​ Nemrut Dağı / Yurtiçi Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '10

 
Kategori
Yurtiçi Tatil
 

Nemrut Dağı

Nemrut Dağı
 

Komagen Krallığı Heykelleri, Apollo


Üzerinde Güneş Motel yazan eski minibüs bizi Malatya merkezdeki çay bahçesinden alarak Nemrut’a doğru yola çıktı. Otelin misafirlerine rehberlik yapan Hüseyin Bey de o gün erzak almak için Malatya’ya inmişti. Koca minibüste ben, oğlum, Hülya, Zehra ve rehberimiz Hüseyin Bey yola koyulduk. Önce bir bakkalın önünde duruldu. Güneş Bakkal. Bende gülerek

‘Bakkalın sahibi akraba mı yoksa?’ diye sordum. Rehberimiz gülerek

‘Bira ya da şarap almak istiyorsanız şimdi tam zamanıdır’ dedi.

Ne şarabı? Ne birası? Tanımadığımız insanlarla biz bir bilinmeyene yola çıkmışız bir de alkol mü karıştıracağız işin içine? Güvensizlik diz boyu. Güneş Bakkal’dan biz suyumuzu yolda yemek için kuruyemişlerimizi aldık rehber de makarna ekmek ve otelin diğer ihtiyaçlarını tedarik etti ve tekrar Kubbe Dağına doğru yola çıktık. Kubbe dağı muhteşem bir güzelliğe sahip, dağa yaklaştıkça çevremizi saran yeşillikler yok olmaya başladı. Daha kurak bir görüntü sarmaya başladı her yeri. Bundan sonraki on gün içinde bu görüntülere alışacaktım. Muğla’nın o yeşil zeytinlikleri çok gerilerde kalmıştı artık. Minibüste orta koltukta kapıya yakın elimde fotoğraf makinesi oturup bir yandan da doğanın resimlerini çekmeye çalışıyordum. Camı aralayarak direk nişan alırsam içerden çekildiğinde camın gölgesini ve lekelerini almam diye düşünmüştüm ama ne var ki minibüs yukarı doğru tırmandıkça ve sağ yanımızdaki uçurum iyice büyümeye başlayınca dehşet bir korku saldı içimi. Nemrut’a tırmanan bu minibüste bende yükseklik korkusunun başlamış olduğunu anladım. Luna parklarda 12-13 kat yüksekliklerden hız trenleri ile düşerken kahkahalarla gülen ben kendime inanamadım. İnatla resim çekebilmek için yüzümü sol yanımızdaki dağa makineyi de sağ tarafımdaki camdan dışarı uçurumun karşı tarafındaki muhteşem güzelliğe doğrultarak resimlerimi inatla çektim. Kubbe dağının kuytu bir köşesinde bir lokantanın önünde durduk. Güneş Lokantası! Neden şaşırmadım? Biz Güneş sülalesinin eline düşmüştük. Yine gülerek indim minibüsten, müthiş güzel bir kavurma ve pilavdan oluşan yemeğimizden sonra tekrar yola koyulduk. Nemrut zirvesine 1, 5 km kala olan otelimize geldiğimizde ben tırmandığımız dağda farkına vardığım yükseklik korkusundan artık dizlerim titreyerek indim minibüsten.

Kalacağımız otel yeni sayılacak bir taş yapı. Dışarıdan görünüşü çok güzel ve modern. Otelin karşı tepesinde hayvan otlatan çocuklar, kadınlar var. Orası civar köylerin yaylaları. Kocaman bir levha bize otelin ‘Güneş Motel’ olduğunu müjdeliyor. İçeride sadece bir aşçı var ve bizim rehberimiz ve şoförümüz. Bütün otel bize ait.

‘ Bak’ diyorum oğluma ‘gördün mü annenin değerini bil, oteli kapattık senin için’

Otelde Nemrut dağına ait kitaplar var ve bir kaç hediyelik eşya, Nemrutun tepesinde olan heykellerin minyatür masa süsleri , bir kaç kahve kupası ama çok fazla sergilenmemiş. Nemruttan inen arabalar oteli es geçiyorlar, duran yok. Rehbere ‘hediyelik eşyalar’ ‘soğuk içecekler’ diye bir kaç levha fikri verip İngilizce karşılıklarını yazıyorum bir kağıda. Yola levha asarlarsa insanların duracağını hatırlatıyorum. Odamız harika. Biz üç yataklı bir odadayız, banyomuz var ve benim şanslı oğlum yine kendi başına bir odada kalıyor. Heyyo, otel bizim, kapatmışız ne de olsa.

