​ Ne tür müzik dinlersiniz? (4) / Bilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '09

 
Kategori
Bilim
 

Ne tür müzik dinlersiniz? (4)

Ne tür müzik dinlersiniz? (4)
 

Telli çalgılarda, farklı frekanslar, tellerin gerginlik miktarları değiştirilerek elde edilmiştir. Telin gerginliği arttıkça, titreşim frekansı da artar. Yani ürettiği nota, tizleşir.

Tabii bu mantıkla, Müzik Eserlerinin icrası için gereken, en az 2-3 oktavlık ses genişliğini sağlayacak sayıda nota üretebilmek için; bir sürü tel kullanmak gerekir. Bu da çalgıyı taşınabilir biçimden çıkaracağından, perde çözümü bulunmuştur. O nedenle telli çalgılar genellikle 4 – 6 telli olup, çok azı arp ya da kanun gibi çok tellidir.

Titreştirilmek üzere, 2 nokta arasına sabitlenmiş bir telin boyu kısaltılırsa, yani sabitlendiği noktalar, birbirlerine yaklaştırılırlarsa; telin titreşim frekansı artar.

İşte telli çalgılarda perde kavramı, bu nedenle geliştirilmiştir. Göğüsteki sabitlenme noktasıyla, sapının ucundaki ana eşik arasında sabitlenmiş bir telin, sapının ortalarına başka bir eşik yerleştirelim. Bu eşikle, sapın ucundaki ana eşik arasındaki herhangi bir noktaya parmağınızı bastıktan sonra teli titreştirecek olursanız; telin eskisinden daha tiz bir ses çıkardığını görürsünüz. Çünkü artık telin boyu yeni eşikle, göğüs eşiği arasındaki mesafedir. Telin titreşme frekansı, boyuyla tam ters orantılıdır. Bu nedenle; telin boyu yarıya indirilirse, titreşim frekansı 2 katına çıkar.

Örneğin Gitarın en alt teli, boşta, yani hiçbir perdesine basılmadan titreştirildiğinde, Standart LA dan bir sonraki oktavda bulunan 660[Hz] lik, Mİ sesini çıkarır. 1320[Hz] lik bir sonraki Mİ ise bu telin tam ortasına gelen perdede bulunur. Yani bu Mİ ye ait perdeden gitarın her 2 ucuna doğru olan uzaklıkları ölçülürse; eşit oldukları görülür.

Daha önce frekanslarının nasıl arka arkaya dizildiğini açıkladığımız notaların her biri için bir perde kullanılır. Perdeler ister metal eşikler, isterse de misinadan sargılar olsunlar, sapı enine tamamen kapladıkları için, bir tel için yapılmış olan perde, başka tellerde de, başka notalar oluşturmuş olur. Böylece birçok nota da, tekrar edilmiş olur. Bu durum; bir taraftan aynı melodinin, sap üzerinde farklı pozisyonlarda icra edilmesine olanak sağlarken, diğer taraftan bazılarında da çok sesli müzik yapılabilmesini kolaylaştırmıştır. Bir tel üzerinde kaç tane sesten sonra, bir alt tele geçileceği çalgıdan, çalgıya değişmektedir.

Elimizde 5 parmak bulunduğu ve başparmağımızı, sapı kavramakta kullanmak zorunda olduğumuz için, perdelere aynı anda basılabilecek 4 parmağımız vardır. Gitar gibi çok sesliliği amaçlayan çalgılarda; bu parmakların her biri, sapın ucundan itibaren bir perdeyi kontrol eder ve 5. ses için bir alt tele inildiğinden, aşağıya kadar 6 telde 30 notayı, yani 2, 5 oktavı, eli hiç kaydırmadan, 1. pozisyonda çıkarabilirler. Mandolin, bağlama, tambur gibi çalgılarsa, 6 sesten sonra bir alt tele inildiği için, çok sesliliğe, pek uygun değillerdir.

Yaylı çalgıların tümünde ve ud, tambur gibi Türk Musikisi çalgılarında; perde yoktur. Tel, göğüs eşiği ile tam parmağın basıldığı yer arasında titreştirilir. Bu çalgıların icrası, perdelilere göre daha zordur. Çünkü hem notaların yerlerini her seferinde el, göz ve kulak koordinasyonuyla bulmak gerekmekte, hem de tel perdenin eşiğinde değil de parmağın altında sıkıştırıldığından, yine her seferinde daha kuvvetli ve daha temiz bir baskı uygulanması gerekmektedir. Perdesiz çalgılar doğaları gereği 2 nota arasında sonsuz adet ses çıkarabilirler. Perdeli Batı Müziği Çalgılarında ise en küçük birim, Batı Müziğinin de en küçük birimi olan YARIM SES tir. Keman gibi hem Batı Müziğinde hem de Türk Musikisinde kullanılan perdesiz çalgılarsa; Batı Müziğinde, sanki perde varmış gibi yarım ses aralıklarla kullanılırken, Türk Musikisinde ise aynen ud ve tambur gibi, yarım sesin yarısından da daha küçük bir birim olan(tam sesin 1/5 i) ve KOMA denilen, aralık hassasiyetinde çalınır.

Çok seslilik; asıl notayla birlikte, daha önce bahsettiğimiz, HARMONİK seslerin de kullanılmasıyla oluşur. Bunların hepsi bir arada, kulakta güzel bir uyum hissi bırakırlar. Gitar gibi bazı çalgılarda bu harmonikler bazen eşzamanlı olarak değil de, ana sesin hemen ardından, peş peşe çalınırlar. Bu tarz bir icraya; ARPEJ denir.

Tek sesli yapıda tercih ettiği daha küçük birim ve daha zengin yapı, Türk Musikisine, Çok Sesli Müziğe uyum konusunda bir dezavantaj getirmektedir. Bu konuda şöyle bir benzetme yapılmaktadır. Batı Müziğinin yapı taşları, sade ve basit tuğlalardır. Buna karşın Türk Musikisini yapı taşları, çok köşeli, karmaşık yapılı bloklardır. Bu nedenle temel düzleminde gayet basit ve düz olan Batı Müziğini 3 boyutlu bir bina haline dönüştürmek gayet kolay olurken, temel düzleminde çok daha zengin ve karmaşık olan Türk Musikisinde, uyumlu bir şekilde binayı yükseltmek çok zorlaşmaktadır. Bence bu durum; Doğu ve Batı toplumlarının diğer kültürel alanlarda yaptıkları tercihlerin, adeta bir yansıması gibi görünmektedir. O nedenle, bu 2 müzik tercihini kıyaslayıp durmaktansa, her 2 sinin de kendilerine özgü güzelliklerinin farkına varmak daha doğru olacaktır diye düşünüyorum.

Dizimizin, 5. ve son bölümü olmasını planladığım gelecek bölümde; Müzik türlerine genel bir bakışla, ”iyi müzik” kavramını ortaya koymaya çalışacağım.

 
Toplam blog
: 30
: 2257
Kayıt tarihi
: 03.11.06
 
 

İzmirliyim ama, İstanbulda yaşıyorum. Elektronik Mühendisiyim ama, ilaveten yazıyorum. Evliyim ama..