Neden blog yazıyorum / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '09

 
Kategori
Blog
 

Neden blog yazıyorum

Neden blog yazıyorum
 

Bugün (28 Ocak, 2009) Saat 13:15 ile 14:00 arasında, 3 erkek ve 3 bayan Milliyet Blog yazarları olarak, TRT-Radyo 1'de "Yaşarken" adlı programa konuk olduk. Öncelikle kurum olarak TRT İstanbul Radyosu'na; program yapımcımız ve blog kankamız Gülname Gümüş KURTGÖZ'e; olağanüstü sesi, diksiyonu, dikkati ve zekâsıyla programı mükemmel yöneten Saadet BAYKAL'a; açıklamalarıyla bizleri aydınlatan Psikolog Uğur DALAN'a çok teşekkür ediyorum.

Programda, ilk önce ben açıkladım duygu ve düşüncelerimi. Sonra sırasıyla Nilgün AKAD, Ömer Sabahattin ÇETİN, Sabiha RANA, Gülgün KARAOĞLU ve Ali GÜLCÜ görüşlerini anlattılar blog yazarlığı konusunda. İnternetten yayın yapan tüm radyolar gibi, biz de dünyanın her tarafında dinlendik ve Milliyet Blog'u başarılı bir biçimde tanıtmış olduk.

"Neden blog yazıyorum?" sorusuna vereceğim yanıtları vakit yetersizliğinden ötürü radyoda tamamen açıklayamadığım için şöylece sıralamak isterim:

Birincisi: sıkıntılarımdan genellikle dört yolla kurtulabiliyorum; sorunları çözerek, meditasyon yaparak, konuşarak ve yazarak. Yazmak bence bunlardan en etkili olanı; zira konuşmada işin içinde bilinç var, yazmadaysa işin içinde hem bilinç hem bilinçaltı. Dolayısıyla blog yazmak, derin bir rahatlama duygusu veriyor bana.

İkincisi: yazmanın en popüler türü olan blog yazmak yalnızlığıma iyi geliyor. Herkesin içinde, hepimizde bizi çok sevindiren, heyecanlandıran ve mutlaka paylaşmalıyız dediğimiz konular var; onları yazıyor ve tanıdığım-tanımadığım insanlarla empati veya dertpati kuruyorum.

Üçüncüsü: blogdaşlar veya daha sevimli bir ifadeyle blog kankaları kazanıyorum günden güne. Ve ufak da olsa bir sanal sosyal çevre kazandım Milliyet Blog sayesinde...

Dördüncüsü: blog yazarak bilinçaltımı boşaltıyorum. Ve bloğumu yayına verdiğim anda bir rahatlama hissediyorum. Üstelik yazarken de ham düşüncelerimin olgunlaştığını ve kendimi hangi cümle kalıpları veya üslupla daha iyi anlattığımı tekrar tekrar keşfetmenin sevincini yaşıyorum.

Beşincisi: ben roman da yazdım, yazıyorum; fakat romanıma birkaç satır eklemek için kendimi hiç zorlamam. Ne var ki blog yazmaya başladığımdan bu yana sanki daha sabırsızım; bir bloğum yeterince okununca hemen bir başka blog yazmak zorunluluğu duyuyorum. O nedenle de gerçek yazı eylemi ile blog yazıları arasında bir kalite farkı oluşuyor. Bundan rahatsızım; ama şikâyetçi değilim, çünkü bu benim kendi seçimim.

Altıncısı: ben özbenci biriyim. Bu kavramı ben kazandırdım Türkçeye. Ego tatmini ve egoizm’den ayırmak için. Özbencilik bireyin akıl, ruh ve beden sağlığını koruması demek. Benim deneyimlerime göre, yazma eylemi buna büyük katkıda bulunuyor. Hem derinleşmeme yardımcı oluyor hem de kendimi, insanları ve dünyayı daha derinden anlamamı sağlıyor.

Yedincisi: yazma diye bir tutkum var; onu tatmin etmek için yazıyorum. Yazmak bende neden bir tutkuya dönüştü, onu da hemen yazayım: bazen yazdığım şeylere ben dahi inanamıyorum; çünkü birdenbire bilmediğim şeyleri bilir oluyorum!.. Bu tür "derin bilme hâlleri"ni yaşamak bende bir tür bağımlılık yarattı. Yani o hâlleri özlüyorum yazmadığım zaman.

Sekizincisi: paylaşmayı seviyorum. Tâ çocukken simidimi ve cep harçlığımı kuzenlerimle paylaştığım günden bu yana vaktimi, enerjimi, kazancımı, bilgi birikimlerimi ve el becerilerimi hep paylaştım, paylaşıyorum. (Beş kitabımı da ücretsiz olarak dağıtıyorum şu bloğumda: http://mehmetsaglam.blogcu.com )

Dokuzuncusu: sosyal sorumluluk sahibi olmam... Benim olanaklarıma sahip olmayanlara, kendi maddî ve mânevî yeteneklerimi kullanarak edindiğim birikimlerimi sadece bir teşekkür karşılığında sunmak için yazıyorum...

Son söz:
Blogculuk şimdilik genel kültür düzeyinde bir yazma eylemi; fakat birkaç yıl sonra bence uzmanlaşmış ünlü blogcular görmemiz olasıdır. Çünkü bu genel kültürcülük eğilimi dikkatlerimizi dağıtarak uzmanlaşmayı engelliyor; oysa iyi yazmayı öğrenen blogcular uzmanlaşmak isterler/isteyeceklerdir. Dolayısıyla “Blog Yazarlığı” diye ciddi bir meslek dalının doğumunu görüyorum ufukta. Ve hatta buna bağlı olarak da, 9-10 yıl sonra bir Nobel Blog Ödülü çıkabilir ortaya.

Dip not: Aşağıdaki bağlantıdan MP3 formatındaki konuşmalarımızı indirip dinleyebilirsiniz (43 MB ve zipli dosya):


http://s2.dosya.tc/upload/hC0nBE/TRTradyo-1blogkonusmalari.rar.html

.
.
.
.
......................................................................................
* Kadın-erkek sayısı eşit ve "Dokunulabilir Meclis" istiyoruz!
.....................................................................................


 
Toplam blog
: 147
: 2923
Kayıt tarihi
: 05.05.07
 
 

İngilizce öğretmeniyim, çevirmenim, dilmaçım, araştırmacıyım. / Beş kitabım var: Beynin Kimliği, ..