Saat 6:45, minibüse binip zirveye doğru yola çıkıyoruz, bir sürü viraj ve yine benim yükseklik korkum ama hiç uçuruma bakmıyorum. Her ne kadar arada bir aklıma minibüsle aşağı yuvarlanacağımız geliyorsa da hemen itiyorum aklımdan bu aptalca korkuyu. 1, 5 km olan yolu minibüsle tırmanmamız yaklaşık yarım saat alıyor. Zirveye yaklaştığımızda kapıdaki görevliye sanırım 6-7 lira civarında bir şey ödedik , bu miktar aynı zamanda sabah güneşin doğuşunu da izlememiz için yeterli olacaktı. Güvenliğin kaldığı bir mobil bina yapılmış, bunun dışında hiç bir şey yok. Genel tuvalet, içecek, yiyecek. Hak getire! Gelen turistlerin ellerinde şarap ve biraları ile yukarı çıktıklarını görünce anlıyorum neden bize de ‘şarap ya da bira alacaksanız bakkaldan alın’ dendiğini. Çay kahve bile yok. Ne iyi olurdu bir fincan sütlü kahve olsaydı bu mistik mekanı kutlardık karşılıklı.

Nemrutla ilgili bir çok site var. Nemrut dağının dinsel hikayesi beni çok ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren Nemrutun tepesindeki mistik hava. Oğlumun yüzüne baktığımda ne kadar heyecanlı olduğunu görüyorum. Tanrıların heykellerini incelerken yüzünde hem bir merak var hem sevinç.

Komagen Krallığından kalma heykeller arasında gezip duruyor. Dağı tırmanırken in cin top oynuyor gibi görünüyordu bizde doğal olarak minibüste tek olunca, otelde tek olunca zirvede de tek olacağımızı düşündük ama öyle değildi işte. Bizden önce in cin top oynayan dağı tırmananlar ve Adıyaman tarafından gelmiş olanlara doluydu tepe ve aşağı baktığımızda da hala geliyorlardı. Komagen ‘herkesin mekanı’ demekmiş . Koma Göne de herkesin mekanı demek. Aşina geldi bana. Nemrutun doğu tepesinde tarihi ile ilgili bilgiler aldıktan sonra batı tepesine yani Adıyaman’a ait olan tarafına yürüdük dağın. Manzara muhteşem. Rehberimiz Hüseyin Bey bize ileride Diyarbakır, Urfa ve Malatya’ya ait toprakları gösterdi. Batı yakasına geçtiğimizde bu topraklara Adıyaman da eklendi. Aşağı baktığımda bir kafilenin yukarı tırmandığını gördüm. Adıyaman tarafından zirveye gelenler yaklaşık 2 km yürümek zorundalar. Bizim geldiğimiz gibi Malatya’dan gelenler ise 250 metrelik bir yürüyüş yapıyorlar. Yaşlıların tırmanışını kolaylaştırmak için eşekler var. Resimleri ardı ardına çekiyoruz. Bazı yabancı fotoğrafçılar yerlerde sürünerek resimler alıyorlar. Batı yakasındaki Zeus’ un resmini çekmek için epey bir bekledik. Fransız bir fotoğrafçı uzun zaman resim çekti. İnsanların ülkelerinden buralara gelmiş olması ayrı sevindirdi beni. Bu tatile çıkmak için hazırlıklarımızı yaparken oğluma gideceğimiz yerleri anlattığımda bana birkaç kez yüzünde ne göreceğini bilmez bir ifade ile ‘ Ben senin gibi gezgin değilim sevmiyorum farklı yerlere gitmeyi senin gibi’ dediğini hatırladım. Şimdi farklı ülkelerden insanlarla karşılaştığında fikrini değiştirdiğini görüp seviniyordum. Biz Maryland eyaletinde yaşarken hafta sonlarımızda sırt çantamızı alıp turistlik yapmayı sevdik. Yakın mağaralara, tarihi yerlere gittik hep beraber. Pazartesi olduğunda işyerimizde anlatırdım mesai arkadaşlarıma gittiğim yerleri, Bu ülkede doğup büyümüş bu insanlar hayretle dinleyip anlatırlardı bana Beyaz Sarayı sadece televizyondan gördüklerini. Bende hayretle dinlerdim. Çocuklarımın böyle olmasını istemedim hiç. Washington DC ye 20 dakika mesafede yaşayıp oraya hiç gitmemiş olmak anlaşılır değildi.

