- Kategori
- Deneme
Nefis ve Riyakârlık
Koronavirüs ile birlikte birçok şey görünür oldu...
Esasında, her şey “görüntüden” ibaret...
Bir salgın dolayısıyla sosyal yaşamdan koptuk ya...
Fiziki mesafelere hapsolduk ya...
Telaş...
Sığınma ihtiyacı...
Ama, bu böyle bir sığınma değil. Yani, fiziki bir mekâna değil.
Telaş demiştim...
Ama, bu kapitalizmin dayattığı telaş da değil.
Şimdi birden “ölüm riskiyle” karşı karşıyayız ya... İnsanın doğaya olan duyarsızlığından dem vuruyoruz ya...
Üstünlük ve hakimiyet kurma istenci... Bitmez tükenmez tüketme ihtiyacı!
Modern insanın telaşları ve hedefleri de zaten göstermelik değil mi!
Sosyal medyada bir şey olağanlaşınca ya da tekerrüre düşünce, trend oluyor ya...
Tasavvufa yönelme canhıraşları gözlemleniyor bu aralar...
Nefs mücadelesi ve muhasebesi!
Öyle sosyal medya hesaplarından, başkalarına ait resimli cümlelerin/düşüncelerin paylaşımı ile, başkalarına caka satma istenci!
İşte bu böyle olmuyor. İtikat meselesinde veya inancın koruyucu ve kollayıcı şefkatinde, trendlere veya genelgeçer duygulara gark olmak, nefs ihtiyacını tatmin etmiyor.
Ramazan ayı geldi çattı ya... Bulunduğumuz yerlerden veya mekânlardan nefs muhasebesi yapılmasına yönelik tavsiyeler...
Evet... Neyi iyi yaptık neyi berbat ettik!? İçi dönme vakti de... Nefsi terbiye etme zamanı da...
Nasıl? Görünürde değil. Tam bir teslimiyetle ve samimi duygularla.
Modern insanın yanılgısı zaten hep buralarda:
Bir şeyler yapayım da, “görünür” olsun ama nasıl olursa olsun...