- Kategori
- Deneme
Nerdesiniz?
“Geçmiş günlerdi. Mevsimi mevsiminde yaşıyorduk, topraklarımız bereketli, beklediğimizin iki katını biçiyorduk. Günlerce sürerdi bir tarlayı ekmek. Sabah ezanından önce kalkar, namazdan sonra giderdik tarlaya, hap beraber, karanlıkta. Korkulmazdı şimdiki gibi herkesten güvenirdik birbirimize saygı duyardık.” Derdi koca anamız. ”işimiz bitmezse gece tarlada yatardık tabi mevsim yaz ise. Dedeniz, gece koyun gütmeye giderdi. Akşama kadar yorulurlardı anneannengil, eee kolay değil daha çocuklardı o zamanlar. Bende mürdümek yarardım; at- eşek yesin daha canlı olsun karınları doysun diye. Mürdümeği yarar, ertesi günün yemeğini hazırlar, içim rahat yatardım.” diye de eklerdi.
Bunları söyledikten sonra; kınasız halini hiç görmediğim ellerini, yüzüne götürür; gözlerini ovardı. Bir sürü dokuması vardı o güzel mis gibi toprak kokan evinde, binek hayvanların semerinin üzerine konulan “ heybe” oluşturuyordu çoğunu. İçlerinde diğerlerinde daha çok dikkatimi çeken bir şey vardı; bağcak. Çünkü aynısından evimizde de vardı.
Büyük dedemiz gündüz tarla sürüp (o zamanlar hayvan gücü ile olan sabanlar ile) bağ- bahçe ile uğraşır;gece koyun güdermiş. Çok yorulurmuş. Koyunun başında uyur kalırmış. “her çobanın bir el koyunu olur” demişti koca anamız. Koyunları çağırınca ilk o gelirmiş, onun arkasından da koca sürü.
Çoban bağcağın bir ucunu kendi el bileğine, diğer ucunael koyunun boynuna geçirirmiş. Karnı doyan sürü, kısa zaman sonra daha iyi yiyecek bulmak için uzaklaşırmış. El koyunu da o yöne gitmek için, ipi asılır bu sayede de çoban uyanırmış. Sürünün başkasının malına- mülküne zarar vermesi engellenirmiş.
Bakar mısınız insanların inceliğine ve herkesin malına- mülküne zarar vermemek için geliştirilen çözümlere…
Günümüzde ise koca mecliste bir Başbakan ve bir Baykal. O ona saldırıyor o ona bu nedir yaa çözüm üretin artık. Bu güzelim milleti üzmeyin artık
NEREDESİN BÜYÜK DEDE, KOCA ANAMIZ NEREDESİNİZ? NİÇİN SİZİN GİBİ DÜŞÜNEN İNSANLARA RASTLAMAK ÇOK ZOR ?