Nemrutta bizimle birlikte gün batımını izleyen karışık bir kalabalık vardı. Cıvıl cıvıl. Bizde olan heyecanın aynısı herkeste var. Heykellerin olduğu yerden en yüksek noktaya kadar çakıl taşları ile kaplı alanın eskilerde yüksekliğinin 75 metre olduğunu ancak gelenlerin tırmanmalarından dolayı çakıl taşları kaydıkça yüksekliğin 50 metreye inmesinden dolayı daha yukarıya tırmanmak yasaklanmıştı. El yazısı ile bir levha yerleştirmişler ‘Tepeye çıkmak yasaktır’ diye. Bu kadar. Bu yasağın hangi kuruma ait olduğunu belirten bir yazı, bir resmiyet yok.

Fotoğrafçılar batı terasında da ha gayret resimler çekiyorlar. Rehberimiz bize herkesten uzak bir tepe buldu ve oraya tırmandık hepimiz. Yanımıza kadar çıkanlarla sohbet ediyoruz. Kimi Adana’dan gelmiş, kimi Kanada’dan, İstanbul, Adıyaman, Japonya, Fransa. Her yerden gelmişler güneşi batırmaya. Bu keyifli ortama noktayı koyan da Çay Tanrısı Hasan oldu. Nereden çıktıysa elinde bir termos çayla geldi isteyenlere çaylarını verdi. Ellerinde şarap ve biraları ile oturanları görünce saatler öncesi duyduğum güvensizliği anımsayıp utandım.

‘Kötü mü olurdu bir şişe Efes şimdi?’

Rehberimizin de söylediği gibi güneşin batışı 7:50 civarında oldu aynen. Adıyaman tarafından gelen o tarafa bizler de doğu terasından minibüsümüze yöneldik. Eşekler yaşlıları bekliyorlardı. Çok acıkmıştık, otele döndüğümüzde aşçının yapmış olduğu ve uzun zamandan beri yediğim en lezzetli kavurma, salata ve pilavımızı yerken bir sonraki günün planlarını açıkladılar bize. Sabah 4 gibi bizi uyandıracaklar. Kahvaltımızı yapıp tekrar zirveye çıkacağız bu kez de gönderdiğimiz güneşi karşılayacağız. Kahvelerimizi içmek ve ustalığı ile övünen rehberimize bir tavla dersi vermek için dışarı çıktık. Oğlum lavaboyu kullanacağını söyleyerek odasına çıktı. Otelin hemen yanında kocaman bir çadır var. Çadırın dışında zirvede gördüğümüz bir grup genç oturmuş biralarını içiyorlar aralarında konuşuyorlar. Benim güvensizliğim yine yoklamaya başladı beni. Çadıra gidiyoruz. İn cin top oynuyor müthiş bir sessizlik var biz geçerken yanlarından.. Rehberimiz onca oda olmasına rağmen geceleri orada uyuduğunu anlattı. Çadırın içini sedirlerle çevirmişler bir köşede yığılı bir sürü battaniye var. Soğuk havalarda zirveye çıkan misafirler sarınıyorlar bu battaniyelere. Ertesi sabah bizim sarınacağımız gibi. Tavla oynadıkça gelmeyen oğlumu merak etmeye başladım. Hülya ve Zehra bizim oyunumuzu izliyorlar, sohbet ediyoruz. Dışarıdan kahkahalar yükseliyor ve güvensizliğim içimi kemiriyor. En sonunda oyun bitti saat artık 10 olmuş odamızın yolunu tuttuk. Dışarıdaki kalabalık hala oturuyor biraları ve sohbetlerini sürdürüyorlar. Hepsine iyi akşamlar dileyerek önlerinden yürüdük gittik. Oğlumun odasının kapısını çaldım neden aşağı gelmediğini sordum, uykulu bir sesle yorulduğunu söyledi. Biraz rahatladım. Odaya girince yine rahatsızlık başladı çünkü odanın kapısı kapanmıyordu. Bırak kilitlemeyi kapı hafif aralanıyor ve kapanmıyor! Kapının arkasına lap top çantası ve sırt çantalarını dayadıktan sonra uyumaya hazırlandık. Hülya ve Zehra uykuya geçtikten sonra ben uyumamaya kararlıydım biliyordum bir şeyler olacağını kesin. Birazdan biri kapımızı açacak diye beklerken uykuya yenik düşmüşüm ama kapıya vurulduğunda hemen yerimden fırladım.

-Ne oluyor? Bir şey mi var?

Nemrut Dağı ile ilgili birkaç site adresi:

http://www.puturge.gov.tr/icerik.php?theCat=39

http://www.malatyakulturturizm.gov.tr/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFFD11656DE495B312554D02F3C406BA30

http://www.malatyaguncel.com/news_detail.php?id=50906

 
Toplam blog
: 20
: 1291
Kayıt tarihi
: 04.10.10
 
 

Bin yildir Turkiye'den uzak yasamis olmanin vermis oldugu olumlu ve olumsuz deneyimleri, cevremdeki ..