- Kategori
- Futbol
Nefret İttifakı :0 Fenerbahçe :3

15 gündür ortamı gerenlerin sadece Ankaragücü camiası olduğunu söylemek çok zor. Özellikle Fenerbahçe'nin Urfa'da kaybettiği final sonrası ortaya çıkan mutluluk tablosu ile karşılaştırdığımızda ortaya çıkan nefret ittifakını görmek hiçte zor değildi...
10 maçtır gol yemeyen takımın her oyunu sonrası ya hakemler ya da maç satan oyuncu isimleri zikredenlerin ve devamlı Fenerbahçe'nin rakiplerini aşağılayarak motive etmeyi görev sayanların yarattığı bu tabloda; 2 hafta önce ortaya çıkıp abuk sabuk laflar eden Atalay'da, Baba Oğul Gökçek'ler de, sanki Fenerbahçe ile namus kavgası varmışcasına ağzından köpükler çıkartarak küfürler eden Ümit Özat da bu nefret ittifakının birer figüranlarıydı sadece...
Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü,ne kupa büyüklüğüdür. Fenerbahçe büyüklüğü başka birşeydir adı konamaz” Ne kadar da güzel demişti büyük usta (İslam Çupi) yıllar önce...
Spor Kulübü sorumluluğuyla hiçbir branşta Fenerbahçe ile rekabete giremeyenlerin böylesi bir nefret ittifakı yaratmaları kendi çaresizliklerinden başka bir şey değildir...
2006'da da benzer bir tablo'yu Denizli'de de görmüştük. Üst üste 3.şampiyonluğa gitmemesi için yapılacak her türlü engelleme mübahtı. Bugün'de 18.şampiyonluğa koşan Fenerbahçe'ye her türlü küfür ve yabancı madde serbestti maçta. Oyun biraz daha sıkışmış olsaydı yarıda kalması da muhtemeldi ama bugün Fenerbahçe'li oyuncular çok soğukkanlı ve kendilerinden eminlerdi...
Biraz da maça bakarsak Fenerbahçe adına ön plana çıkan şeyin oyuncuların soğukkanlılığı yanında sabırla ayağa pas yapmaları ve takım savunması olduğunu gördük. Yine konsantrasyonlarını kaybetmediler. Özellikle geride Bilica sezonun en verimli maçını oynadı. Topuz yükselen formunu çok değerli bir golle süsledi. Golde Lugano'nun aklı da çok önemliydi. Vederson'da sol tarafta oldukça etkiliydi.
Gollerden sonra futbolcuların gol sevinçleri ne kadar şarj olduklarını gösteriyordu. Özellikle gerek Guiza'nın gerekse de Christian'ın armayı tutup öpmeleri aidiyet duygularının üst seviyede olduklarını göstermekteydi. Hele ki, kulübedeki Volkan'ın gol sevinci ise bu takımın son 9 haftadaki ayağa kalkışının yani takım oluşunun fotoğrafıydı...
Son sözüm Ümit ÖZAT'a... Senin için Kadıköy'de adam gibi adam Ümit Özat diye bağırdım. Seni eleştirenlerin devamlı karşısında oldum. Yazıklar olsun. Çubukludan ayrılmanın üzerinden henüz 3 sene geçmesine rağmen, sende içinde bir nefret duygusu beslemişsin. Günlerdir maça çok farklı bir motivasyonla hazırlanıyor ve devamlı ortamı geriyordun. Maç öncesi orta sahada malzemecisinden masörüne kadar herkesi toplayıp konuşmalar yapmak, ofsayt pozisyonuna ağzından galiz küfürler savurmak, kraldan çok kralcı olmak sana yakışmadı Özat. Yolun açık olsun...
Biliyorum pek maç yazısı olmadı bu yazı ama son haftalarda başta Başkan Aziz Yıldırım olmak üzere milyonlarca Fenerbahçeli susuyor ve ağız ishali olanları şaşkınlıkla dinliyor... Kupa finalinden sonra da iyice ortaya çıkan pankart kardeşliğiyle birlikte bizlerde dolduk elbet... Bu kadar masrafa girmeyin, madem birbirinizin galibiyetlerine kendi galibiyetlerinizmişcesine sevineceksiniz, ortak bir takım kurun, hatta spor kulübü kurun öyle gelin Fenerbahçe'nin karşısına... Bizi Efes Pilsen'lere, Telekomlara, Vakıfbank'lara, Arkas'lara, Belediyelere rakip yapmayın...
Neyse, Fenerbahçe çok önemli ve çok kritik bir deplasmanda 3 puandan daha değerli bir galibiyet aldı...Bu galibiyet 18.şampiyonluğun da habercisi.
Haftaya Kadıköy'e 18.şampiyonluğa tanıklık etmeye bekliyoruz...
Ahmet ÇELİKSÜNGÜ
09 Mayıs 2010
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır