- Kategori
- Kültür - Sanat
Ne Kalacak Bizden Geriye?

***Dönen yok seferinden***
Akşamüstü oturdum yol kıyısına
Düşündüm
Ne kalacak bizden geriye
Balkan yaylasından ve bozkırlardan
Kafdağlarına giden şu bulut
Sonsuz mevsimlerle esmerleşen
Şu toprak ve derin çınar ağacı
Biz yokken de vardı
***
Dünya bir han, biz yolcu. Öncekiler gibi vaktimiz geldiğinde kara toprağın bağrında bulacağız huzuru. Yalan dünya kimler konup göçmemiş ki;
"Karnı büyük koca dünya,
Keder dolu acı dünya, ne gül koydun ne de gonca?
Yedin yine doymadın mı?
..." kalacak olsan Sultan Süleyman'a kalırdın.
***
Çocukların şu gülen sarı feneri
Ayışığı
Ve ıssız balkonlarda
Kırmızı biberlerle üzgün yaşlıları
Aynı mandalda kurutan güneş
Çayırda gölgeler bırakacak
Dalgın yeryüzünde çekilirken
***
Güneş hepimizi ısıtır, zengin-yoksul, iyi-kötü, genç-yaşlı demeden ve ayrım yapmadan. hepimize yetecek kadar gücü de var! Öyleyse niye hala, yarın güneş doğacak diye umutlanırız?
***
Kalabalık çarşılara tortusu
Çökecek
Tüccarın kanpazarından
Mezarlığa taşıdığı paranın
Değirmeni döndüren ter ırmağı
Kuruyunca ardında tuz kalacak
Ve bir anı öfkeli işçilerden
***
Para, para, para!... en çok haykıran onu, sürgünde girmiş mezara. Kefenin cebi var mı? Varsa kaç Dolar dolacak kadar derin? Yanında götürsen Doları, orada işe yarar mı? Sahi, orada gizli paraları yatıracak bankalar var mı?
***
Sinirli kediler bir tekir şerit
Olacak
Ve bir çöl esintisi
Dörtnala kaybolan arap atları
Bir çavdar haritası çizecek
Bozkırı terkeden tarla faresi
Kuş tüyleri gökyüzünün camını
Buzlu yazılarla donatacak
***
Kara toprak, toprak ana bağrına basıyor tüm yavrularını, o da ayrım yapmıyor, eşit davranıyor. Sen yaşlısın, sen çirkinsin, sen suçlusun, demiyor. Öyleyse derdimiz ne,sonumuz bir avuç toprak değil mi?
***
Her şey değişiyor ama ne yapsak
Duracak
Tarihin uzun duvarı
Taşlara kırmızı izler bırakan
Ve aynı kıyıdan yürüyen köle
Silecek kıralların adını
Gene de karanlık dağ başlarında
Yarın bir kin gibi hatırlanacak
Kanlı soy ağacının dalları
***
Dünya var olduğundan beri savaşlar var, hani nerede kazananlar? kaç yıl yaşamış, kaç yıl hüküm sürmüş, Truva'yı, Sparta'yı yıkan komutanlar, Roma'yı yakan Neronlar?
***
Kiraz ve kamıştan kavalımızın
Sesleri
Dağılıyor havada
Bir kuyu ağzından geçiyor gibi
Rüzgarı mor fistanlı zamanın
Bu güzel şarkı da unutulacak
Kıyımlar acılar kanlar içinde
Savrulurken yaşadığımız günler
Bu soruyu mutlaka soracaksın
Ne kaldı ne kaldı bizden geriye?
ONAT KUTLAR
(25.01.1936-11.01.1995)
***
Zaman, zaman, zaman,
Zamandır HER ZAMAN asıl olan...
***
13 yıl önce bombalı bir saldırıda ağır yaralandı ve 11 Ocak günü hayata veda etti. Gazeteci- Yazar- Şair-Fikir Adamı. Arkasında takdire değer bir çok eser bıraktı.
Toprağı bol olsun! Saygıyla anıyoruz!
Kendisi kara toprak oldu ama bu güzel şiiri kaldı yadigar.
