Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Neden bu kadar mutsuzuz ?

Neden bu kadar mutsuzuz ?
 

Mutsuzum, Mutsuzsun, Mutsuz

Ama neden ?

Şimdi size kısa bir hayat hikayesi anlatacağım..

Steve Jobs, i phone telefonlarımızın, i padlerimizin babası, apple ve pixar’ın kurucusu 2011 yılında Pankreas kanseri yüzünden aramızdan ayrıldı, yıllarca bu hastalığı çekti ve onca mal varlığı, onca milyonlar sağlığını kurtarmak için çare değildi. Evet hikaye bitti.

Para, Jobs’ı kurtaramadı, parası varken yıllarca hasta yaşadı. Belki çok da mutsuz yaşadı..

Bu hikayeyi, mutsuzluğun başlıca sebebini “ekonomik sıkıntı” olarak gören okuyucular için yazdım.   

Etrafınızda görüp “o benden daha fazla kazanıyor, tuzu kuru” dediğiniz o insan da inanın ne cebine giriyorsa kuruşuna kadar harcıyordur. 1 kazanırsak 2, 10 kazanırsak 11 harcıyoruz. Kredi kartı taksitiyle, banka kredisiyle, çekle, onunla, bununla kendimizi kandırıyoruz. Aramızdan kaç kişi her ay hesaplı gidiyorsa alkışlıyorum.

Tatminsiziz. Egolarımız çok yüksek. Kıskancız. Onda varsa bende de olacak modundayız.

Küçücük çocuklar okulda arkadaşlarından gördüğünü istiyor. “Benim çocuğum eksik kalmasın” diyen aileler alıyor. Okullar bile artık tabletleri yaptırım halinde pazarlar olmuş..

Bir tüketim furyasıdır gidiyor..

Demem o ki “Ekonomik kriz” her ailede, her kişide var.  

“Param olsun mutlu olacağım” görüşü yukarıdaki hikayeyi hatırlatsın hepimize.

Mutsuzluğun sebebini sorduğumuzda ilk sırada rekor kıran “Para” sorunundan dolayı bu kadar uzattım.

İkinci sırada tabi ki ilişkiler geliyor:)

Kadınlar kocalarından, adamlar karılarından mutsuz. Kimse kimseyi anlamıyor çünkü dinlemiyor. Ezik ilişkiler yaşanıyor. İletişim denilen şey arada heba oluyor çünkü günümüz iletişimi ilişki birliğine sahip çıkmayıp susan erkek ile kendi kendine ilişkiyi kurtarmayı üstlenmiş canı çıkan mutsuz kadın iletişimsizliğinden oluşuyor. Ondan sonra da “kadınlar güçlendi, ayaklarının üzerinde duruyor, evlilik kurumunu beğenmez oldular” deniyor. Bir ilişkinin tek taraflı ya da çok yönlü (maaile ) gitmeyeceğine dair seminer düzenlemek gerek:)

Başlı başına bir konu ilişkiler…. Bol nokta koyuyorum o yüzden…..

Mutsuzuz çünkü;

*Bütün derdimiz dışarıdaki insanlar. (Keşke derdimiz kendimizle olsa ve kendimizi geliştirmeye baksak)

*Önce “BEN” bencilliğine kapılmışken aslında hiçbirimiz oturup da BEN ile konuşmuş değiliz, daha çoğumuz BEN i tanımıyor bile…

*Etrafımız elektronik dolu ve elimizden düşmeyen bu canavarlar sayesinde enerjimiz inanılmaz etkileniyor. Çıplak ayak toprağa basmalı bol bol.

*Sağlıklı beslenmiyoruz. Yediğimiz her şey hücrelerimizi etkiliyor.

*Kim ne derse kişiselleştiriyoruz. Hemen üstümüze alınıyoruz. ALINMAYIN. Kim ne derse kendine diyor.

*Sosyal medya’da birbirimize “canım cicim” yazıları yazmaktan göz göze oturmaya vakit bulamıyoruz. Oturduğumuzda da instagramda, facebook’ta en güzel fotografımızı paylaşma derdindeyiz. Gönül gönüle çok az şey paylaşıyoruz.

*Eğitim eksikliğimiz oldukça cesaretimiz tavan yapıyor. Ve kendimizi o kadar mükemmel görüyoruz ki herkese çamur atıp kendi eksikliklerimizi kapatıyoruz (zannediyoruz tabi) Eğitim şart.

*Her olana DUYGUSAL tepkiler veriyoruz. Gittiğiniz giyim mağazasında bir çalışan vüdunuza bir laf ettiyse kaçınız bir daha o mağazaya girmedi ?. İşte böyle bir şey:)

*Ufacık bir ağrıda ilaçlara sarılıyoruz. (Kaynatın sarımsağı, için. Ohh mis gibi doğal antibiyotik.)

*Hayatta garanti arıyoruz. Kendi hayatlarımızın bile garantisi yokken.

Mutluluk için birkaç tüyo;

*Bir şeyi 40 kere söylerseniz olur (Rahmetli babaannem’den) O yüzden iyi cümleler kurun.

*Kimse, kimsenin rızkına mani olamaz. Allah var ! Tuzak kuranlara tuzak kurar. Allah’tan başka kimseden korkmayın. 

*Her isyan etmeye yaklaştığınızda kendinizden özür dileyin şükredecek onca şeyiniz varken. Şükrettikçe şükrettiklerimiz artar.

*Konu ne olursa olsun hiç bir saygısızlığa tahammül etmeyin.

*Küçücük bir şey bile olsa teşekkür edin. Teşekkür etmek de bir şükürdür !

*Mutsuzsanız mutluluk oyunu oynamayın. Sonuna kadar yaşayın üzüntünüzü. 

*İlişkilerde şikayet ettiğiniz her neyse bırakın ve eşinizin en iyi yönlerine odaklanıp her gün bu yönünü takdir etmeye başlayın. Enerji yasası gereği neden hep bahsediyor ve içinizden korkuyorsanız o olur. İyiden bahsedin.

*Her gecenin bir sabahı vardır. Düne baktığınızda en geçmez dediğiniz üzüntüler geçmedi mi ? Bu da geçecek deyin.

*Yardım edin her varlığa:) Enerjiniz yükselsin. Benim “365 güne 365 hikaye” yazımı okuyun..

*Spor yapın :) 

*Sıkıntı geldiği an, bangır bangır bir müzik açıp saçma sapan dans edin.

Bugün bembeyaz bir sayfaya şükrettiğiniz şeyleri yazın. Doya doya su içebiliyorum, okuyabiliyorum, sağlığım yerinde, sevdiklerim yaşıyor vs…. Kaç madde olacağına inanamayacaksınız.

Kendinizi her şeyinizle ÇOK sevin. (Bencil olmaktan bahsetmiyorum)

O hataları yapmasaydınız, o üzüntüleri yaşamasaydınız bugünkü SİZ olamazdınız.

Geçmişte yaşadıklarınıza kocaman bir teşekkür edin. 

Aşkla, ışıkla, farkındalıkla kalın…

DUYGU GİRAY

www.duygugiray.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 239
Kayıt tarihi
: 11.01.16
 
 

İstanbul doğumlu olan Giray, Koç Üniversitesi Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olup okul y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster