- Kategori
- Gündelik Yaşam
Nefes...

Sadece küçük bir nefes ve küçük molalar gerekiyor...
"Aklımı kaybettim..." dedi,
Ellerimi...
Yürüyen, yol gösteren
Beni sana getiren ayaklarımı...
Hüzünle, sevgiyle, aşkla bakan gözlerimi..
Sıcacık, şevkatle ve titrek sokulan bedenimi..
An gelip de konuşan,
Kırılınca susan dilimi..
Yazımı,
Baharımı,
Son baharımı...
iklimlerimi...
Sevdiğimi,
Sevgili'mi..
Çocuk gibi baktıgım zeytin ağacımı,
Çiçeğimi..
İncir'imi...
nar'ımı
Velhasıl,
Yaşamak için tutundugum her şeyi
Kaybettim!
Balkondaydım...
Yaz boyunca gelin çiçeği gibi açan petonyanın yer yer kurumuş yapraklarını, dallarını temizliyordum..
yanıma geldi ve dikildi.. yaprakları dallarından tek tek kopartmamı izledi sessizce...
Göz ucumla baktım..
Hüzün, keder.. acı... suç işlemiş bir çocugun ifadesi... hepsi işte! ne varsa hepsi yüzünde..
"Kökünden kopartıp atma sakın!" dedi.. telaşla.. "belki daha açar.. baksana daha yeşil dalları var!"
"Tamam Hulki baba, merak etme dedim..
Sonra; petonyayı güneşe karşı koydum...
Topragını eşeledim.. havalandırdım..
Küçücük bir solucanı kuru bir dalla tutup aşağıya attığımı görünce..
"Aah! dedi, çatlak bir sesle.. tüh! olmadı.... gördün mü bak? artık hayır bekleme sen bundan! kesin köküne zarar vermiştir bu.. artık hiç açmaz.. hiç bakma gözüne! kurur bu"
Sonra usulca;
"Benim gibi" dedi..
Gözlerim birden yanmaya, acımaya başladı...
Toprağı daha çok eşelemeye başladım.. derinlere, daha derinlere ulaşmak istedim... başka solucan var mı diye eştikçe eşeledim... tırnaklarımın arasına doldu topraklar..
Yavaşça arkama baktım sonra... gitmişti..
İçine bir solucan girmiş Hulki babanın.
Sessizce kemirmiş,
İçini acıtmış..
ağlatmış..
Oysa hayat ona;
"Teneffüs" demiş,
"mola" demiş.. Hulki baba duymamazlığa gelmiş.. hayatı ti'ye alarak kulak asmamış..
Ve sonunda,
"Hey! dur! dön de bir önüne bak!" demiş sertçe. "nereye gidiyorsun yolun tükendi!
Hayatın karşısında suçlu, küçük bir çocuk gibi şimdi Hulki baba.. şaşkın.. ürkek.. keşke cezası bir duvar dibinde tek ayak üzerinde durmak olsaydı..
Hayat bilmez,
Zeytinler dallarında kararmış, dibine dökülmeye başlamış, bir an evvel toplanması sonra da sıkılması gerek.. hayat bilmez, seneye zeytinlerin arasına bir kaç elma ağacı, yol boyuna da nar ağacı, ve birkaç da portakal ağacı dikilecek... hayat sormaz. İster misin, istemez misin? Sever misin? Sevmez misin? O sadece verir ve alır! O kadar!
Sadece küçük bir nefes!
Küçük nefesler gerekiyor.
Ve küçük molalar..
Biliyorum ki;
Hayatın nefesi bizim nefesimizden daha güçlü..
O isterse,
Kendine doğru döndürebiliyor
Ve isterse..
Kendinden uzaklaştırabiliyor..