Bir kez daha teröre lanet olsun!
Düşündüm
Ne kalacak bizden geriye
Balkan yaylasından ve bozkırlardan
Kafdağlarına giden şu bulut
Sonsuz mevsimlerle esmerleşen
Şu toprak ve derin çınar ağacı
Biz yokken de vardı
***
Dünya bir han, biz yolcu. Öncekiler gibi vaktimiz geldiğinde kara toprağın bağrında bulacağız huzuru. Yalan dünya kimler konup göçmemiş ki;
"Karnı büyük koca dünya,
Keder dolu acı dünya, ne gül koydun ne de gonca?
Yedin yine doymadın mı?
..." kalacak olsan Sultan Süleyman'a kalırdın.
***
Çocukların şu gülen sarı feneri
Ayışığı
Ve ıssız balkonlarda
Kırmızı biberlerle üzgün yaşlıları
Aynı mandalda kurutan güneş
Çayırda gölgeler bırakacak
Dalgın yeryüzünde çekilirken
***
Güneş hepimizi ısıtır, zengin-yoksul, iyi-kötü, genç-yaşlı demeden ve ayrım yapmadan. hepimize yetecek kadar gücü de var! Öyleyse niye hala, yarın güneş doğacak diye umutlanırız?
***
Kalabalık çarşılara tortusu
Çökecek
Tüccarın kanpazarından
Mezarlığa taşıdığı paranın
Değirmeni döndüren ter ırmağı
Kuruyunca ardında tuz kalacak
Ve bir anı öfkeli işçilerden
***
Para, para, para!... en çok haykıran onu, sürgünde girmiş mezara. Kefenin cebi var mı? Varsa kaç Dolar dolacak kadar derin? Yanında götürsen Doları, orada işe yarar mı? Sahi, orada gizli paraları yatıracak bankalar var mı?
***
Sinirli kediler bir tekir şerit
Olacak
Ve bir çöl esintisi
Dörtnala kaybolan arap atları
Bir çavdar haritası çizecek
Bozkırı terkeden tarla faresi
Kuş tüyleri gökyüzünün camını
Buzlu yazılarla donatacak
***
Kara toprak, toprak ana bağrına basıyor tüm yavrularını, o da ayrım yapmıyor, eşit davranıyor. Sen yaşlısın, sen çirkinsin, sen suçlusun, demiyor. Öyleyse derdimiz ne,sonumuz bir avuç toprak değil mi?
***
Her şey değişiyor ama ne yapsak
Duracak
Tarihin uzun duvarı
Taşlara kırmızı izler bırakan
Ve aynı kıyıdan yürüyen köle
Silecek kıralların adını
Gene de karanlık dağ başlarında
Yarın bir kin gibi hatırlanacak
Kanlı soy ağacının dalları
***
Dünya var olduğundan beri savaşlar var, hani nerede kazananlar? kaç yıl yaşamış, kaç yıl hüküm sürmüş, Truva'yı, Sparta'yı yıkan komutanlar, Roma'yı yakan Neronlar?
***
Kiraz ve kamıştan kavalımızın
Sesleri
Dağılıyor havada
Bir kuyu ağzından geçiyor gibi
Rüzgarı mor fistanlı zamanın
Bu güzel şarkı da unutulacak
Kıyımlar acılar kanlar içinde
Savrulurken yaşadığımız günler
Bu soruyu mutlaka soracaksın
Ne kaldı ne kaldı bizden geriye?
ONAT KUTLAR
(25.01.1936-11.01.1995)
***
Zaman, zaman, zaman,
Zamandır HER ZAMAN asıl olan...
***
13 yıl önce bombalı bir saldırıda ağır yaralandı ve 11 Ocak günü hayata veda etti. Gazeteci- Yazar- Şair-Fikir Adamı. Arkasında takdire değer bir çok eser bıraktı.
Toprağı bol olsun! Saygıyla anıyoruz!
Kendisi kara toprak oldu ama bu güzel şiiri kaldı yadigar.
Bir kez daha teröre lanet olsun!