- Kategori
- Dostluk
Nar Çiçeğinin Anısına:Yaşam Sandığımız...

Her doğuşun bir de batışı varmış... bilemedim... Parlarken ışığı, doya doya içemedim..
Yaşam Sandığımız (Sevgili Nar Çiçeğinin anısına)
Bir el çekip alıyor bizi, yaşamın içinden…
Hem de buraya kadar bile demeden...
Bahar gelmişti, çiçekler, çimenler kuşlar…
Yaşam daha yeni tomurcuklanmıştı… biraz daha…
Üstelik her şeyim yarım kaldı... böyle haber vermeden...
Neden ben… ya da, neden sen... Sevgili Narçiçeği
Hem de, bir sürü lüzumsuz ortalıkta gezerken....
xxxxxxxxxx
Daha sevmeyi yeni öğrenmiştim ve yeterince sevmemiştim,
Daha insanları yeni tanımaya başlamıştım ve yeterince tanımamıştım.
Daha yeni öğrenmeye başladım zamanın değerini ve yeterince değer vermemiştim..
Daha yeni anlamaya başlamıştım anı yaşamayı ve anın kıymetini bilmemiştim..
Meğer, sevinçler ertelenmemeli, hüzünler sürdürülmemeliymiş..
Daha yeni anlamaya başladım, mutluluk yakalandığı yerde, yaşanmalıymış...
Hep biriktirdim, harcamayı akıl edemedim...
Her şeyi dedim de sevdiklerime, bir tek sevdiğimi söylemedim..
Çabalar koşuşturmalar aklımı aldı, kârdayım sandım
Hep daha, daha dedim de çoğunu yarım bıraktım..
Bir de döndüm arkama baktım... yerimde saydım...
Şimdi anladım, yaşamanın sırrını... aman, ne yapın ne edin,
Saydıklarımı yapmak istiyorum... biraz daha zaman verin…
Akıp giden nehir gibi zaman.., belki de yarım bırakan biz değiliz...
Atıveriyor bizi içine... gidiyoruz bir süre, o kıyı bu kıyı ...
Bir taşın arkasında eğleniyoruz bir süre, keyifle döne döne
Tam alışmaya, tam hoşlanmaya başladığım derken bu seyahatten,
Akan nehre çağıltı olduğumu düşlerken...
Bir el çekip çıkarıyor, zaman akıntısının içinden...
Hem de buraya kadar diye, haber bile vermeden...
Hiç ummazdım, ömrüm salının böyle kolayca devrileceğini…
Hiç ummazdım kurdum sandığım sırça sarayların birden eğrileceğini..
Halbuki hayal eder dururdum, sevdiklerimin hep güvenle seyredeceğini...
Dalda bir yapraktım, yeşildim, güçlüydüm…
Rüzgarlarda salınır, güneşte açılırdım.
Sam yeli esti, soğuk vurdu, dalım kurudu,
Savruldum, rüzgar istediği yöne sürüdü.
Halbuki daha yeni baharlar, yeni yazlar seyredecektim,
Ömrüm hiç bitmeyecek, çok şeyler görecektim.
Küçük bir kir kış yetti, soldurmaya her şeyimi..
Hiç ummazdım bir soğuğun, buraya kadar diyeceğini…
Planını da yapmadık, biletini de almadık bu seyahatin..
Tutuşturdular aceleyle elimize.. haydi yürü diye...
Hem de gideceğimiz yeri bile bildirmeden hiçbirimize...
Nerede, ne zaman ve nasıl indireceklerine de karar verdiler...
Ve indirdiler... hem de burası uygun mu? diye, haber bile vermeden..
Bilmezdi ki gidenler... nerde, ne zaman nasıl gideceklerini...
Bilmezler ki kalanlar... nerde, ne zaman ne diyeceklerini...
Bir sır bu… bize yazılmış..., ama bizim bilmediğimiz…
Ancak, zamanı geldiğinde yaşayarak öğreneceğimiz...
Meğer yaşanan her gün bir armağanmış, bize verilen..
Meğer yaşanan her gün ikramiyeymiş, bize kazandırılan.
Meğer yaşanan her gün, bir sınavmış, bize not verilen.
Meğer yaşanan her gün, ömürdenmiş, yaşanmadan kaybedilen..
Meğer yaşanan her gün, beyaz kefenmiş, küçük küçük dikilen,
Meğer yaşanan her gün, mutlulukmuş, mutlu olmadan geçirilen…
Dil benimdi, söylemeyi bilmemişim,
Göz benimdi, görmeyi becerememişim,
Kulak benimdi, duymayı denememişim,
Kalp benimdi, sevmeyi tadamamışım
Gönül benimdi, aşık olamamışım…
Ömür benimdi, yaşayamamışım..
Akıl benimdi, bunları düşünememişim..
Eee.. Hayyam usta, sen söyledin, biz dinledik..
Güzel sözlerin hoşumuza gitti, şenlendik
Meğer nasihat edermişsin, bizse eylendik
Haydi, de diyeceğini, bundan sonrasını hak ettik ...
"Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler"
Ehhh madem öyle... en iyisi yaylayı serin tutmak.
Nasıl olsa her şey olacağına varıyormuş.
Bir tek biz ölmekle dünya da ölmüyormuş...
Gidenlerin özlemi, canlar yakar ama
Kimse, kalmak ister misin diye sormuyormuş...