Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '11

 
Kategori
Siyaset
 

Ne mutlu Türküm diyene!

Ne mutlu Türküm diyene!
 

Türk milletinin yıllardır gururla söylediği bu kelime tarihe mi? Gömülmeye uğraşılıyor. 

Duyar gibiyim bunu da nereden çıkardı diyenlerinizi… 

Bakıyorum gündemde hep Türk kelimesine ve Türklük duygularına karşı yürütülen gizli savaşlar. 

Önce Andımız ile başladılar çarpışmaya okunmasa olur dediler efendim adamlar Türk değil ki; neden Türküm doğruyum desinler… 

Evet belki haklılar neden Türküm doğruyum desinler diyenler oldu. Soruyorum o zaman hem Türk değiller hem de doğru değiller… Zaten bunların aramızda işi yok demek değil midir? Şayet bu kişiler Türk olmanın onurunu gururunu anlayıp milli bilince erişememişlerse bu topraklar üzerinde yaşamalarının ne anlamı vardır? 

Bence bunların burada ısrarla yaşamaya ve var olmaya çabalama sebepleri yalnızca ve yalnızca bu vatan toprakları üzerinde hak iddia etmektir. 

Peki yetkili merciler bunu fark etmemekteler mi? Zannetmiyorum ki; fark etmemiş olsunlar. Bu kadar siyasetin içinde olmuş bu kişiler bu gidişatı göremeyecek kadar kör değillerdir diye düşünüyorum. 

Neden duyarsız kalıyorlar o zaman diye düşünüyorum. Aklıma gelen cevap ise hep aynı noktaya çıkmaktadır. Bu yetkili konumdaki merciler de en az bu Türküm demek istemeyenler kadar bu ülkenin bölünmesini istemektedirler, işte bu yüzden bunlara adeta gizliden çanak tutuyorlardır. 

Şimdi bunu nereden çıkardığımı soruyorsunuz muhtemelen… 

Ben olanlara bakınca bu tabloyu görüyorum. Eğer ki; ülkeyi yöneten kişiler bu olanlara sessiz kalıyor ve üzerine mecliste yemin ettiklerinde kullandıkları yeminin içinden Türklük kelimesini çıkaracak kadar ileri giderek hareket etmekte ise bunlar meclisi federasyona çevirmeye çabalamakta değillerdir de nedir? 

Muhtemelen bunun devamında getirmeyi istedikleri bölgesel yönetimlerin oluşturduğu eski Yugoslavya benzeri bir federasyon yönetimidir. Bundan çıkar sağlayacak olan dış güçlerin ülke idaresine getirdikleri güçler aldıkları bu destekle adım adım bunun mücadelesini vermektedir. 

Türk kelimesi Türkiye Cumhuriyet’i topraklarından adeta silinmektedir. İşte burada gerçek Türk evlatları buna engel olma çabaları verirken hem siyasi hem hukuki idareyi ele geçirmiş olan güçlerde çeşitli ayak oyunları ile direnen bu kitle üzerinde çeşitli yasaklamalarla baskı uygulayarak Türküm diyenleri sindirmeye çabalamaktadır. 

Benim burada göz ardı edilmesinden çekindiğim asıl sorun bu gizliden gizliye Türk düşmanlığı yapan kitledir. Çünkü bunlar Türküm Atatürk’ü seviyorum diyerek halkın gözünü boyamış gizliden gizliye Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyet’i temellerine yerleştirdikleri dinamitlerle bu ülkeyi parçalamaya çabalamaktadırlar. 

Burada görev yüreğinde Türk olan vatandaşlarımıza düşmektedir. Bu oyunun farkına vararak bunları durdurmalıdırlar. Daha fazla ülkemize ve milli değerlerimize zarar verilmeden buna bir dur denmelidir. 

Bu durum Kurtuluş Savaşı verildiği esnadaki durumdan daha zor bir durumdur. Çünkü tanımadığın içinde olup sendenim diyerek ilk fırsatta seni arkandan vuracak bir düşmana karşı verilmesi gereken bir mücadeledir. İşte bu mücadelede görev gerçek anlamda milli kültür bilincinle yetiştirilmiş Türk evladı Türklere düşmektedir. 

Bu ülkede Türk olmak ve bu onuru taşımak nasıl tüm Türk vatandaşları için vazgeçilmez ve tarif edilmez bir gurur ise bu uğurda mücadele vermekte bir görevdir. Bu görevde verilmesi gereken mücadele Atatürk’ün ilke ve inkılapları doğrultusunda hareket ederek onun açtığı yolda ona layık bir şekilde yürüyerek bu vatan topraklarını bu gizli güçlerden temizlemektir. 

Bu yolda ilerlemek ve gerekeni yapmak Türküm diyen her vatandaşımızın görevidir. 

Şayet NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! Diyor isek bu yolda mücadele etmeli ve yok edilmek istenen Türk kelimesini ve milletini korumayı bilmeliyiz. 

Saygılarımla 

Burçak YAZICI 

 
Toplam blog
: 168
: 1098
Kayıt tarihi
: 02.07.10
 
 

4 kasım 1996 yılında İstanbul'da dünyaya geldim. Bu sene ilköğretimden mezun oldum. Okul hayatımd..