sizlerle paylaşmak bana ayrı bir mutluluk verdi. Yeni yıl ülkemize ve dünyaya mutlukların daha fazla olduğu bir yıl geçmesi dileğimle…  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 951
Toplam mesaj
: 311
Ort. okunma sayısı
: 6356
Kayıt tarihi
: 14.06.06
 
 

25.08.1963 İstanbul doğumluyum. A.Ö.F İşletme mezunuyum. 8 sene profesyonel kalecilik yaptım. (Ey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster