​ Neden anlatmak istediklerimi anlatamıyorum? II / İş Yaşamı - Kariyer / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '06

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
 

Neden anlatmak istediklerimi anlatamıyorum? II

Neden anlatmak istediklerimi anlatamıyorum? II
 

Önemli olan ne söylediğiniz değil iletşiminizin niteliği ve etkinliği. Niteliğe bir önceki yazımızda atıfta bulunmuştum. Bugün etkinliği oluşturan diğer iki etmenden biri olan yakınlığı ele alacağız.

Ne kadar iletişim yaparsanız yapın eğer altın üçgenin 2. ve 3. ayaklarını sırasıyla, yakınlık ve gerçekliği uygun şekilde ele alamazsanız anlaşılmayı beklemek, zar atıp kumar oynamak gibi. Şansınız varsa anlaşılır, yoksa anlaşılmazsınız. Kimin böyle bir lüksü var bu hayatta? Kim bir iş görüşmesinde veya özel görüşmesinde hatta kendiyle olan iletişiminde anlaşılmama durumunu kabul edebilir? Anlaşılmak için bu kadar net ve etkin bir formül elimizde. Sadece üç basit kavramı göz önüne almak iletişimlerimizde ve hayatımızda pek çok engeli önümüzden kaldırabilir. Batılılar Aristo'dan bile önce retorik konusunu çok iyi irdelemiş ve bugüne kadar geliştirerek getirmişler. Bu kadar temel bir kavram neden eğitimimizde hakettiği yeri alamamış? önemli bir soru. Bu açığımızı kapatmak ve kendimizi hızla geliştirmek elimizde.

Gelin yakınlık demekle neyi vurguladığımızı açıklayalım. Yakınlık hem fiziksel hem de duygusal yakınlığı anlatıyor. Örneğin, E-posta mesajı, telefon görüşmesi, yüz yüze görüşme şeklinde yapılan üç iletişimi ele aldığımızda en yakını ve etkilisi yüz yüze görüşme iken, E-posta mesajı daha az etkili kalmakta. Duygusal açıdan bakarsak, tanıdığınız, saydığınız birinden gelecek mesajla, daha mesafeli olduğunuz veya hiç tanımadığınız birisinden gelecek mesaja yaklaşımınızı düşünün? Hangisine daha çok güvenir ve kredi verirsiniz? Tanımadığınız birinden yüz yüze görüşerekaldığınız mesajmı yoksa çok iyi tanıdığınız, saydığınız ve sevdiğiniz birinden gelen e-posta mesajımı daha etkili olur (mesajın içeriğnin aynı olduğunu kabul edelim)?

Bu sorulara vereceğimiz cevapları irdelersek, yakınlığın fiziksel ve duygusal önemli olduğunu fark edebiliriz. Bir uçta tanımadığımız biriden gelen yazılı bir mesaj varken öbür uçta tanıdığınız, sevdiğiniz, saydığınız biriyle yapılan yüz yüze görüşme. Ve bu iki uç arasında kalan diğer pek çok olasılık. Şimdilik sadece yakınlık kavramını bu boyutlarıyla bilmeniz yeterli.

İletişim ve yakınlık kavramları anlaşılmamız için gerekli altın üçgenin iki köşesini tamamladılar. Bu iki kavram anlaşılmak için gerekli olmakla beraber tek başlarına veya beraber yetersizdirler. Bu durumuteki olmayan bir ayakkabıya veya filmi olmayan bir fotoğraf makinasına veya motoru olmayan bir arabaya benzetebiliriz. Kısaca bu iki kavram anlaşılmanız için tek başlarına pek işe yaramazlar. Anlaşma altın üçgeninin üçüncü ayağı çok kritiktir. Gerçeklik kavramı anlaşılmadan bu üçgeni tamamlayamayız. Bu kavramı bir sonraki yazımızda ele alacağız. Ne olduğu konusunda küçük bir ip ucu vermek gerekirse, her şeyden önce 'gerçeklik'in gerçekleri söylemekle ilgili olmadığı belirteyim ve şu soruyla bitireyim: Gerçeklik ama kimin gerçekliği?

Sorumuzun cevabı ve daha fazlası bir sonraki yazımızda...

İşte altın üçgenin diğer iki ayağı yakınlık ve gerçeklik burada devreye giriyor. Şimdi yakınlık kavramını ele alalım.

 
Toplam blog
: 10
: 1001
Kayıt tarihi
: 29.06.06
 
 

Mühendislik alanında danışmanlık ve akademisyenlik görevlerini yerine getiren yazar, çağdaş organiza..